Sevgili okurlar,
"Haftanız, sağlıklı, bereketli, mutlu, başarılı günlere vesile olsun" diyerek yazıma başlamak istiyorum..
Düşünebiliyormusunuz, "sağlık gibisi "var mı?
Ya, "bereket?"
"Toprağı, taşı sıkıp suyunu çıkaranlarımız, alınterini toprağa akıtanlarımız, üstlendiği görevin hakkını verenlerimiz ve yaptığı işten mutluluk duyanlarımız, yasalara uyup vatandaşlık görevini yerine getirenlerimiz" unutulur mu?
İnsanın, "yaşamı boyunca güzellik yaşaması" murat edilmez mi?
"Her doğan çocuğumuzun geleceği, okul yolundakilerin hedefi, meslekteki kariyeri, edindiği işindeki başarısı, aileye ve ülkeye faydası, güçlü aile birlikteliği" söz konusu olduğunda, topu taça atmak olmaz?
Her bireyin hakkı oldğu gibi, bizlerinde, ülke yönetiminde görev üstlenecekleri seçmedeki kararlılığımız, yabana atılamaz..
Aile içinden başlayarak, bulunduğumuz çevrede, toplum içinde, köyde, ilçede, kentte ülke yönetimi için, elimizi taşın altına koyma cesareti gösterebilmeliyiz!
Demokratik toplumlarda, "bu bir seçim" meselesidir..
"İşin ehlini seçmek, göreve getirmek, velhasıl iktidara taşımanın", binbir sorumluluğu var..
Öncelikle, işe kendi çevremizden başlamak, önemli bir ilkedir..
Sonra, merdivenleri bir, bir çıkmak, hedefe kilitlenmek, belli bir plan ve program ile yürümek, başarının temel esasıdır..
Dünyanın neresinde yaşarsanız, yaşayınız, sorunlar birbirinden farklılık arzetmez!
İnsanoğlunun yaşadığı her yerde, sorunlar aşağı yukarı benzerlik taşır..
"İktidarda olanlar ile muhalefette olanların kavgası, daha adil, daha eşitlikçi, daha doğru-dürüst, daha özgürlükçü, paylaşımcı, hoşgörü ve toleranslı, insancıl bir gelecek" ve yönetimdir..
Bunu sağlayacaklar bellidir..
Kimler mi?
İşte seçip, göreve getirdiklerimiz..
Burada akıllara hep takılan hususlar yokmudur?
Olmaz mı?
Bilinmeli ki;
"Hukuk olmazsa, adalet olmaz!
Adalet olmazsa, vicdan olmaz!
Vicdan olmazsa, Ahlak olmaz!
Ahlak olmazsa, insanlık olmaz"
Demek ki, "mutlu, başarılı, müreffeh bir gelecek için, reçete" hazır..
Hep deriz ya, "Amerika'yı yeniden keşfe gerek yok" diye!
Neymiş?
"Adalet, mülkün temelidir".."
Mutlak adalet için, ne gerekli?
"Ahlak ve vicdan sahibi" olmak..
Bütün bunları yerine getirdiğinizde, insanlık denen kavram dillere dolanır..
İnsani değerler konuşur, konuşturulur..
"Siz yaptıklarınıza bakmadan, karşı tarafı suçlarsanız, o zaman birileri de, yaptıklarınızı önünüze " koyar..
Bugün, "ülkede yaşanan başıbozuk düzenin, o çok işareti var ki", hangi birini anlatalım?
Eğer, " iktidar partisi taraftarıysanaz", işiniz kolay!..
Gel keyfim, gel!
Helede, "bu manada adamınız, tanıdığınız var sa", oh, ne ala memleket?
Kısacası, "paranız olacağına adamınız, iktidar partiniz" olsun!
Sırtınız, bir daha yere gelmez!..
Nereye kadar?
Peki "kul hakkı" ne olacak?
"Sırası gelenlerin hakkını gasp etmek, hangi defterde, hangi kural ve yasa da" yazılı?
Hamburabi kanunlarında bile olmayanları, "siz sırf taraftar bellediklerinize ulufe olarak dağıtarsanız, o ülkede ne birlik olur,ne dirlik, ne de huzur" olur!
İşte o zaman, "ülkede, hukuk, adalet, vicdan sahibi, ahlak abidesi insan arayışı", ayyuka çıkar!
Bunlar, "bakkalda, markette ve AVM'lerde satılmıyor ki" alasınız!
Halkın en büyük sorun ve arayış olarak, "hak, hukuk, adalet", demesini, lütfen biraz da sizler düşünün!
Eh, "yüreklerinizde birazcık vicdan" kalmışsa tabii!
Vicdan mı?
Şu dağın ardında satılıyor, yetişin!
Yusuf Cinal yazıyor, 1 Aralık 2025