Sen tutup “evren sonsuzdur ve yaratıcısı da her yerdedir” dersen, ‘din adamı’ demezler geçmişini geleceğini cayır cayır yakarlar, demedi deme.
Talihsiz din adamının bilge talebesi, zamanın CİMER’ine “bu hoca sahtekârın teki, nerde bu devlet, diyanet uyuyor mu, aloo” der. ‘Abuk subuk fikirlerin toplumu zehirlemesine engel olmak’ devletin en birinci vazifesi tabi, e şimdi tutuklamasan çocuğa da ayıp!
Nitekim hocayı tıkarlar içeriye, ‘evrenin sonsuz olduğuna inanmak’, ‘toplumun bir kesiminin milli ve manevi değerlerini alenen aşağılamak ve dinsizlik yaymak’ suçlarından… (MS 1592)
Efendim, hem din adamı olup hem de böyle suçlar nasıl işlenebilir diyenleriniz çıkacaktır, valla bence de öyle…
Derken, unuturlar hocayı içeride, tam 8’er tane sonbahar, kış, ilkbahar, yaz geçer ömürden. 2 metreye 3 metre penceresiz karanlık hücrede bayat ekmek ve lahana çorbasına talim, mütemadiyen işkence küfür kıyamet gırla…
Sonradan eklenenlerle birlikte suçlama sayısı tam 17’ye çıkar, işte bazıları;
- Yaratıcıyı ‘masal’ olarak betimlemek,
- Evrenin sonsuzluğu ve dünya dışı yaşam gibi embelek fikirlerle toplumun düşünsel konfor alanını huzursuz etmek,
- Peygamberin bir büyücü olduğuna inanmak ve bunu taammüden yaymak,
- Reenkarnasyona inanmak, … böyle uzayıp gidiyor…
14 celselik yargılamada ‘zararlı fikirlerinden çark etmesi’ konusunda kendisine birkaç fırsat verilse de, ‘ben din adamıyım, yalan söyleyemem, alkollü içecek kutuları falan görmedim ben buralarda’ deyip reddeder iyi mi!
Neyse uzatmayalım yargılamanın sonunda, hani olur da tahliye edilirse;
- Evrenin sonsuz bir alem olduğu,
- Dünyanın bu alemde küçücük bir noktadan ibaret olduğu,
- Evrende başka güneşler ve yaşam formlarının da var olabileceği,
- Ölümden sonra -başka bir kişilikle- yeniden hayata dönülebileceği,
ve benzeri zararlı fikirlere inanmayı terk edeceği yönünde hafifletici bir kanaat edinilemediğinden ‘yakılarak öldürülmesi’ne hükmedilir ve 17 Şubat 1600’de diri diri yakılarak öldürülür, İtalyan filozof ve gökbilimci katolik rahip Filippo Giordano Bruno…
Ölümünden 289 yıl sonra, diri diri yakıldığı Campo de Fiori meydanına -özür niyetine- dikilen heybetli heykelinin kaidesinde “… kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım” şeklindeki son cümlesi, ‘hukuktaki hesapsızlığın hesap gününde hesaplanacağını’ söylüyor sana bana ötekine berikine, çaktın mı…!
Bi de "A lui il secolo da lui divinato, qui dove il rogo arse" yazıyor heykelin kaidesinde,
Hadi onu da sen bul, bakalım nasıl özür dilemiş İnsanlık Filippo hocadan...!
Kaynakça :
- Vatikan Gizli Arşivi: *Bruno Davası, Cilt 42, Sayfa 117-218*
- Mocenigo’nun Şikâyet Mektubu: Venedik Devlet Arşivi, Busta 666
- Luigi Firpo, Il processo di Giordano Bruno (1949) – Engizisyon kayıtlarının detaylı analizi