Yıllardır her geçtiğimizde içimizin cız ettiği, "Göl bizim ama kıyısına inemiyoruz" dediğimiz o malum tablo nihayet değişiyor. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, masaya yumruğunu vurdu ve beklenen o somut adım geldi: Kıyıdaki kaçak yapılara yıkım tebligatları gönderildi.

Aslında mesele sadece beton yığınlarını yıkmak değil. Mesele, bu şehrin en kıymetli hazinesini, birilerinin şahsi mülkü olmaktan çıkarıp yeniden halka teslim etme meselesidir.

Göl bizim ortak paydamız. İçtiğimiz su oradan geliyor, aldığımız nefes o doğaya bağlı. Hal böyleyken; kıyı kenar çizgisini ihlal eden, gölün ekosistemini hiçe sayan ve vatandaşın geçiş hakkını gasp eden yapılara "dur" demek, bu şehre karşı duyulan en büyük sorumluluktur.

Başkan Alemdar’ın "Tüm işgalleri sonlandıracağız" çıkışını çok değerli buluyorum. Çünkü bu kararlılık sergilenmezse, Sapanca Gölü yarın sadece eski fotoğraflarda kalacak bir anıya dönüşebilirdi.

Şimdi ne olacak? Tebligatlar ulaştı, geri sayım başladı. Elbette birileri rahatsız olacak, birileri "düzenimiz bozuluyor" diyecek. Ama kimse kusura bakmasın; birkaç kişinin konforu, Sakarya halkının hakkından ve doğanın geleceğinden daha kıymetli değildir.

Yıkım ekipleri sahaya indiğinde ve o teller, duvarlar kalktığında Sapanca Gölü gerçek anlamda nefes alacak. Bizler de gölün kıyısında, kimsenin engeline takılmadan yürüyebileceğimiz günleri iple çekiyoruz.

Tebrikler Sayın Alemdar; bu şehir arkanda, yeter ki bu dik duruş tavizsiz devam etsin.