ABD ile İran arasında Pakistan’ın baş kenti İslamabad’ta yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamadı...
Nasıl alınacaktı ki?
Yaklaşık 21 saat süren görüşmeler esnasında ABD’nin sapkın başkanı susup bekleyeceği yerde, her zaman olduğu gibi o tutarsız ve tehditkâr konuşmalarını sürdürdü durdu...
Bu tehditlerin gölgesinde barış olur mu?
Trump bir yandan İran’la, özellikle Hürmüz ve nükleer enerji konusunda anlaşmak için adamlarını gönderirken biryandan da tehdit ediyor;
“Zaten İran’ın hava ve deniz gücünü bitirdik. Onlara son bir şans daha tanıyoruz... Şu anda gemilerimiz çok daha güçlü mühimmatlarla yükleniyor...”
EPSTEİN’İN REZİLİ, İNSANLIĞIN YÜZ KARASI
Donald Trump, her ne kadar dikkatleri Hürmüz Boğazı’na, Küba’ya, Alasya’ya, Grönland’a ve onun bu oyunlarına gelmeyen NATO ülkelerine yöneltse de, vaktiyle Jeffrey Epstein ile birlikte yediği haltların videoları da elden ele dolaşıyor...
Sapkın Epstein, 2019’da hapiste iken intiharı seçti ve geberdi gitti... Ondan hiçbir farkı olmayan Trump acaba sen it gibi peşine takıldığın Netenyahu ile birlikte ne zaman gebereceksiniz? Bunu ben değil, sizin ülkelerinizin vatandaşları da istiyor.
Gençlik yıllarında en çok da Pedofili suçlusu Epstein ile birlikte birçok yüz kızartıcı çocuk istismarı olaylara adı karışan sapık Donald Trump bugün dünyanın süper gücü Amerika’yı yönetmeye, dünyaya şekil vermeye çalışıyor...
Bu duruma ateş püsküren Amerikan halkı ise, “Biz İsrail’in köpeği miyiz?” diye sokakları aşındırmaya çoktan başladı bile.
İRAN, BU ZALİMLERE NEDEN GÜVENSİN?
Ve sandılar ki, tıpkı Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da olduğu gibi İran halkı da çil yavrusu gibi dağılacak ve birkaç gün içinde ülke teslim bayrağını çekecek...
Türkiye gibi binlerce yıllık bir devlet olma geleneğine sahip olan İran’ı kolay lokma sandılar. Bir yanda uydulardan, uzayın derinliklerinden güç alan modern teknolojiye sahip Amerika, öbür yanda ağırlıklı olarak kara ve insan gücüne dayanan orta halli bir ülke.
Bizde de 1915’li yıllarda öyle değil miydi? Ne demişti merhum Mehmet Akif;
“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Senin, iman dolu göğsün gibi serhaddin var...”
Durum böyledir ve o çelik yığınlarında inanç ve iyi niyet yoksa bir yerden sonra teknoloji de para etmiyor...
SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ AMA
Savaşın kaybedeni olur, kazananı olmaz... Görüldüğü gibi, hava ve deniz unsurlarını tamamen kaybeden komşumuz İran, gizli depolarında sakladığı füze sistemlerine ve 1 milyon civarındaki kara ordusuna güveniyor... ABD ise, -sözüm ona- üç beş bin asker ile sanki Ortadoğu coğrafyasına şekil verecek, elindeki emperyalizmin sopası ile ülkelere çeki düzen verecek.
Durduk yerde saldıran sensin... Ve ilk saldırıya sivil alanlara vuran, 165 masum kız çocuğunu öldüren sensin... Bir ülkenin tüm liderlerini kalleş pusularla ortadan kaldıran sensin... Gazze’de yaşanan soykırımlara göz yuman sensin...
Nükleer enerji konusunda atılım sergileyen bir İslam ülkesi seni niye bu kadar rahatsız ediyor? Nükleer enerji sadece İran’da mı var?
Öyleyse, Rusya’daki 4.500 adet nükleer başlıklı füzeye, Çin’de 1500, NATO ülkelerinde 4000, Hindistan’da 900, İsrail’de 90 tane olan nükleer başlıklı füzeye neden ses çıkarmıyorsun?
Gücünüz bir İslam ülkesine mi yetiyor?
******************
ANLAMLI SÖZ
“Savaşı yaşlı adamlar ilan eder. Fakat ceremesini çeken, hayatını kaybedenler gençlerdir...”
HERBERT C.HOOVER