Harriat Tubman ya da dilimize Özgürlük Ateşi olarak çevrilen filmi izleyenler bilir. Gerçek bir hikayeden aynen aktarılmıştır; Harriat Tubman, köle bir ailede doğuyor ama köleliği asla kabul etmiyor, köleliğin yasak olduğu Philadelphia’ya kaçarak kurtulmakla kalmıyor, aynı metotla 12 yıl boyunca 18 defa geri geri dönerek 700 civarında köle kardeşini de kurtarmayı başarıyor.

Asıl ibretlik olan da ‘Nasıl becerdin, korkmadın mı, zor olmadı mı’ türü sorulara verdiği cevap; “Bu macerada en büyük zorluk bir köleyi, köle olmadığına ikna etmek!”

Evet, Tubman’ı yoran, canından bezdiren bu yolculuklarda başına gelenler, yakalanma ve öldürülme riski de değildi. Onu üzen halkının hatta ikna edemediği kocasının tavırlarıydı.

Biz de yıllardır bunun mücadelesini veriyor, toplumu, hele ki algı operasyonlarına maruz kalmış insanları aydınlatmanın ve ikna etmenin zorluklarını yaşıyoruz.

Tubman, insanları köle olmadıklarına ikna edemiyordu. Biz de bu ülkenin iyi yönetilmediğine, kötü yönetilmenin kader olmadığına ve insanlarımızın daha iyi bir hayata layık olduklarına inandıramıyoruz.

Dahası aynı evde karı kocayı, oğul babayı ikna edemiyor.

Ve maalesef, kraldan çok kralcı olmak deyiminde olduğu gibi, kralın bile eleştiriler karşısında çaresiz kaldığı noktada, toplumu inandıramıyoruz.

İşin ilginç ve trajik tarafı bu kraldan fazla kralcıların genellikle yoksul kesimin fertlerinden oluşması…

Tuzu kurular bile seslerini çıkarmıyorken, bu kesimin bütün bu olup bitenleri ve sebep olanları savunması…

Şu enflasyon konusu mesela. Bugün açıklandı. TÜİK’e göre Mart ayından bu yana yani aylık yüze iki artmış.

Pek çok ülkede bırakın aylığı yıllık yüzde 2 artış yaşansa, o ülkede kıyamet kopar.

Ama bizde çıt çıkmıyor.

Neden? Şerbetli miyiz? Yoksa efsunlandık mı?

Bırakın eleştirmeyi, bizim gibi eleştirmeye kalkanları da topa tutuyorlar, tıpkı öğrenilmiş çaresizliğe kurban edilmiş kafesteki maymunlar misali…

Hatırlatayım;

İçinde beş maymunun bulunduğu kafesin tepesine muzlar asılır.

Altına da uygun mesafede bir sehpa veya merdiven…

Muzları yemek için hamle yapan maymunlara tazyikli su sıkılır.

Bir süre sonra maymunlar hamle yapmayı bırakırlar.

O ara maymunlardan birisi yeni bir maymun ile değiştirilir.

Kafesin yeni misafiri içinden ’yahu tepede muzlar asılı, bu dangalaklarda oturmuşlar seyrediyorlar’ diye muzlara hamle yapınca diğer maymunlar tarafından tekme tokat engellenir.

Maymunlar değiştikçe bu böyle sürer gider.

Artık maymunların muza ulaşmalarını engellemek için dışarıdan müdahaleye ve masrafa gerek kalmamıştır.

Artık maymunlar çaresizliği öğrenmişlerdir.

Hamle yapsalar da başaramayacakları, hiçbir şeyin değişmeyeceği ve boş yere zarar görecekleri duygusu aşılanmıştır maymunların kafasına.

Daha beteri de aralarından birinin hakkı olana uzanması durumunda onu engelleme duygusunu kapılmış olmalarıdır.

Tıpkı ülkemizde hiçbir şey yapmadığı gibi yapmak isteyeni de engelleyen kesim gibi…

Yine aynı nakarata başladılar; Enflasyon bütün dünyada sorunmuş da iktidar ne yapsınmış da beterin beteri varmış da halimize şükretmiyormuşuz da…

Ve bahane bitmiyor. Yok efendim pandemi, yok efendim Ukrayna-Rusya Savaşı, yok efendim olumsuz hava koşulları, yok efendim ABD-İran Savaşı…

Yahu biz Ekvator’da mı yaşıyorduk da tarihte ilk kez Ocak-Şubat ayları bu kadar soğuk ve yağışlı geçti de gıda fiyatları artışı enflasyonu fırlattı?

Pandemi sadece bizim sınırlarımızı mı etkiledi?

Savaş bahane madem, yıllardır birbiriyle savaşan Rusya ile Ukrayna’da enflasyon bizimki kadar fırlamıyor.

ABD-İsrail saldırısı altındaki İran ‘da gıda fiyatları neden bizdekinin yarısı?

Soruyorsun nafile, anlatıyorsun boşuna…

Belli ki fena halde efsunlanmışlar…