OLAY 1915 yılında Çanakkale, Gelibolu’da geçer… Kurmay Albay rütbesi ile Çanakkale’de görev yapan Mustafa Kemal, emrindeki tüm birliklerle teyakkuzdadır ve Gelibolu’yu dört koldan sarmış olan düşmanın gelmesini beklemektedir…
Düşman birlikleri Mustafa Kemal’in savunduğu bölgeye gelince karşılıklı ateş başlar… Kahraman askerlerimiz tüm güçlerini ortaya koymuş, tam anlamıyla bir ölüm-kalım mücadelesi vermektedir…
Bu müthiş savunma karşısında düşman birliklerinin direnci kısa sürede kırılır ve geri dönüp sahile doğru kaçmaya başlarlar.
Tam o sırada Mustafa Kemal’den hem rütbece hem de yaşça büyük olan Fevzi Çakmak Paşa gelir cepheyi savunan Mustafa Kemal’in yanına. Düşman birliklerinin kaçışını görünce de Mustafa Kemal’e şöyle bir talimat verir;
“Mustafa, düşman birlikleri bozguna uğradı. Askerlerinle peşlerinden takip et ve denize kadar kovala. Bu fırsatı elinden kaçırma!”
Mustafa Kemal’in cevabı ise şöyle olur;
“Biraz daha bekleyelim paşam!”
Biraz daha beklerler. Fakat Mustafa Kemal’in, askerlerine “Düşman birliklerini kovalayın ve imza edin!” emri gelmeyince Fevzi Paşa tekrar uyarır Mustafa Kemal’i;
“Mustafa düşman birlikleri elimizden kaçıyor. Askerlerine emret de, peşlerinden gidip işlerini bitirsinler!”
Mustafa Kemal bir kez daha cevap verir:
“Biraz daha sabret ve olanları izle paşam!”
TUZAK BÖYLE KURULUR!
Gerçekten bu konuşmadan birkaç dakika geçer ki, kahraman Türk askerlerinin karşısında bozguna uğrayıp çareyi kaçmakta bulan düşman askerlerinin kaçış güzergâhında bir anda önceden tuzaklanmış bombalar ve mayınlar peş peşe patlamaya başlar…
Ve çareyi kaçmakta bulan düşman birliklerinin tamamına yakını bu bombalama esnasında telef olur…
Sonradan “mareşal” unvanını kazanan asker dehası Fevzi Çakmak eline dürbünü alır ve tamamen yok olan düşman askerlerinin tükenişini hayretle izler… Cumhuriyetin kuruluşunda, kazanılan zaferlerde çok büyük emeği olan Mareşal Fevzi Çakmak Paşa, bir yandan düşman askerlerinin durumunu izlerken bir yandan da Mustafa Kemal’e şöyle seslenir;
“İyi ki benim sözümü dinlemedin Mustafa!”
İşte böyle değerli okuyucular… Kurtuluş mücadelesi veren her millete bir Mustafa Kemal gerek. Çünkü savaş kabiliyetiyle, siyasi manevralarıyla ve engin görüşüyle Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden bir Cumhuriyet çıkarmak öyle her babayiğidin harcı değildir…
Ve ne yazık ki, dünyada tek bir Mustafa Kemal vardır. Onu doğurmak ise, gurur abidesi İngiliz Winston Churchill’in dediği gibi bir Türk Anaya nasip olmuştur.
Ve 10 Kasım 1938’de Gazi Mustafa Kemal’in vefatını bir İtalyan radyosu, dinleyenlerine şöyle duyurur:;
“Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkın… Büyüğünüz geliyor!”
ASIRLARA MEYDAN OKUYAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıkları, ettikleri, doğruları ve yanlışları tartıya vurulsa… Doğruları, yaptığı yanlışları ezer, geçer! Hiçbir şey yapmazsan, hiçbir hata da yapmazsın! Ama bir ülke için bir millet için bir özgür vatan için çok şeyler yaparsan, bu “çok şeyler” in arasında bazı “yanlış şeyler” de olabilir…
Şimdi Atatürk ve silah arkadaşlarının, şehitlerimizin ve gazilerimizin malları ve canları ile kurdukları bu Türkiye Cumhuriyeti ne durumda siz ona bakın… Kurumlarıyla, insan haklarıyla, hukuku ve adalet sistemiyle, ekonomisiyle, eğitimiyle ve bir insanın insanca yaşaması için gerekli olan her alanda nasıl bir erozyona uğramış bu aziz ülke siz ona bakın…
Öyle bir lider ki, Türk tarihinde en çok okuyan…
Türk tarihinde en şık giyinen…
Türk tarihinde sanatçıya, öğretmene en çok değer veren…
Hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğunu her fırsatta söyleyen ve aziz Türk Milleti’ne daha onlarca yenilik ve değer bırakan bir gerçek dünya lideridir Türk’ün Atası…
Bu aziz ülkeye canlarını ve ömrünü vakfeden bu insanları rahmet ve minnetle anıyorum.
******************
ANLAMLI SÖZ
“Ne efsunkâr imişsin ey didar-ı hürriyet!
Esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esarettin…”
NAMIK KEMAL
*****************