ÜLKEMİZDE çok değişik şeyler yaşanıyor… Öyle bir değişim bombardımanı yaşıyoruz ki, birine uyum sağlamaya çalışırken, kendimizi bir başka fırtınanın içinde buluyoruz…
Tıpkı bir kavak misali ters yönlerden esen bu sert rüzgârlara ayak uydurabilmek için sağa sola kıvrılıyor, iç geçiriyor; öfke duvarlarını aşıyoruz!
Bir yanda hayatı kemiren pahalılık ve işsizlik…
Öbür yanda “demokrasi düzeninin” hızla terk ettiği bir ülke…
Beri yanda, daha düne kadar “bebek katili terörist başı” olan şahıs bugün “önder, lider” gibi hiç ama hiç yakışmayan sıfatlarla anılırken, orta halli bir vatandaş, açlıktan çalmak zorunda kaldığı bir ekmeğin kavgasını veriyor adliye koridorlarında…
Ülkemizde hukukun üstünlüğü anlayışının üzerine çoktan “Fatiha” okundu. Şimdi “üstünlerin hukuku” adeta geçit töreni sergiliyor…
YALAN MAKİNASI KİLİTLENDİ!
Bir ülke hayal edin ve onu yöneten, daha doğrusu yönetmeye çalışan bir hükümet kadrosu düşünün… Dün “kara” dediğine bugün “beyaz” diyor… Ve bunu da gerine gerine söylüyor…
Şu akılda kalanlara bir bakar mısınız?
-Teröristle masaya oturulmaz…
-Teröristle masaya oturan şerefsizdir…
Bizim PKK’ya af çıkarmak gibi bir niyetimiz yok…
-Devletin, 40 bin vatandaş adına affetme yetkisi de yok…
-Şu CHP var ya, seçimi kazansa, ilk işleri PKK ile işbirliği yapmak!
-Haydi bakalım o Altılı Masa’nın ayağı nerede, onu da açıklayın!
-Bunların kafası basmaz… Ben ekonomistim!
-Sana, bana ne oluyor? Nas var nas?
-Bize teröristlerle masaya oturdu diyenler şerefsizdir!
-Görüştü isek, ben izin verdim!
Gördüğünüz gibi, çok değil sadece bir iki yıl içinde söylenen bu sözleri kimse sorgulamıyor. Ülke, sert değişimlerle, yalanlarla, dolanlarla oradan oraya savruluyor… Yalan makinası mı? O da ne ki? Yalanın gerçekten bir farkı kaldı mı ki?
ŞİMDİ DE BARIŞ KOMİSYONU
Gelinen bu noktada, PKK’dan 30 terörist sembolik olarak silahları bıraktı ve yaktı. Sanırsınız ki, ülkenin tüm dağlarında, bayırlarında, ovalarında çiçekler açtı!
PKK’nın on binlerce silahı nereye gitti, soran yok… Ya güneyimizde Amerika’nın eğitip donattığı 100 bin kişilik YPG ordusuna ne olacak? Bu konuyu soran, eden, ya da açıklık getiren yok!
Vatandaş, perde arkasında nelerin konuşulduğunu, hangi pazarlıkların yapıldığını bilmiyor. Bırakın vatandaşları, parti yönetimleri, genel başkanlar da bilmiyor.
Onlar, yapılan bu görüşmelerin millet huzurunda yapılmasını istiyor! Fakat hayır! DEM heyeti İmralı’ya gidecek. Terörist başı ile görüşecek. Sonra gelip, bir basın toplantısı yapacak ve yine bazı şeyleri üstü kapalı açıklayacak…
Biliyorsunuz, daha önce yapılan açıklamada, Türkiye’nin tapusu niteliğindeki Lozan Antlaşması’na atıfta bulunup, Türkiye’yi “soykırım” yapmakla suçlamışlar ve Sevr şartlarına geri dönülmesi gerektiği açıklamışlardıı.
İşte, bazı partilerin iştiraki ile kurulan Barış Komisyonu bu şartlarda ve seni “soykırım yapmakla” suçlayan bu insanlarla masaya oturacak!
Haydi, varın da bu komisyondan sağlıklı, güvenilir ve emin haberler bekleyin…
Daha çok beklersiniz…
************************
ANLAMLI SÖZ
“Halkın kendisi savaşa gitmeyi reddetmedikçe, hiçbir şey savaşı bitiremez…”
ALBERT EINSTEİN
-