28 Eylül Pazartesi günü başlayan yağışlarla şehirde adeta afet alarmı çalmaya başladı. Tabi bizim gibi alanında uzman olmayan vatandaşlar bunun sel ve felakete yol açacağını kestiremedik. Yağışların 2. Ve 3. gününde afetin boyutu kendini daha net gösterdi tabi. En son 2015’te buna yakın bir yağış tablosu görmüştüm ama bu kez bambaşka bir tablo vardı. Yağışlar boyunca hem Büyükşehir Belediyesi’ni hem ulusal kanalları hem de haber bültenlerinden yapılan açıklamaları anlık olarak takip ettim.
Şehrin dört bir yanında selden etkilenen vatandaşlar SASKİ ve Büyükşehir Belediyesi’ne acil yardım çağrılarında bulundu.
SASKİ ekipleri, DSİ ve AFAD; 560 personel ve 225 araçla 48 saat boyunca sahada çalışmalarını aralıksız sürdürdü.
En çok etkilenen bölgelerde Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar incelemelerini sahaya inerek sürdürdü.
Yağış öncesinde 29 metre 55 santimetre seviyesinde bulunan Sapanca Gölü, 30 Eylül itibarıyla 29 metre 85 santimetreye ulaştı. Yani 15 milyon metreküp su… Son yıllarda su sorunu yaşayan Sapanca Gölü için felaket gibi görünen bu yağışlar tam bir bereket oldu.
Bu süreçte dikkatimi çeken iki konu oldu. Sele altyapının yetersizliği mi sebep oldu? Tüm bu süreç boyunca vatandaşın yanında kim vardı?
Sorun altyapıda mı?
SASKİ’nin son yıllarda aldığı milyonluk yatırımlar ve yoğun çalışmaları zaten görüyorduk. Ama yağış süresince bir çok kişi altyapının yetersiz kaldığını ve bu yüzden sel olduğunu iddia etti. Burada şehrin altyapısı, toprak türü ve yağışların kg detaylarına baktığımızda kendi araştırmalarım sonucunda sorunun altyapıdan kaynaklanmadığını söyleyebilirim.
Aynısını en son 27 yıl önce yaşadığımız, şehri etkisi altına alan afet; şehir genelinde metrekareye 155kg, Sapanca Gölü’ne ise 15 milyon metreküp yağış düşürdü. Sıradan yağışların 50kg bandında seyretmesinin yanında 155kg yağış, 3 katı büyüklüğünde bir yük olarak ortaya çıkıyor. Bu durumda altyapının en fazla 100kglık yağışlara göre inşa edildiğini varsayarsak yine beklenenden çok daha fazla yağışın gerçekleştiğini görüyoruz.
Tüm bunların yanı sıra Sakarya suya doymuş bir toprağa sahip. Büyüklerimiz hep “Toprağı 2 metre kazsan su çıkar” derdi. Ki şehirdeki bir çok inşaatta temelin önce su ile dolup boşaltılması bu söylemi destekler nitelikte. Bu toprağın aniden gelen 155kg yağışı sünger gibi çekmesini de beklemek aklıselim bir davranış olmaz.
Şehrin; toprağı, coğrafi yapısı ve iklimi göz ardı edilmeden, kural ve kontrollerden kaçmadan yapılan yapılarsa bu gibi afetlerde bizi en çok koruyacak olanlardır.
Ufak bir dipnot: Ankara’da 2022 yılında gerçekleşen, metrekareye 55kg düşen sağanak yağışta sel ve su baskınları gerçekleşirken, 3 kişi de hayatını kaybetmişti. Ve Ankara suya ihtiyacı olan kuru bir toprak yapısına sahip…
Şehirde afet varken şehrin protokolü neredeydi?
Şehirde afet etkisini gösterirken sahada;
Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar,
Akyazı Belediye Başkanı Bilal Soykan,
Söğütlü Belediye Başkanı Selçuk Kurt,
Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç,
Kocaali Belediye Başkanı Turan Yüzücü,
Geyve Belediye Başkanı Selçuk Yıldız,
Ferizli Belediye Başkanı Mehmet Ata,
Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu,
Milletvekili Ali İnci’yi görebildik.
Bir Sakaryalı olarak kendisine verilen görevi yerine getirip vatandaşının yanında olan tüm başkanlara ve vekile teşekkür ederim. Bu şehir zor zamanda yanında olanı unutmaz…