Instagram ve sosyal medya hayatımıza girdiğimizden beri başlayan akım paylaşımları ne yazık ki hayatımızın bir parçası haline geldi. İnsanlar kimin başlattığı çoğu zaman belirsiz olan ve belli bir amaca hizmet eden bu akımlara sorgulamadan katılıp; kendisini, eşini, ailesini, evini hatta bazen mahremiyet içeren hallerini bile paylaşır hale geldiler.
Halbuki biz perdeyi gündüz vakti bile kapatan insanların evlatlarıydık…
Özellikle son günlerde çıkan 80’ler akımını sadece influencerlarda ya da ünlülerde değil kendi çevremde bile görmeye başladım. Vatkalar, kabarık saçlar, dönem kıyafetleri insanlara eskiye özlemi ve nostaljiyi hissettirmiş olacak ki katılmayanı taşladıklarını görür oldum.
Değinmek istediğim konu ise, bu akımın dönemi güzellerken neyi örtbas ettiği?
Her dönemin kendine has güzellikleri ve nostaljisi var tabii ki. Fakat her dönemin güzellikleri olduğu kadar zorlukları ve unutulmaz acıları da var. 12 Eylül 1980 darbesiyle feshedilen meclisimizi, kapatılan siyasi partilerimizi, sıkıyönetimi, usulsüz olarak gözaltına alınan binlerce insanımızı ve ağır hak ihlallerini bu akımlarla unutup 80’leri yalnızca güzellemek tarihimize ağır bir haksızlık olur.
“Sende hep negatif yönden bakıyorsun!” diyenler oluyor, olacaktır da elbette. Ben bakacağım. Tesettürlü vatandaşları “türban” adı takılarak ayrıştırmaya çalışan, bırakın devlet dairelerinde memur olmayı asker oğullarının yemin törenine bile almayan hatta okullarda mezuniyet törenlerinde yaka paça dışarı atan, devleti ve milleti yok sayarak meclis kapatan ve sayamadığım kadar yanlışı olan bir döneme ben pozitif bakmayacağım.
Böyle bir tarihe sahip bir millet için; sosyal medyanın rengine, müziğine, nostalji güzellemesine ve sahte mutluluğuna kanmanın küçük düşürücü bir durum olduğunu savunacağım.
Akımların diğer yüzü yalnızca algı da değil ne yazık ki…
Gündemin bir diğer akımıysa aynı kelimeyi farklı duygularla söylemek. “Merhaba” diyorsunuz ama hem mutlu hem kızgın hem hüzünlü hem şaşkın bir ses tonuyla. Başta eğlenceli görünen masum bir içerik gibi görünebilir. Hatta benim de akım videolarını izlerken insanların komik olduğunu düşündüğüm zamanlar oldu. Ama bunu da sorgulayınca madalyonun diğer tarafı görünmeye başlıyor.
İnsanlar neden zaten hepimizin zaten bildiği duyguları ve ses tonunu tekrar ediyor?
Çünkü öğretiyoruz. Yapay zeka her ne kadar her şeyi yapabilse de insani duyguları hala anlayamıyor. Öğretmek de sosyal medyada akıma katılanlara düşüyor. Paylaşılan her bir fotoğraf, her bir video ve her bir metin öğretmen rolü üstleniyor. Yapay zekaya yol gösteriyor, duyguları, doğruyu ve yanlışı, etik değerleri ve yalnızca bizlerin sahip olduğu vicdanı öğretiyor. Teknoloji şirketleri de kaybı olmadan bu verilerle kaynaklarını oluşturuyor ve yapay zekanın an be an kendi kendini geliştirmesini kaydediyor.
Bugün bize ne zaman güleceğimizi ne zaman ağlayacağımızı ve neyi konuşacağımızı söyleyen, yönlendirildiğimiz bir dijital dünyanın içindeyiz. Kendi doğrularımızı ve etik değerlerimizi kaybetmeden, tarihimizi unutmadan ve milli kimliğimizi kaybetmeden yaşamaksa şuan tek umudum.