Sevgili okurlar,
Yaşadığımız yıllar, çok önemli..
"Bu yaşanılan yıllara damga vuran olaylar kadar, iz bırakan gelişmeleri de", hatırlamakta yarar var..
1983-1989 Yılları arasında, iktidar görevi üstlenen merhum Turgut Özal, siyasi anlayışı ve yenilikleri ile tozu dumana katıyordu..
Anavatanlı yıllardı, bu yıllar..
Özal İktidarı, "Liberalleşme" adına, "birçok yeniliklere imza atarken, birçok yerleşik kültür değerlerimizin de aşınmasına" zemin hazırlayacaktı!
Ülkenin, yeni Başbakanı Turgut Özal, başbakanlığının ilk günleri, Ankara'da bir basın toplantısı için, tüm ülkenin önde gelen basın yayın kuruluşlarına, davetiyeler gönderildi..
Temsilciler, Ankara'da buluştu..
Söz, başbakanın idi..
O yıllar Türkiye'de, kent gazeteleri, tipo baskıdan, ofset tekniğine geçmenin sancılarını yaşıyordu..
Sakarya'da yerel de, "Akşam Haberleri, Yeni Sakarya, Adapazarı, Gerçek, Anadolu, Sonhaber, Ada Olay.." gibi, yerel gazetelerimiz mevcut idi..
"Sevgili, merhum Semih Köprülü, Hüseyin Komite ve Necdet Güngörsün ile birlikte, Sakarya adlı, bir ofset gazetenin kuruluşu için, toplantılara" başlamıştık..
"Kocaeli'den, gazeteci, yazar büyüğümüz merhum Dündar Çiğit'in de katılımı" ile toplantılar sonuç verdi..
Günaydın Gazetesi ortaklı, "Sakarya gazetesi" için, gün saymaya başladık..
Bu toplantılara sevgili Nevzat Urhan, İlhan Tunçbilek ve bazı arkadaşlarımızda katılıyordu..
Uzatmayalım, merhum Başbakan, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, ilk basın toplantısına, Anadolu basınını temsilen davet edilen, üç gazeteciden biri idim..
O yılları, daha detaylı bir şekilde " Hakikatin Peşinde Bir Ömür "(2021) adlı kitapta, enine boyuna anlattım?

Gelelim, asıl konuya?
Başbakan merhum Turgut Özal, iktidarları döneminde yapılacakları, geniş bir şekilde özetledi..
Sonra, soru ve cevaplar bölümüne gelindi..
Ankara'daki basın toplantısı için, salon dolu mu, dolu..
Oturacak, yer yok!..
Bütün gazeteciler işlerinin başında, oradan alınacak bilgileri, okurlarına ulaştırmak için sabırsızlanıyorlar..
Bir ara soru için fırsat buldum ve Başbakan merhum Turgut Özal, beni işaret etti..

" Başbakanım, öncelikle tebrik ederim..Hayırlı ve uğurlu olsun..Muazzam bir program..İnşallah üstesinden gelinir..
Ben, çiftçi bölgesi Sakarya'dan geliyorum.. Programanızda çevreci yaptırımları göremedim.. Bizim, içme su kaynağımız Sapanca Gölü, gün geçtikçe kirleniyor, korumaya muhtaç!..
Bu konuda, bir yaptırınız olacak mı?
Ayrıca, çiftçimiz tarlada pancarını, ambarda mısırını bekletiyor.
Taban fiyat konusunda, bir açıklamanız olacak mı?"

Başbakan merhum Turgut Özal, "Sapanca Gölü için güzel sözler" sarf etti..

"Gölün mutlaka korunacağını, koruma bantları oluşturulacağını ve çevreci bir hükümet oluşturduklarını" söyleyerek, "pancar ve mısır üreticisini mutlu eden" açıklamalarda bulundu..
Ankara'dan mutlu haberleri, gazetem ile paylaştım..
Ertesi günü, bizimle ilgili, ulusal medyada, kimi eleştiren, kimi ise öven, haberlere tanıklık ettik..

Yıllar geçti, geldik bugünlere..
Sapanca gölü ile ilgili çok yazı yazdık..
Sapanca gölünün, içler acısı durumu ortada!
Ne söylesek, ne yazsak boş!
Zira, iktidar yöneticileri bildiğini okumaktan öteye, kimseyi dinlemiyor, dinlemek istemiyor?

Varsa, yoksa rant, rant, rant!..

Sakalımız yok ya(öyle derler), bizi dinlemiyorlar, o nedenle vatandaşlarımızın düşüncelerini, sizlerle paylaşmak istiyorum..

Sevgili Ahmet Pekşen, Sakarya Yerel Kültür Derneği kurucu, yöneticilerinden..Köklü bir ailenin temsilcisi olduğu kadar, bir iş insanı..Memleket sorunlarına olduğu kadar, Sakarya, Adapazarı ve memleketi için, elini taşın altına koymaktan çekinmeyenlerimizden..
Bakınız, Facebook, kişisel sayfasında, " Kınanızı nasıl alırdınız"(*) başlığı altında, Sapanca gölü ile ilgili isyanını dile getiriyor..
"-Kanalizasyonlarını, Sapanca Gölü'ne başaltan, doğa katillerine,
-Sapanca'yı kirletenlere,
-Çevresine çöreklenip, içme suyu havzasını yok edenlere,

-İmar rantı ile Sapanca ve çevresine katledenlere,
-Hesapsızca suyunu şişeleyip, satanlara,
-Fütursuzca suyu, hakkından fazla alanlara,
-Beceriksizce ve hayasızca, su kaynaklarını geliştirmeyenlere,
-Laf üretip, gerekli yatırımları yapmayanlara,
Hepsine, "K-I-N-A" gönderiyorum"
diyerek, bir de Sapanca gölü, resmi paylaştı!?.

Sanal ortamda, büyük ilgi gören bu paylaşıma tepki verenlerde var?
" Ceddine rahmet Ağabeyciğim..Güzel özetledin..
Sapanca gölü korunması lazım..İçiyoruz, gusül abdesti alıyoruz..A..P'lilere sormak lazım!"

Mustafa Kaskas

"Bu göl SAPANCA ve SAKARYA'ya Allah'ın büyük bir lütfudur. Bunun çevresine yapılaşma, asla olmamalıdır.
Son durumu incelediğimde, yüreğim sızladı. Eski tarihi kalıntılar yüzeye çıkmış durumda.
Ünlü şairimizin dizesi vardır: "YOKMUDUR KURTARACAK, BAHTI KARA MADERİNİ" diye!.

Ayhan Erdinç


"Nereleri mahvetmedik ki rant uğruna! "Yarın su savaşı olacak" lafını, bu zamanın yaşayanları bilemiyorlar mı? Onlara, sadece rant lazım! Egolarını tatmin edecek, yapılar lazım! Umarım, can verirken, hepsini (sebep olanların) bir damla suya muhtaç bırakıp, su diye inlesinler!"

Emine Uzuner Gencer

"Güzel kardeşim Ahmet, bu güzel yorumuna noktasına kadar katılıyorum, doğayı kirletip katledenleri, sessiz kalan yöneticileri, belediye başkanlarını şiddetle kınıyorum!."
Cabir Mecli..

Sevgili Ahmet Pekşen ustamın yazısına, çok sayıda yorum, analiz yapanlar kadar, beğeni de bulunanlar da var..

İşin özü, "Sakarya'nın nazar boncuğu, mavi gölü, Sapanca'yı" kaybediyoruz!..
Doğasının, canına okuduk!..Su kaynakları, kurudu!..

Şimdi gölü, kurutmaya çalışıyoruz! Ne acı, bir durum!?
Kimin umurunda, değil mi? Kimin?

Sapanca'ya, önce Sapancalılar ihanet etti!..
Sonra, yetkili yöneticiler ve siyasiler!
Sonra, hepimiz!

Geçmiş olsun!
Yusuf Cinal yazıyor, 11 Aralık 2025
(*)
"Eleştirel olarak kına yakmak" ifadesi, günlük dilde yaygın kullanılan bir deyim değildir, ancak mecazi anlamda "bir durumu, olayı veya kişiyi eleştirmek için olumsuz bir gelişmeyi, sonu gelmiş bir durumu veya kaçınılmaz bir felaketi alaycı veya ironik bir şekilde anlatmak" anlamına gelebilir; burada ise bitişin, başarısızlığın veya bir kayıpın ironik bir sitemidir.