Kasım ayı geldiğinde ekranlarda aynı sahne başlar: “Efsane indirimler!”, “Şahane fırsatlar!”, “Bu fırsat kaçmaz!” cümleleri kulağımıza adeta fısıldar. Renkli afişler, parlayan etiketler, bitmek bilmeyen reklamlar… Her şey bizi o sepete tıklamaya, o ürünü almaya ikna etmeye çalışır. Ama ben bir kadın olarak şunu söyleyebilirim: bu ayın en büyük tuzağı, ihtiyacımız olmayan şeyleri “kaçmaz fırsat” sanmamız.
İtiraf edelim, çoğumuz bu kampanyaların büyüsüne kapılıyoruz. Özellikle de “bugün almazsam bir daha bu fiyata bulamam” korkusu hepimizi yönlendiriyor. Oysa çoğu zaman indirimin öncesinde fiyatlar şişirilip sonrasında düşürülüyor. Yani aslında indirim değil, akıllıca kurgulanmış bir yanılsama satın alıyoruz. Bir tıkla sahip olduğumuz şeylerin, sonrasında vicdanımıza bıraktığı yükü de çoğu kez düşünmüyoruz.
Kasım ayının getirdiği bu alışveriş telaşı, ne yazık ki kötü niyetli satıcıların da işine geliyor. Sahte siteler, teslim edilmeyen ürünler... Liste uzayıp gidiyor. Birçok kişi bu dönemde mağduriyet yaşıyor. O yüzden ben artık her kampanyada önce satıcının kim olduğuna, MERSİS kaydı var mı, ETBİS’te yer alıyor mu diye bakıyorum. Çünkü biliyorum ki, güvenli alışveriş önce bilinçle başlar.
Ve unutmamamız gereken bir gerçek var: Her tüketicinin 14 gün içinde koşulsuz cayma hakkı bulunuyor. Fakat bazı satıcılar, bu hakkı kullandırmamak için türlü bahanelerle süreci zorlaştırıyor. İşte o noktada, Tüketici Hakem Heyeti bizim sesimiz, hakkımızın teminatıdır.
Kasım indirimleri elbette cazip gelebilir. Ancak ben artık kendime şu soruyu soruyorum: “Gerçekten ihtiyacım var mı, yoksa sadece kampanya beni mi çağırıyor?” Çünkü öğrendim ki gerçek indirim, cebimde kalan paradır; sahte kampanyalarda kaybolan değil.
Bu yılın Kasım’ında, sepete eklemeden önce kendimizi dinleyelim. Çünkü bazen en güzel alışveriş, hiç yapmadığımız o alışveriştir.