GÜN geçmiyor ki, bir skandal haberle sarsılmayalım... Sahte diplomalar ortalığa saçılmış… Ve bu yüzden toplumun yaşam alanlarında sahte insanlar cirit atıyor! Ekrem İmamoğlu’nun “gerçek” diplomasını iptal ettiriyorsun, ortalıkta uçuşan bunca “sahte” diplomayı görmezden geliyorsun!
Sahte Doktorlar…
Sahte Doçentler…
Sahte Profesörler…
Sahte Öğretmenler…
Sahte hemşireler…
Sahte Mühendisler…
Sahte hukukçular…
Sahte İmamlar…
Say sayabildiğin kadar… Kısacası Türkiye’de tüm meslek gruplarının içinde onlarca ve hatta binlerce “sahte diplomalı” cirit atıyor! Şimdi ayıklayın bakalım pirincin taşını…
Ve bu sahte insanların reçetesi, kararı, eğitimi, öğretimi ile Türk toplumu yönetiliyor! Bir de bu meslek gruplarına sızmış ajanlar da var ülkemizde… Bir İsrailli ajan, çeşitli sınavlardan geçip bizim camilerimizde yıllarca imamlık yapmış… Zehirlemiş halkımızı!
BİN YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ!
Neticede ülkemizin her alanını ağ gibi sarmış olan bu insanlar, aldığı kararlarla, verdiği hüküm ve reçetelerle bu topluma zehirlerini zerk ediyor!
Şu hukuk sistemine bakar mısınız? Adam daha önce iki evladını katletmiş, karısını dayak arsızı yapmış… Geliyor, Sırrı Süreyya Önder’in cenaze merasiminde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e saldırıyor.
Bu cani, hangi kanunla, hangi hukuk sistemi ve hangi sahte hukukçuyla dışarıya salındı?
Daha birkaç ay önce Ahmet Minguzi adındaki o sevimli çocuğu katleden genç çete mensupları, verdikleri acı yetmiyormuş gibi, aileyi tehdit ediyor!
Pazarcı, malının bozuğunu satıyor, eksik tartıyor!
İnşaatçı, yaptığı binalara az demir ve çimento koyuyor, haksız kazanç uğruna herhangi bir depremde, onlarca insanın canına mal oluyor!
Ve o inşaat mühendisine yol veren, önünü açan onlarca kurum bu cinayeti seyrediyor!
Ülkenin ciğerlerini dağlayan yangınlar, yıkılan binalar, çöken apartmanlar, maden faciaları, tren kazaları ve sel felaketleri hep sahte diploma ve sahte insanlar eliyle oluyor!
DEVENİN HİKÂYESİNE DÖNDÜK!
Neremiz doğru ki?
Eğitim içler acısı… Hukuk sistemi rayından çıkmış… Güçlülerin hukuku geçer akçe… Bir alt mahkeme, kararları herkesi bağlayan Anayasa’nın vermiş olduğu “hak ihmali” kararını iplemiyor bile!
Hastanelerde doktorlar, hasta yakınlarının saldırısına maruz kalıyor…
Okullarda öğretmenler, öğrenci velilerinde dayak yiyor, kurşunlanıyor…
Fırıncı kendi keyfine ekmekten çalıyor, kafasına göre zam yapıyor!
Üç harfli marketler zaten zıvanadan çoktan çıkmış! Suçüstü yakalanmalarına rağmen, yine anlaşarak aynı gün ve saatte tüm ürünlere “müştereken” zaman bindiriyorlar! Her market zincirinde, elinde etiketleri yenileyen eleman mevcut!
ELİN GÂVURUNDAN BİRAZ DERS ALIN!
Hocalarımız, kürsülerden “sözde” vaaz verirken, gayri Müslimlere “gâvur” sözünü kullanıyor! Zaten dini, siyasetin oyuncağı yaptıklarına alışmıştık. Ortalıktaki bu sahteciliği görmezden gelip, başka dinden olanlara çamur atmaları yok mu? Gençleri dinden de soğutuyorlar…
Bugün bir gayri Müslimin marketine gidiyorsun. Aldığınız domates ya da muz biraz yumuşamışsa, o “gavur” dediğiniz insan, “Bunu satamam. Raf ömrünü tamamlamış” diye müşterinin elinden o ürünü alıyor ve çöpe atıyor!
Bizim pazarlarda ise ne kadar çürümüş, ezilmiş, bayatlamış ve “ayıplı” ürün varsa dolduruyorlar vatandaşın poşetine!
Onlar gayri Müslim…
Biz ise İslamiyet’i kimselere bırakmayan Müslüman!
Türk Milleti nereye doğru gidiyor, hiç düşündünüz mü?
Bizi yıllarca yönetenlere sesleniyorum! Bilesiniz ki balık baştan kokuyor!
Bir ülkenin medeniyet göstergesi gökdelenler, bölünmüş yollar, barajlar, köprüler, şehir hastaneleri dev adliye binaları ve ceza evi yerleşkeleri değildir…
Bir ülkenin medeniyeti doğruluktur, dürüstlüktür, vicdanlı olmaktır… Hakkı, hukuku ve insanlığı rehber almaktır…
Görüldüğü gibi, o da bizde yok!
****************
ANLAMLI SÖZ
“Ekmek, herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami…”
NEYZEN TEVFİK