Sakarya’’da, hani, “ Seçilmiş veya Atanmış!” sözcüğü ile özellikle vurgularım ya, Yöneten Konumuna gelmiş bir çok Allah Kulu az zaman sonra,       “  bulunmaz, katına erişilmez, karşısında ceket iliklenir adam!” havasına girer…

           Sakarya’da -hatta Türkiye’de- eleştiri kültürü, “ belki farkına varmadığım  yanlışım vardır. Okuyayım, dinleyeyim; varsa, belki düzeltirim!” erdemi yoktur.

           Çevrede oluşan yalakalar, akıl almaz yanlışları bile alkışlar. Yöneten de işte bir tek buna alışır! Sakarya’da, gerçek anlamda danışman yoktur, olunamaz!

          Sapanca Gölü gibi, yediden yetmişe hepimiz için en gerekli hayat kaynağı için bile yıllardır bu anlayışımız ağır bastı… Bu ülkede, Yönetenler yaptıkları en galiz hataları bile bir başkasına yıkmayı becerir…

              Sakaryalı bir düşünsün; Sapanca Gölü son birkaç yılda gözler önünde kururken, Şehri Yönetenlerin bunda hiç payı yok mu? Suçu kime yıktık?

          Şimdi, yumurta kapıya dayandı, aklımız başımıza geldi!.. Ballıkaya Barajı ile Akçay Barajı bu nedenle geleceği kurtaracak en doğru çözümler gibidir!

            Doğru; Kocaeli sanayileri gölden, eski yıllara göre kat kat fazla su çekiyor!  Sakarya, Kocaeli dere tepe koşarım ya. Kocaeli, Sapanca Gölü kuzeybatısında, eski SEKA Kampı’nın orada 7-8 yıl önce 1 mt. çaplı 2 hat döşeniyordu. 

           Seka Kampı’na yıllarca, defalarca gittim. Her defasında da Sakarya’yı Yönetenleri zamanında uyarmak için yazıp durdum. Yemediğim küfür kalmadı; ama, o devasa borulara engel olmak için kılları kıpırdamadı!

           Ne zaman ki Sapanca Gölü kurudu; o gün, hep birlikte“ Kocaeli sanayileri” yaygarasına başladık! Yanlış değil; ama kimse Sakarya’nın yanlışını sorgulamadı.

           SASKİ’nin sadece son 10-12 yılda, Sapanca Gölü’nden içme kullanma suyu olarak çektiği ve isale hatlarına verdiği miktarları rakam rakam alın, takke düşer, kelimiz ortaya çıkar!

           SASKİ’nin, 10-12 yıl önceki abone sayısı ile şu günkü abone sayısı arasında nasıl devasa fark vardır, öğrenelim, biraz kendimizi sorgulayalım!..

          SASKİ’nin sadece Adapazarı’ndaki abone sayısı katlayarak arttı. Kaç ilçeye, kaç köye içme suyu hatları yapıldı : -) Temiz içme ve kullanma suyuna kavuşmak en insani bir ihtiyaç!..İlçe ve köylerimiz için mükemmel bir hizmet oldu…

         Tabii; Sapanca Gölü’nü besleyen dereleri, yeraltı su kaynaklarını kurutan, Su Fabrikalarını asla aynı kaba koyamam!..Siyasi destek verilmese, son 10-12 yılda tarihte görülmedik sayıda Su Fabrikası yapılabilir miydi?

           Siyasi yaranmacıların çok övdüğü, 3-4 mt. yer kazılarak, 1,5-2 mt. de yer üstü dolguyla Yüksek Hızlı Tren Demiryolu yapıldı…Bu resmen, Göl’e giden su kaynaklarını durduran bir yapay barajdır! Hiç düşündük mü?

