ABD’NİN Ankara Büyükelçisi ve Suriye temsilcisidir Tom Barrack... Vakitsiz ve hadsiz konuşmaları ile asli görevinin dışında ne varsa büyük bir başarı (!) ile yürütmektedir...

Daha önceki bir konuşmasında, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı dengesiz Turump görüşmesi sonrasında mealen şöyle demişti;

“Sayın Turump, bu görüşme ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a “meşruiyet” kazandırdı!”

Şu densizin cüretkârlığına bakar mısınız?

İşte, zamanında bu dengesiz kişiye haddi bildirilmediği için, ileri geri konuşmalarına her fırsatta devam ediyor...

Türk Dışişleri, Türk diplomatları ve hükümet yanlısı bunca gazete ve televizyon acaba Barrack’ın bu sözlerine neden sağır?

Barrack’ın bu sözlerine o zamanlar en büyük tepkiyi Karar ve Sözcü gazeteleri vermişti. Diğerleri ise başlarını kuma gömmüş devekuşu misali, saklanmayı tercih ettiler!

BU DEFA ULUS DEVLETE SALDIRI!

Dedik ya... Meydanı boş bulan ABD’nin Suriye temsilcisi, zehrini kusmaya devam ediyor... Bu defa da, ülkesi ABD’nin, Ortadoğu’yu biçimlendirme ve -sözüm ona- demokrasiyi getirme (!) çabasından bahseden bir konuşma yaparken sarf etti o cümleleri. Türkiye Cumhuriyeti’nden bahsederek, ulus devletinin 1919’dan beri ticaret yollarını tıkadığını söyledi Tom Barrack.

Musavat Dervişoğlu ile belli bir çıkış yakalayan İYİ Parti’nin Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmet Erozan, Büyükelçinin hadsizliğini şu cümlelerle anlattı;

“Burası, onun dedesinin yaşadığı Osmanlı İmparatorluğu değil. Çok önceden uyarılmalı ve ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmeliydi...”

Evet, ama istenmeyen kişi ilan edilmedi...

RİFAT SERDAROĞLU ÇIKIŞI

Dışişlerimiz yine derin uykusundaydı. Bu defa Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu, eleştiri yağmuruna tuttu Barrack’ı. Serdaroğlu ise, “Konuşmasına bakarsanız, Türkiye’yi sanki bu keresteci yönetiyor zannedersiniz. Birileri Türkiye’nin bağımsız bir ülke olduğunu bu zatın yüzüne haykırmalı” diye konuştu.

İşte bu uslanmaz ve arlanmaz Tom Barrack’ın son ekümenik açıklamaları Yunan medyasında memnuniyet yarattı. Sömürge valisi gibi davranmaya devam eden Barrack, “İstanbul’daki Heybeliada Ruhban Okulu, Eylül 2026’da açılacak!” diye bir demeç verdi.

Barrack, Ruhban Okulu’nun 2026’da açılacağını nereden biliyor? Bu tip tavırlar, Türk makamlarını hiçe saymak değil midir? Türkiye’nin egemenliği açısından çok önemli olan bu tür kararları Barrack mı verecek?

Ve işin tuhafı, hiçbir yönetici ve Dışişlerimiz, bu densiz açıklamalara karşı bir çıkış göstermiyor; adeta sessizliğe gömülüyor!

Bu sessizlik neyi ifade ediyor? Yoksa “ekümenik” sözü mü verildi Hristiyan dünyasına?

Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren tüm sultanlar ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Heybeliada Ruhban Okulu’nun “ekümenik” sıfatını almasına karşı çıktılar ve izin vermediler...

Gazi, Papa’nın isteğini şöyle reddetmişti o yıllarda;

“Ekümenik iddiası Lozan Antlaşması’na aykırı düşer. Milli egemenliğimize gölge düşürür. Dini ve milli egemenliğimizin parçalanmasına izin veremeyiz...”

Artık vakit geldi de, geçti bile... Cumhur İttifakı, bu Tom Barrack belasına ciddi bir tavır alsın ve onu Türkiye sınırları içerisinde “istenmeyen adam” ilân etsin!

***************************

ANLAMLI SÖZ

“Dış politika, bir toplumun içyapısıyla sıkı sıkıya ilişkilidir. Çünkü içyapısına dayanmayan siyasetler, daima aciz kalırlar...” (Afyon; 23.3.1923)

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK