BU VATANA sevdalı bir yazar olarak, yarın için tehlike arz eden durumları okurlarla paylaşarak dikkatlerini çekmek boynumuzun borcudur.
Bir ülkede ekonomik değerler eksilerde seyrederken…
Dolar ve altın zirvelerde hava basarken…
İşsizlik, insanımızı kemirirken…
Ülkeyi baştan sona istila eden yabancılar, geldikleri yerleri kendi ülkelerine döndürürken…
Devletin tüm kurumlarında rüşvetle işler yürütülürken…
Hukuk ve adalet sistemine güven tükenmişken…
Politikacıların, insanların gözüne baka baka yalana dolana sarılıyorken…
Siyasetin camilerin içine kadar girmişken…
İnsanlar, din ile Allah ile Peygamber ile aldatılıyorken…
Cinayetlerin, tecavüzlerin, çocuk istismarlarının ayyuka çıkmışken…
Hukukun üstünlüğü değil de güçlülerin hukuku hüküm sürüyorken…
Devlet kurumlarına girebilmek için particilik gözetiliyorken…
KPSS’de sorular çalınıyorken…
Sahne diplomalar ortalıkta cirit atıyorken…
Eğer bir yazar… Evet, bir yazar hala “pembe tablolar” çizip, hükümet edenlere yağdanlık yapıyorsa, o yazar da bu düzenin adamı olmuştur…
NEYLEYİM SARAYI, NEYLEYİM KÖŞKÜ?
Hani bir türkü vardır halk müziğimizde;
“Neyleyim sarayı, neyleyim köşkü,
İçinde salınan yar olmadıkça…”
İnsan kutsaldır ve Devlet de bu kutsal varlığı en iyi bir şekilde yaşatmak, yarınlara ümitle baktırmak, yüzünü güldürmek için vardır…
Şey Edebali’nin şu sözü, Devlet’i yönetenlerin kulağına küpe olmalıdır;
“İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın…”
Yani burada kutsal olan Devlet değil, İnsandır…
Türk Milleti’nin yüzü gülmüyor… İnsanlarımız karamsar, geleceğe kuşku ile bakıyor! Yarın hangi olaylara maruz kalacak, hangi hukuksuzluk ortamına gözünü açacak belirsiz… İşte bunun için de gülmeyi unutmuş, gözlerinde tedirginlik ve gelecek korkusu yaşıyor Türk Milleti…
Bir zamanlar Yedi Düvele karşı meydan okuyor ve bu toprakları korumak için yüz binlerce can veren bu aziz millet, son yıllarda “millet” olma vasfını iyice tüketti… Çünkü balık baştan kokar demiş Atalarımız…
BARIŞ SÜRECİ İLE ÇÖZÜLDÜK!
Daha düne kadar eli kınalı o Mehmetçiğimizin dağlarda, mağaralarda, Anadolu’nun kırsalında, sınır dışında mücadele ettiğimiz eli kanlı terör örgütü bugünlerde “dünya meleği” kesildi…
Onun bebek katili liderine “önder”, “bilge kişi”, “lider” yakıştırması yapan siyasilerimiz, bir yandan ülkemizde Kürtçülük yapanlara “zeytin dalı” uzatırken, bir yandan da terör uğruna verdiğimiz 40 bin insanımızın yakınlarının yaralarına tuz basıyor!
Daha düne kadar “Teröristle masaya oturan şerefsizdir!” sözünü ağızlarından düşürmeyenler, şimdi “Biz AKP, MHP ve DEM Parti olarak birlikte yürümeye karar verdik” diyerek PKK’nın Gazi Meclis’teki temsilcileri ile kol kolla gezmeye, yarınlar için planlar yapmaya başladılar bile!
Sözde “barış görüşmeleri” ile Türkiye’nin geleceğini kurtaracaklarmış!
Sözde 30 kişilik bir PKK grubunun silah bırakması ile sanki tüm teröristler silah bırakmış gibi bir film uydurulmuş!
Pekiyi arka plandaki on binlerce teröristin silahları ne olacak?
Acaba o teröristler, silahlarıyla birlikte Suriye’deki 100 bin kişilik YPG ordusuna katılmış olmasın?
Sözün özü değerli okurlar, Büyük Ortadoğu Projesi sinsi sinsi işliyor bu topraklarda… Ve tüm Emperyalist güçler, yakın gelecekte Türkiye için büyük tehlike arz eden Davut Koridoru’nu hayata geçirmek adına dünyanın en zalim ülkesi olan İsrail’in arkasında kümelenmiş durumda ve yaptığı katliamlara göz yumuyor!
Ve ülkemizdeki “pembe hastalığına” tutulmuş bazı yazar makulesi, onları yemleyen sahiplerini küstürmemek için, “pembe yalanlar” uydurmaya devam ediyor…
Türkiye’de kafalar karışıktır…
Ve mesele bundan ibarettir…
*****************
ANLAMLI SÖZ
“İnsanı ateş değil kendi gafleti yakar… Susmak mana eksikliğinden değil, belki de mananın derinliğindendir…”
HZ.MEVLANA
****************