            Sonuç: Sakarya’da, gazeten her gün Yönetenlerin yaptığı etkinliklerin haberleri ile doludur. Bayılırlar, yayılırlar; asla bir teşekkürü bilmezler. Eksik, yanlış bir işlerini yorumla, bittin!.. “ Bu yazar fitne-fesat! Bize hıncı var; kovun!”

            Şu gün Ballıkaya ve Akçay barajlarının yapılış keyfi, bize yeter! Evet; Sapanca Gölü’nü yine de bir gün göz ardı etmeyelim!..

 

               SAPANCA BLD.BŞK.’nı,  Doç.DR. SAYIN AYDIN YILMAZER!..

             Genç Hocamız, Yerel Seçim öncesi Sapanca’da yapılan SASTOP toplantısında tanışmamızı, hiç kuşkum yok, o günkü yoğunluktan hatırlamaz!..

         Aday olduğunu öğrenen öğrencilerinin kendisi için yaptığı övgüleri tevazu ile karşıladığını da ben hatırlatayım…Seçim öncesi heyecanı içinde, öğrenci övgülerini bile hak etmek için, duyduğu sorumluluğu vurgulaması da nefisti!

          Bizim Sakarya’nın genç köşe yazarı Oktay Yılmaz geçenlerde, Sapanca’nın ormanlık dağlarında son birkaç yılda oluşan villalı taşlaşmaları yazmıştı. Hocam, galiba yazanı muhatap almadan,  ortaya;

           “ O araziler tapulu şahıs arazisi! Benden yıllar önce imara açılmış!” gibi, suya yazılan bir cevapla geçiştirmişti!..Bu olmadı tabii…

              Köşe yazarımız Oktay, genç yaşına karşın, nefis gezi-gözlemler yaparak, sorumluluk da yükleyen nefis yazılar yazıyor. Üstelik de, yerelde öylesi yazıları taşımak zordur. Taşıyana kimse, ama kimse,” helal olsun! Beş kuruş çıkarın yok; ama, Cennet Sakarya’nın doğasına sahip çıkıyorsun!” demez. Belki fısıldar! 

            Hocam; eğer bir belediye başkanı isterse, ormanı da, suyu da, imarı da aslanlar gibi koruyabilir!!! Oktay’a katılıyorum; Siz ilkin bir Akademisyen Aday olduğunuz ile saygı ve sempati kazandınız; öyle de yola devam etmelisiniz!..

            Yerel Seçim öncesi dağıttığınız, görkemli-sanal, “ Marka Şehir Sapanca” kitabınız masamda! Cillop gibi sanal fotolar seçmeni avlar! Ama, 10 yıl sonra dahi, O sanal, görsel muhteşem projelerin 3’te 1’i bile hayata geçmez : -(

             O kitap hep masamda olacak!..Altı ayda bir hatırlatırım…Amaaa!..

            Marka Şehir Sapanca!” kitabınızdaki Kırkpınar’ı değil; Kurtköy Deresi Projesi’ne harcanan trilyonları eğer bu gün 1,5-2 mt. Otlar kapatmışsa! Ülkemin eşsiz gençleri şampiyonalar için Havaalanında toplanmışsa;

            O gençlerin 1,5-2 metrelik otlar ve çağdışı imkansızlıklar içinde konuk edilmesine sessiz kalmam…Yazar, hatırlatır; Akademisyen duyarlılığı beklerim!

           YHT’nin, demiryolu kenarında yok ettiği asfalt caddeyi de yazarım. İnanır ve tahmin ederim ki; TCDD O yolun yapım parasını Büyükşehir’e ödemiştir. Büyükşehir, Sapanca’yı asfaltladı, Karasu’ya geçti galiba; Kırkpınar köy bile değil, kenar mahalle !..

           Sayın Hocam bilsin ki; erken eleştiri gibi görünen bu yazı, kendisinin gözle görünen taşlaşmaları yok sayar gibi cevaplaması üzerine yazılmıştır… Hemen yapılabilir işler dışında; Marka Şehir olmak için beklenmesi gerektiğini bilirim!..