HÜKÜMET, yaptığı çeşitli operasyonlarla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni adeta felç etti. Önce, gelip geçeniyle 20 milyonluk bir metropolün başkanını aldı görevden... Ardından, 30 yıldır kullandığı gerçek diplomasını iptal etti...

Yetmedi... Siyaset yasağı için dava açıldı... Yine yetmedi, Ekrem İmamoğlu hakkında bugün 20 civarında dava bulunuyor...

İstanbul’da ve ülke genelindeki ilçe ve şehir belediyelerinin üzerine çöküldü... Kimilerine kayyum atandı, kimileri mahkeme kapılarında ve cezaevlerinde süründürülerek görev yapamaz duruma getirildi.

Ve ardı sıra başladı transfer çalışmaları...

Aydın’ın “topuklu efesi” de böyle bir girişim ve baskı sonucu kendini Ak Parti saflarında buluverdi...

Yani yağlı teklif ve şantaj karşısında önce kendisi topukladı...

Cumhuriyet döneminde eşi benzeri görülmedik yollara başvuruldu... Demokrasi ve adalet mekanizması askıya alındı...

Her zaman vurguladığım gibi, ülkedeki 1400 civarındaki belediyenin yarısına yakını AKP’li olmasına rağmen, nedense bu belediyelerde dönen dolaplar ve rüşvet ağı kimseyi ilgilendirmiyor.

Varsa yoksa CHP’li ve muhalefete ait belediyeler...

ŞİMDİ DE BAŞKENT KISKACI!

AKP kurucuları “İstanbul bizim sevdamız” diyordu her fırsatta... İstanbul’u 3 kez kaybetmek güçlerine gitti. Çünkü ”İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” diye bir anlayışı da kendileri yaymıştı...

Çeşitli baskılarla gerçekten İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni çalışamaz duruma getirdiler... Görevden aldıkları başkanları ve meclis yöneticilerini daha dosyaları hazırlanmadan mahkûmiyet cezası işlemeye başladı bile...

Pekiyi, mahkeme sonrası ya bu insanlar aklanır ve beraat ederse, o zaman bu yapılan gayri kanuni işlemlerin hesabını kim ödeyecek?

İktidar yetkilileri, şimdi de gözlerini Başkent Ankara’ya çevinri! İki dönemdir Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını başarı ile yürüten Mansur Yavaş’ı da, tıpkı Ekrem İmamoğlu gibi etkisiz hale getirmek istiyorlar... Ve bunun için de bula bula sanatçılara ödenen parayı “bahane” olarak öne çıkardılar...

Eğer Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde gerçekten rüşvet çarkı varsa ve bunu da belediyeyi yönetenler yapıyorsa, varsınlar hesaplarını versinler!

Göreceksiniz, yine kayaya toslayacaklar ve CHP ile Yavaş’ın oylarını iki misline çıkaracaklar Ankara’da...

Mansur Yavaş, iki dönemdir gösterdiği icraatla, şeffaf yönetimle, eğitim gören öğrencilere, yaşam sıkıntısı çeken ailelere yaptığı yardımlarla tüm Ankaralıların büyük takdirini toplayan bir başkandır.

YOLSUZLUĞUN HEYKELİ DURURKEN!

Oysa Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni tam çeyrek asır yöneten Melih Gökçek hakkında yolsuzlukla ilgili 100 civarında dosya bulunuyorken, hiçbir savcı harekete geçmiyor...

Gökçek’e hesap sorma cesaretini kendinde bulamıyor...

Bugün Mansur Yavaş zamanındaki bir milli bayram programında harcanan “40 milyon” için yargıyı harekete geçiren hükümet yetkilileri, Melih Gökçek zamanında Dinozor Park’a harcanan “900 milyon dolar”, yani Türk parasıyla yaklaşık “40 milyar” liranın peşine düşmüyor!

Yargıyı sopa olarak kullanan hükümetin bu haksız tutumunu eleştiren Mansur Yavaş, “Bir konsere 41 milyon verilir mi?’ deniyor. Bir festival için gong çaldı diye Avrupa’dan getirdikleri mankene 41 milyon verdiler. Gong çaldı ve gitti, düşünün” diye kendini savunuyor...

Evet... Melih Gökçek döneminde inşa edilen bir eğlence merkezinin açılışında sadece elindeki tokmak ile gonk çalan sadece top model Doutzen Kroes’e ödenen para 41 milyon lira...

Peki, bugün, Ankara’nın sevilen başkanı Mansur Yavaş’a mahkeme üzerine mahkeme açanlar, Bülent Arınç’ın, “Ankara’yı sattı sattı bitiremedi!” diye suçladığı ve bu nedenle görevden alınan Melih Gökçek’in harabeye dönüşen Dinozor Park’a ve savcılıkta bekleyen 100 adet suç dosyasına ne zaman el atacak acaba?

****************

ANLAMLI SÖZ

“Birine çamur atarken iyi düşün ve sakın unutma! Önce senin ellerin kirlenecek...”

TOLSTOY