Çocuklarımızı, mevcut iktidara emanet edeli 24 yıl oldu.

Bu demektir ki, bir neslin 24 yıllık değişimden, gelişimden bu iktidar sorumludur.

Kendileri, çok dindar ve muhafazakar oldukları için, kendi ifadeleriyle kafalarındaki eğitim sisteminin temel hedefi; “aklı ilimle, kalbi değerle yoğrulmuş "dindar ve vatansever" bir nesil ( yine kendi ifadeleriyle kindar ve dindar bir nesil) yetiştirmek, milli-manevi değerlere bağlı, dijital çağa uyumlu bir nesil inşa etmekti.

Eğitim müfredatını, "aklı ilimle, kalbi değerle, yüreği vatan sevgisiyle yoğrulmuş" bir gençlik için yeniden şekillendirmişlerdi.

Eğitim sistemini, hayatın dinamizmine uygun olarak sürekli güncelleyerek, değerler eğitimi ile bilimsel eğitimi harmanlayacaklardı.

Sonuç?

Bugün okudukları okulu basan, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kurşun yağdıran çocuklar gerçeğini yaşıyoruz.

Diyeceksiniz ki münferit bir olay. Değil. Böyle bir olayı gerçekleştirme potansiyeli yüksek binlerce çocuk var bu ülkede…

Su saldırıyı benimseyen, destekleyen, teşvik eden, saldırının failini kahramanlaştıran ve onu idol edinen/edinecek binlerce çocuk…

Ve artık kendilerinden önceki iktidarları, eğitim politikalarını bahane etme şansları da yok, Koskoca 24 yılda oluşan tablonun mimarı bizzat kendileri.

Tabloyu günlük haberlerden az çok görüyor, biliyorsunuz. Zaten içinde yaşıyorsunuz. Ben istatistikleri hem de Adalet Bakanlığı 2025 verilerinden aktarayım;

Türkiye’de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor. Keza yine soruşturulan çocuk sayısı son 10 yılda yüzde 17.47 artmış,

2025 yılında toplam 330 bin 496 çocuk hakkında 683 bin 823 ayrı suçtan 332 bin 648 ayrı soruşturma yürütülmüş. Soruşturulan çocuklardan 141 bin 872’si yaralama gibi vücut dokunulmazlığına karşı suçlarla, 4 bin 54’ü cinayet gibi hayata karşı suçlarla, 12 bin 285’i ise silah ve bıçak gibi suç aletlerini taşımaktan suçlanmış.

2025’teki bu soruşturma dosyalarından 209 bin 22 tanesi hakkında karara varılmış, 123 bin 626’sı ise 2026’ya devredilmiş.

2025’te karara bağlanan soruşturma dosyalarında, 86 bin 424 çocukla ilgili 81 bin 339 adet dava açılmış.

Yine 2025’te toplam 184 bin 529 çocuk, 411 bin 971 ayrı suçtan mahkemelerde yargılanmış.

Yani çocuk suçlular konusunda da bazı Güney Amerika ve Afrika ülkeleriyle yarışıyoruz.

Çocuk suçlu tabiri çok yanlış aslında, yahu çocuktan suçlu mu olur? Dolayısıyla suça itilen çocuklar demek lazım.

Peki bu çocukları suça itenler kim? Elbette ki ülkeyi yönetenler, ülkenin ekonomi, sağlık ve eğitim politikalarını belirleyenler...

Öyle ya, suçsuz günahsız doğan bir bebek, 14-15 yaşında bir katile dönüşebiliyorsa, sorun sistem ve o sistemin yarattığı ortam meselesidir.

Haliyle bu sistemi ve ortamı değiştirmeden bir şeylerin değişeceğini sanmak aptallıktır.

Biliyorum, olayın sıcaklığı geçtiğinde her şey, benzeri bir olay yaşanıncaya kadar unutulacak, bütün vaatler havada kalacak.

Sözde, hedefteki diziler yayından kaldırılacaktı. Nasıl kaldırılacaksa artık, İlk günlerde önceki bölümü yayınladılar ve şimdi de yeni bölümleri vermeye başladılar. Her birinin kahramanının, suça itilen çocuklarımız için rol model olduğunu bile bile bunu yapıyorlar.

Şimdilik, siber polisimiz, gençlerin/çocukların silahtan, saldırıdan, ölümden söz ettiği dijital ortamları kontrol altına aldılar.

Biraz geç uyandılar ama inşallah bir kez daha derin uykuyu yatmazlar.

Ve inşallah yine asli görevlerinin sadece iktidarı eleştirenlerin peşine düşmek olduğu o eski günlere dönmezler.

Ve inşallah 24 yıllık iktidarımız, 12-18 yaş arası bu çocukların kendilerinden başka iktidar, başka hükümet görmediğini, onları dönüştüren, yetiştiren sistemin mimarının bizzat kendileri olduğunu artık anlamış ve yapılması gerekenin önce kendi kafalarını değiştirmek olduğu gerçeğinin farkına varmıştır.