Dumanı tüten, nefis aromalarıyla buğular saçan bir tabak düşünün… Yüzyıllardır sofralardan eksik olmayan, savaşlara tanıklık eden ve derman arayan herkesi kendine hayran bırakan bir lezzet: Beyran.
Beyran’ın Tarihi: Acının ve Şifanın İzleri
Beyran, Gaziantep mutfağının en eski tariflerinden biri. Rivayete göre Osmanlı döneminde askerlerin savaş meydanlarında güç toplaması için icat edildi. Ancak bu hikayenin kökleri çok daha derine iniyor. Bir efsaneye göre, beyranın doğuşu Abbasi mutfağına kadar uzanıyor. Arap tüccarlarının Gaziantep’e getirdiği baharatlarla hayat bulan bu çorba, zamanla kış aylarının vazgeçilmezi olmuş. Saray mutfağından halk sofralarına yayılan bu lezzet, Antep halkının yaşadığı savaş yıllarında direnci artırmak için kullanılmış. Her kaşığı, o dönemlerin mücadele dolu hikayelerini fısıldıyor.
Neden Beyran?
Adı Arapça “beyran” kelimesinden geliyor, yani “kaynar”. Bu çorbanın sıcak servis edilmesi, hem lezzeti hem de şifası için olmazsa olmaz. Soğuk kış günlerinde içenlere bir sıcaklık, yorgun bedenlere ise adeta yeniden doğuş sunuyor.
Tarif: Beyran Nasıl Yapılır?
Malzemeler:
• 200 gram kuzu eti (tercihen gerdan)
• 1 çay bardağı pirinç
• 1 yemek kaşığı tereyağı
• 3 diş sarımsak
• 1 tatlı kaşığı biber salçası
• 1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
• Tuz ve karabiber
• 6 su bardağı et suyu
Yapılışı:
1. Eti haşlayarak lif lif ayırın. Et suyunu saklamayı unutmayın.
2. Pirinci yıkayın ve et suyunda haşlayın.
3. Tereyağını tavada eritip salçayı kavurun. Üzerine sarımsak ve baharatları ekleyin.
4. Haşlanmış pirinç, et ve salçalı sosu birleştirin. Üzerine kaynar et suyunu dökün.
5. İyice karıştırıp, dumanı tüterken servis edin. Yanında taze limon ile lezzeti katlayabilirsiniz.