Erken seçim şarttır, zorunluluktur.
Erken seçimden kaçmanın, kıvırmanın hiç mazereti olamaz.
Neden?
Erken seçim şarttır çünkü mevcut iktidar, kamuoyu yoklamalarından da anlaşılacağı gibi artık ‘azınlık’ durumuna düşmüştür. Yani azınlık iktidarıdır…
Dolayısıyla bir azınlık iktidarı Anayasa değiştiremez.
Azınlık iktidarları rejim değiştiremez.
Azınlık iktidarları ülkenin kurucu ayarlarına yönelik hamleler yapamaz, yeni bir ülke kurma söylemlerinde bulunamaz.
Aksi olursa yani azınlık durumuna düşen iktidar, ülkenin kaderiyle ilgili kararlar almaya çalışır veya alırsa, bu azınlığın çoğunluğa tahakkümü yani baskı kurması demektir ki bunun adına da demokrasi denemez.
‘Hadi oradan, daha yeni seçim yaptık, ittifak çoğunluğu ile iktidar olduk. Niye seçime gidelim’ derler, diyorlar. Toplumun bir kesimi de böyle düşünüyor, biliyorum.
Ama toplumun hangi kesimi böyle düşünüyor yani oranı kaç? O oran sizi kurtarmaya, sizi iktidarda tutmaya yetiyor mu?
Hele hele bu oran size ülkenin kurucu ayarlarıyla oynama, rejim değiştirme, canınızın istediğini yapma yetkisi veriyor mu?
‘Bana ne, bana ne! Biz son seçimde halktan yetkiyi aldık. Sana mı soracağız’ diyemezsiniz.
Çünkü siz o yetkiyi ‘terörle mücadele edeceğiz’ diye aldınız. Terör örgütüyle işbirliği yapacağız diye değil.
Siz, ekonomiyi konuşamadığınız için seçim stratejisini tamamen terörle mücadele ve güvenlik konuları üzerine kurdunuz. Rakiplerinizi ‘terörle işbirliği yapmak, DEM’le demlenmek’ gibi iftiralarla suçlayarak, hatta bu iftiralarınızı sahte videolarla pekiştirerek, manipülasyonlarla halkı kandırarak yendiniz.
‘Biz kurucu önder Apo ile anlaşacağız, DEM ile demleneceğiz’ diyerek bu oyları alsaydınız, en azından bu konuda itiraz etmeye hakkımız olmazdı.
‘Biz ABD ile yeni bir Türkiye kuracağız, Osmanlı’ya döneceğiz, ABD büyükelçisinin bütün tezlerini destekleyeceğiz’ diyerek seçim kazansaydınız, belki itirazımız olmazdı.
Ama siz ‘ey ABD, ey Avrupa, Ey İsrail’ diyerek bugün el ele verdiklerinize kükreyerek seçim kazandınız.
Dolayısıyla bugün tersini yapacaksanız, tekrar halkın onayını almak, güven tazelemek zorundasınız.
Anketler, azınlık iktidarı durumuna düştüğünüzü gösteriyor.
Anket ve kamuoyu araştırmaları, halkın büyük çoğunluğunun hatta son seçimde size oy veren seçmenlerinizin dahi artık sizin gibi düşünmediğini ortaya koyuyor.
Neredeyse tüm anketlere göre CHP birinci parti, AKP ikinci...
Metropoll Araştırma son anketine göre, bu pazar seçim olsa kararsızlar, cevap vermeyenler ve protestocular orantılı şekilde dağıtılırsa tablo şöyle şekilleniyor:
CHP: 32.2, AK Parti: 31.3, DEM: 7.6, İyi Parti: 6.7, Zafer: 6.7, MHP: 5.1, Anahtar: 2.9, Yeniden Refah: 2.7, Diğer: 4.8…
Önemli bir ayrıntıyı aktarayım; Metropoll’ün haziran ve mayıs ayı anketlerinde AK Parti, birinci CHP ikinciydi. Yani öyle sallama ve ısmarlama bir anket yapmıyorlar…
Peki AKP ve MHP oyları niye düşüyor? Seçmen sizin bu açılım, saçılım hamlelerinizi beğenmiyor da ondan.
Ekonomi ikinci planda…
Bunu nereden anlıyoruz? Eğer mesele sadece ekonomi olsa sizden kaçan oylar CHP’ye giderdi.
Mesele ağırlıklı olarak yeni açılım sürecine tepki ki oylar komisyona katılan CHP yerine İyi Parti, Zafer ve Anahtar da toplanıyor. Toplam oyları 16.3’e ulaştı.
Haliyle bu değişimi milliyetçi seçmenlerin ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine tepkisiyle açıklamak zorundayız.
Nitekim araştırmada yeni açılım süreci de sorulmuş. Buna göre toplumun yüzde 59.7’si sürece karşı…
Yani toplumun yüzde 60’ı bu konuda sizi desteklemiyor. Peki kalan yüzde 40?
O yüzde 40’ın yüzde 5,4’ü fikrim yok diyor.
Size kalan yüzde 34,6…
Şimdi yüzde 34.6 oy ve destek oranı ile azınlık iktidarı durumuna düştüğünüzü göre göre, ülkenin en hayati konuları üzerinde karar alma hakkınız ve yetkiniz var mı?
‘Ya yemişim anketleri hepsi sahtekar, ben anketlere değil seçim sonuçlarına bakarım’ mazereti üretenlere de şunu hatırlatayım; 31 Mart seçim sonuçları anket veya araştırma değil, bizzat seçimdi.
O seçim sonuçlarına göre de AKP ikinci parti ve iktidar artık azınlık iktidarıdır.
Dolayısıyla erken seçim şart ve kaçınılmazdır…