RAHMETLİ Süleyman Demirel’in kariyerinde başarıları saymaya kalksak bu sayfa yetmez... 16 Mayıs 1993 -16 Mayıs 2000 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti 9. Cumhurbaşkanı olarak da görev yapan Demirel, nüktedanlığı ile de bilinir...

Geniş bir hoşgörü anlayışına sahiptir... Kendisini ağır eleştiren gazetecilere dahi hayatında hiçbir dava açmadığı gibi, küslük yapmaz, tavır almaz...

Cumhurbaşkanlığı görevi sırasında gazetecilerle sohbet ederken, olayı tatlıya bağlamak, yüzlerde tebessüm oluşturmak için şöyle bir fıkra anlatır Süleyman Demirel;

“Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir Kadı varmış. Kadı bir gün önünden geçtiği fırından gelen güzel kokuya yönelmiş; vitrinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek görmüş… Karakuşi Kadı, fırıncıya seslenmiş:
“Ben bu kızarmış ördeği alıyorum...”

Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

Fakat az sonra kızarmış ördeğin sipariş eden zat gelmiş ve ördeğini istemiş... Fırın sahibi ise boynunu büküp şöyle cevap vermiş müşterisine;

“Valla ben de anlamadım, ördeğiniz az önce uçtu!”

Fırıncı ile müşteri arasındaki münakaşa, kavgaya dönüşmüş...

Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış… Gayrimüslim de peşinde kovalıyor…
Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş.

Hamile kadın bu çarpışma esnasında çocuğunu düşürdüğü için, kocası da fırıncının peşine takılmış. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış…

Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini toplayarak Karakuşi Kadı’nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş… Önce ördeği sipariş eden müşteri konuşmuş;
Bu adam ördeğimi hiç etti Kadı efendi, şikâyetçiyim!”

Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş;

Ne yaptın bu adamın ördeğini?”
Fırıncı şöyle cevap vermiş;

“Vallahi bir şey yapmadım Kadı efendi, ördek uçtu!”

Karakuşi Kadı, kara kaplı defterini açmış ve şöyle bir açıklama yapmış:
“Ördeğin karşısında (tayyar ) yazılı. Tayyar ‘uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil” diyerek fırıncıyı kurtarmış.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikâyetine de kara kaplı defterden şöyle bir madde bulmuş:

Her kim, bir gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla…”
Davacı gayrimüslim hakkını şöyle savunmuş:

“Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak Kadı efendi?”

Karakuşi Kadı, “Şimdiii…” diye söze başlamış, “Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız...”

Tabii gayrimüslim kişi öteki gözünü de kaybetmemek için şikâyetinden vazgeçmiş; fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Karakuşi Kadı, çocuğunu düşüren kadının kocasına da şöyle bir karar çıkarmış, kara kaplı defteri karıştırdıktan sonra;

“Tamam, senin mağduriyetini de şöyle gidereceğiz; karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak...”

Bunun üzerine adam da şikâyetini anında geri almış. Fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Karakuşi Kadı bu defa dönmüş Yahudi’ye ve sormuş;

“Senin şikâyetin nedir bre?”

Yahudi bir süre düşündükten sonra ellerini açmış ve şöyle konuşmuş;

“Ne diyeyim kadı efendi? Bu adalet anlayışınla bin yaşa sen, e mi !”

Merhum Cumhurbaşkanı bu fıkrayı anlattıktan sonra, kendisini merakla dinleyen gazetecilerin önünde şöyle bağlamış sözlerini;

Bugün ülkenin durum bu, anladınız mı?”

Süleyman Demirel, ülkenin durumunu anlatırken neden Karakuşi Kadı örneğini vermiş, ben anlayamadım... Oysa her şey güllük, gülistanlık (!) ülkemizde...

Çok şükür memlekette yargı bağımsız!!!

Hukuk demek, adalet demek!!!

Kimse, kimsenin kızarmış ördeğine el atmıyor!!!

Yolsuzluklara hiçbir zaman geçit verilmiyor!!!

********************

ANLAMLI SÖZ

“Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir...

MAHATMA GHANDI