ÜLKESİNİ diktatörlükle yönetmeye çalışan liderler, Mirabal Kardeşler’den ibret almalı. İyilik ile kötülüğün yarış içinde olduğu dünyamızda tarih tekerrür etmeye devam ediyor!

Dünya kuruluşundan bu yana “iyilik” ile “kötülük” Habil ile Kabil misali her zaman at başı gitmiş ve birbirleriyle mücadele edegelmişlerdir.

Yönetimlerini daha çok insan hakları, demokrasi ve eşitlik ilkesine göre tesis eden devlet adamları asırlar geçse de saygı ile anılıyor. Bunun da tarihte örnekleri çoktur.

İyi yönetimler, insanlara güzel bir gelecek hazırlarken, tersine diktatör yönetimleri de insanları hayatından bezdiriyor, isyan etme noktasına getiriyor…

Bir kedi bile, yapılan baskıyı bir yere kadar çeker ve sabır duvarı aşıldığında, pençelerini gösterir, jilet gibi tırnaklarıyla derin yaralar açar!

M İ R A B A L 2

PATRİA, MİNERVA VE MARİA TERESA

Bir ülke düşünün ki, 30 yıldan fazla sürede bir diktatör tarafından yönetiliyor. Öyle bir diktatör ki, ülkenin ekonomisinin yarıdan fazlasına sahip olmuş. Bunun da yetinmeyip, halkın kendisine tam itaat etmesini şart koşuyor!

Bırakın kamu binalarını, her evin duvarına kendi fotoğrafının asılmasını emrediyor! Ve bu yönetime itiraz edenler yargısız infaz edilerek hapishanelere kapatılıyor ve işkence görüyor.

İşte bu ülkenin adı Dominik Cumhuriyeti…

Ülkenin her yerinde ajanlar kol geziyor, insanların bir gölge gibi izlendiği bir dönemde 3 kız kardeş; Patria, Minerva ve Maria Teresa Mirabal kardeşler aslında rahat bir hayat sürerken, bu sıkıcı ve zulüm düzenine karşı geliyor!

Ülkenin kara yazgısını değiştirmek için harekete geçen Mirabal Kardeşler, ortaya koydukları mücadele ile tüm dünyaya örnek ve sembol oluyor…

Patria Mirabal, kardeşlerin en büyüğü, diktatörün fotoğrafını evine asmayı kabul etmeyerek şöyle söylüyor;

“Çocuklarımızın bu yozlaşmış ve zalim rejimde büyümesine izin veremeyiz. Buna karşı savaşmalıyız ve gerekirse her şeyden, hatta hayatımızdan bile vazgeçmeliyiz…”

İDAMA GÖTÜRER YOL!

Mirabal Kardeşler, hayatlarını hiçe sayarak çıktıkları yolda, Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten diktatör Rafael Trujillo’yu devirmek için kod adı “kelebekler” olan 12 Haziran Politik Hareketi’ni kurdular ve aynı zamanda diktatörün de hedefi oldular!

Kardeşlerin en büyüğü Minerva, Fidel Castro’yu örnek göstererek, “Eğer onlar Küba’da başarabildiyse, biz neden burada benzer bir hareketi başlatmayalım?” diye ilk adımı atan isim oldu.

İşte bu Mirabal Kardeşler, başlattıkları bu hareketten birkaç ay sonra 25 Kasım 1960 tarihinde hapisteki yakınlarını ziyaretten dönerken, yolda katledildiler… Şiddetin her türüne maruz kaldıktan sonra, araçları içinde bir uçurumdan aşağıya atıldılar.

25 KASIM, DAYANIŞMA GÜNÜ

Bu 3 cesur kadın, kelebek ömrü kadar kısa hayatlarıyla, önce ülkelerinde sonra da tüm dünyada “kelebek etkisi” yarattılar. Ölümleri, Dominik Cumhuriyeti halkını da harekete geçirdi. Ülkede oluşan bu dip dalgası, 6 ay gibi bir sürede ülkeyi yöneten diktatörün iktidardan düşmesine yol açtı.

Ülkelerinde “ulusal kahraman” olarak anılan Mirabal Kardeşler’in uğradığı şiddet, aile içi şiddetle mücadele için örnek oluşturdu ve Birleşmiş Milletler 1999’da, 25 Kasım’ı “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan etti.

1960’da ölüme mahkum edilen Mirabal Kardeşler’den sonra “iyilik” ve “kötülük”ün mücadelesi artarak devam ediyor…

Zalim ve diktatör yönetimlere karşı her defasında yeni “Mirabal Kardeşler” çıkarıyor toplumlar ve insan haklarını geliştirmede, adaletli bir düzen arayışında büyük bir motivasyon oluşturuyor.

İyilik, her zaman kazanmaya odaklıdır.

****************

ANLAMLI SÖZ

“Nerede birileri özgür olmak için mücadele ediyorsa, onların gözüne bak anne, beni göreceksin…”

JOHN STEİNBECK