ÜLKEMİZDE hukuk yerle bir olunca, gönül kıran, kalp inciten, iyiliğe, insanlığa Fatiha okutan olaylar zinciri de çoğunlukla yaşanır oldu.
Aslında bir Müslüman ülkeye değil, hiçbir ülkeye yakışmayacak manzaralardır bunlar…
Bir defa gömleğin düğmesini yanlış iliklemeye gör… Her şey peş peşe geliyor, insanlığı, adaleti, hakkı, hukuku ve vicdanları alaşağı ediyor, yürekleri dağlıyor…
Haberlerde sık sık duyuyoruz, gazetelerden okuyoruz bu acıklı insan manzaralarını. Fakat insanlık tükenirken, kalplerde derin yaralar açarken, aileler arasında büyük mağduriyetler, dramlar yaşanırken, kimsenin sesi çıkmıyor; ateş her zaman olduğu gibi düştüğü yeri yakıyor…
Çekilecek çile varsa, fazlasıyla çekiliyor…
Mahkeme duvarlarında yazan “Adalet mülkün temelidir” cümlesi sadece slogan olarak kaldı günümüz Türkiye’sinde!
Yani, “Devletin temelinde adalet yatar” deniyor. Oysaki, Devleti Devlet yapan kurumlar çoktan yalana, dolana, riyaya, harama, rüşvete ve her türlü pisliğe bulaşmış durumda!
Şimdi söyleyin bakalım; kimi kime şikâyet edeceksiniz?
KADIN HAMİLE, YAKINDA ANNE OLACAK!
Oysaki bu ülkenin Anayasası, kanunları, yasaları “insan haklarından” yanadır kitaplarda. Geçen yazımızda bahsettiğimiz gibi, Şeyh Edebali, “İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın!” diye yönetenlere çok önemli bir mesaj veriyor.
Ama ne gezer!
Bir kadın hükümlü cezaevinde doğum yapıyor!
Sanki doğumhaneden kaçacakmış gibi, başında jandarmalar bekliyor!
Ne garip değil mi, jandarmalar eşliğinde doğum!
Acaba oranın şartları, kadının yeterince beslenmesine, bebeğini doyuracak kadar anne sütü verebilmesine ve sessizce uyuyabilmesine uygun mu? Anne, bir suçtan dolayı içeride ise, o sabinin ne suçu var?
O hükümlü, ya da tutuklu kadının evinde doğum yapması ve bebeğini belli bir yaşa kadar büyütmesi için kanunlarımız ne diyor?
Bir başka kadın, bir başka annemiz 8 aylık hamile… Ve bakmakla yükümlü olduğu iki de küçük yaşta çocuğu var… Onu da yaka-paça içeriye alıyorlar! Çocuklarını ise -sahiplenenler yoksa- Çocuk Esirgeme Kurumu’na…
Aileler parçalanıyor…
Oysaki birliğimizin, dirliğimizin ve Devletimizin temeli ailedir…
Ceza evlerinde ebeveynleri ile birlikte büyüyen, onlara reva görülen muameleye muhatap olan ve uygunsuz şartlarda çocukluk dönemini atlatan bu çocukların yaşadığı travmayı acaba nasıl ortadan kaldıracağız?
DEVLET VE HUKUK NİÇİN VAR?
Sadece birkaç olaydan bahsettim. Etrafınıza bir bakın, yaşanan olayları inceleyin, konuşulanlara kulak kabartın; böyle yüzlerce olaya şahit olacaksınız…
Anne ya da baba suç işlemiş…
Eyvallah… Olabilir… Tabii ki, hukukta cezası ne ise çekecek.
Pekiyi, onların çocukları ne olacak? Çocuklara da ceza çektirmenin mantığı nedir?
Devlet olmak, hukuk sistemini, adaleti ve insan haklarını yerli yerine oturtmak zor bir iştir… Fakat sen demokrasiyi uygulamada, insan haklarına, kamu vicdanına, harama, helale biraz önem veriyorsan, hukuk konusunda kılı kırk yaracaksın ve haksız yere masum insanları cezalandırmayacaksın!
Yeri gelince, “Cennet annelerin ayakları altındadır” sözünün gölgesinde, -sözüm ona- anneleri kutsayacaksın, cafcaflı ve cilalı sözlerle kadın hakları savunucusu kesileceksin, sonra da doğurmasına birkaç gün ya da hafta kalan bir kadını dört duvar arasına göndereceksin!
Ülkemizdeki ceza evlerinde, mahkeme koridorlarında yaşanan bu mağduriyetleri, Devleti yönetenlerin biraz daha iyileştirme, Avrupa İnsan Hakları normlarına uydurma niyeti yok mu acaba?
********************
ANLAMLI SÖZ
“Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir…”
MAHATMA GANDHİ