Türkiye’nin geleceğini en çok ilgilendiren konulardan biri gençler. TÜİK verilerine göre 15-34 yaş arası 24 milyon gencimiz var. Ama bu gençlerin 6 milyon 500 bini ne okula gidiyor ne de bir işte çalışıyor. Yani üretimin, eğitimin, hayatın dışında kalmış durumda. Kısaca “NENİ” gençler: Ne Eğitimde Ne İstihdamda.
Bu tablo sadece rakamlarla açıklanacak bir durum değil; derinleşen yoksulluğun, umutsuzluğun ve çıkışsızlığın yansıması. Bugün ailelerinin desteğiyle yaşayan bu gençler, yarın kendi hayatlarını nasıl kuracak?
Üstelik sorun sadece lise mezunlarıyla sınırlı değil. Üniversiteyi bitirenlerin yüzde 28’i işsiz. Kadınlarda oran daha da yüksek: yüzde 30’un üzerinde. Yani diplomalar bile artık umut olmuyor. Gençler, yıllarını verdikleri eğitimden sonra hayata atıldıklarında duvara çarpıyorlar.
Onları “tembel” ya da “isteksiz” diye etiketlemek kolay. Oysa asıl sorun, sistemin onlara alan açmaması. İş bulamıyorlar, eğitime devam edemiyorlar, kendilerini geliştirecek fırsat bulamıyorlar.
Türkiye’nin geleceği tam da bu noktada kilitleniyor. Çünkü 6,5 milyon gencin kaybolduğu bir ülkede kalkınmadan, üretimden ve refahtan söz edilemez. Bu gençleri yeniden hayata katmanın yolları bulunmazsa, yarının en büyük kırılganlığı bugünden inşa ediliyor demektir.