Tee 02 Mayıs 2019’dan tee bugüne,

Parmak hesabıyla 6 yıl,

Kural hep aynı, okuyanı varsa yazının değeri var,

Linkini şuraya koyalım, isteyen buyursun…

https://www.bizimsakarya.com.tr/okuyani-varsa-yazinin-degeri-var?utm_source=chatgpt.com

Hala ‘köşe yazarlığı’ en zahmetsiz meslek, çünkü malzeme sonsuz,

Lâkin, bedeli insan ömründen ağır,

Memleket aşkı ve yazmak tutkusunu saymazsak,

Daha ağırı olmadı ahir zamanda…

Bir yanda evrensel hukuk, bir yanda yassak kardeşim!’,

İyi de, kim için yasak, kim için değil?

Burada retorik ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ dese de,

Yazı denen illet, işte tam da bunun için var,

Hani şu Sümerler’in MÖ 3200’de insanlığın başına bela ettikleri Yazı

Yine avcı-toplayıcılığa geri dönsek, kurtulur muyuz şu münafık yazı’dan?

Muhakkak kurtuluruz, daaa!

Sen dönersen ben dönersem, nasıl çıkar koyu gri sabahlar beyaz gecelere,

Zebur’lar, Tevrat’lar, İncil’ler, Kuran’lar yazı diliyle konuşmuyorlar mı sana bana,

Öyleyse nasıl dönebilirsin avcılık-toplayıcılık günlerine...!

Peki, yazı’ya bir namus elbisesi giydirelim o vakit,

Kumaşı saf yün olmasın,

Yüzde 50’si bilimin namusu olsun,

Kalan yüzde 50’si toplumun ve inançların ulu değerleri olsun,

Bu 50+50 var ya, bilgiyi kutsasın, bilmeye uşak olsun,

Tıpkı Zümer 9. ayette Rabbimin Nebi’sine dediği gibi,

“Deki, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu!”

Okumanın dînen farz olduğuna itirazı olan var mı?

Peki bu farz, yazılmış bir şeylerin de varlığını gerektirmiyor mu?

E yazmak da farz o zaman…!

Biz o farzı ifa ettik,

Sıra okuyucuda,

Hadi buyurun, kaldığımız yerden,

Tekrar merhaba… 😊