HER 17 Ağustos yıl dönümünde o “arslan yürekli” kızı hatırlarım ve yüreğime bir sızı saplanır. Bugün, o Sakarya ve Kocaeli’nde büyük can kaybı yaşanan o depremin ardından tam 27 yıl geçti.
Ve eğer o Esma yaşıyorsa, bugünlerde 33 ya da 3v4 yaşında bir kız olmuştur.
1999 Marmara depremi biliyorsunuz Ağustos ayında olmuştu ve bu ayda fındık toplanır... Ben de bu amaçla, spor müdürlüğünü yaptığım Yeni Şafak Gazetesi’nden izne çıkıp, çoluk çocukla birlikte Akyazı’nın Taşburun köyüne gelmiştim.
Köyümüzde her kardeşin bir fındık bahçesi vardı ve genellikle tüm kardeşler iznimizi bu aya denk getirir ve fındık toplama işinde yardımlaşırdık.
DEPREMDE 21 CAN AYNI BİNADAYDIK!
17 AĞUSTOS gecesinde 7.3’lük o depremde tam 21 can köyümüzdeki iki katlı, 8 odalı, toprak sıvamalı o ahşap binadaydık. Biz 7 kardeştik ve tüm kardeşlerin ikişer, üçer çocuğu vardı.
İçinde bulunduğumuz o ahşap bina, sağa yattı, sola yattı; çok şükür ki bizi korudu ve sabaha sağ salim çıkardı. Artçıl depremler aylarca süreceği için, son derece yıpranmış ve sıvaları dökülmüş eve giremezdik; yatakları, yorganları çıkarıp dışarıda yattık.
Gazetem YeniŞafak’tan aradılar ve durumumu sordular; anlattım. İmkânlar kısıtlıydı, depremle ilgili yıkılan, çöken, tuzla buz olan bina resimleri istediler. Ben de bu amaçla birkaç arkadaşla birlikte Akyazı’ya, yerle bir olmuş Sakarya ve Kocaeli’ye ekmek dağıtmak için gittiğimde “arslan yürekli “Esma ile tanıştım.
ESMA İLE 1999’DA TANIŞTIM
HER taraf yıkılmış, harabeye dönmüştü. Resmi kayıtlara göre 23 bin vatandaşımız bu Marmara Depremi’nde can vermişti. Bir o kadar da sakat ve yarılı vardı. Kocaeli’de yıkılan binalar arasında gezerken, yıkıntılar arasından gelen cılız bir ses duydum.
Sesin geldiği tarafa yöneldiğimde o küçük kızı, Esma’yı gördüm. Esma, küçük bedenini koruyacak bir boşluk bulmuş ve küçük aralıktan yardım bekliyordu. Lakin annesinden bir ses çıkmıyordu. Yanına yaklaştım ve moral vermeye çalıştım;
“Adın ne senin kızım!”
“Esma!”
“Merak etme, kurtarma ekiplerine şimdi haber vereceğim ve gelip kurtaracaklar sizi!”
Esma’nın cevabı kafamda deprem yarattı;
“Gelmezlerse de olur amca!”
“Kızım neden öyle diyorsun şimdi?”
“ANNEMİN SESİ GELMİYOR AMCA!”
ARSLAN yürekli Esma’nın verdiği cevabı hiç unutamam;
“Annemle az öncesine kadar konuşuyorduk, sesi çıkmıyor artık. Kolonun altına sıkışmıştı. Bana “kurtulacağız kızım, korkma!” diyordu. Annem öldükten sonra ben yaşamasam da olur amca!”
Esma’nın bu sözleri karşısında gözlerimden yaşlar gelmeye başladı; göstermemek için başımı başka yöne çevirdim ve gözlerimi kuruladım. Belli etmeden konuşmaya başladım;
“Kızım öyle deme, sen buradan kurtulacak ve yetişkin bir kız olacaksın! Annenden umudunu kesme, belki bayılmıştır! Onu da seni de kurtaracaklar!”
“ANNEMİ DE KURTARIN!”
SONRA kurtarma ekipleri geldi ve birçok binada olduğu gibi burada da çalışmalar başladı. Esma’nın bulunduğu yerden, toprağı açarak ambulansa taşıdılar. Ancak genç kızın gözleri geride idi, cılız sesiyle bağırıyordu;
“Annemi de kurtarın... Annemi de kurtarın!”
Depremin ardından tam 27 yıl geçmesine rağmen Esma’nın o çaresiz bakışlarını, o yanık sesini hiç unutamadım.
Geride kalan Pazartesi günü 17 Ağustos’un yıldönümü idi ve ben yıllar öncesine giderek “arslan yürekli” o Esma kızı ve yaşadıklarını bir kez daha hatırladım.
ESMA ARTIK ÇIK ORTAYA!
ANNESİNİN öldüğünü kendisi söylüyordu. Eğer Esma kız yaşıyorsa, şimdi 30’un üzerinde bir genç kadın olmuştur. Belki de evlenmiş, yuva kurmuş çoluk çocuğa kavuşmuştur.
Gazeteden deprem fotoğrafları bekliyorlardı; aklım Esma’da, elim makinanın deklanşöründe onlarca yıkılan bina resmi çektim ve gazeteye ulaştırdım. Ellerim titreyerek ve belli etmeden Esma kızın o yıkıntılar arasından resmini de çekmiştim. Yaşıyorsa, Allah yolunu, bahtını açık eylesin! Ancak o yürekli kızla karşılaşmayı çok isterdim.
Depremlerde kaybettiğimiz tüm canlara rahmet diliyorum. Allah böylesine acıları bir daha yaşatmasın inşallah... Ancak ders çıkarmazsak, tarih de her depremde acı bir şekilde tekerrür eder.
***************
ANLAMLI NOT
Körfez Köprüsü inşa edilirken, taşıyıcı halat yerinden çıkınca Japon mühendis, “Ben insanların ölümüne neden olabilirdim” diye not bırakarak intiharı seçti. Lâkin 6 Şubat 2023t Pazartesi tarihinde meydana gelen ve 11 şehrimizin yerle bir olduğu, 55 bin kişinin can verdiği o büyük depremde hiçbir sorumlu, -bırakın intiharı- istifa bile etmedi.