17. YÜZYILDA gerçekleştirilen Kandiye Kuşatması, 1 Mayıs 1648 ile 4 Eylül 1669 tarihleri arasında Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik arasında cereyan eder. Kandiye Kuişatması, dünya tarihinde Ceuta Kuşatmaları’ndan sonra en uzun ikinci kuşatma olarak geçer.

21 yıldan fazla süren kuşatma sonunda, Venedik teslim oldu; Osmanlı askerleri, kuşatma sonrası kaledeki Venediklere ait eşyaların serbest bir şekilde taşınmasına da izin verdi. İmparatorluğun başında bu yıllarda önce Sultan İbrahim, daha sonra IV.Mehmet görev yapar.

Lakin konumuz bu değil…

Konumuz, 100 yılı aşkın bir süredir, ülkemize karşı Emperyalizmin gerçekleştirmek istediği kuşatma!

1920’li yılların başında denize döktüğümüz bu “haçlı zihniyeti”, her ay her yıl biraz daha sıktıkları cendere ile Türk Milleti’ni adeta bir ateş çemberine almış oldu!

Felaket, baştan “Arap Baharı” ve “demokrasi rüzgârı” olarak lanse edildi…

“Demokrasi baharı” denince akan sular duruyordu; bu büyülü kelimeler arasına saklanan Hıristiyan dünyası, bu ülke yöneticilerini ve insanlarını yıllarca uyuttu. Halâ bu derin uykunun sarhoşluğu içindeyiz…

Allah sonumuzu hayreylesin.

NE ZAMAN AYIKACAĞIZ?

Milletimizin üzerindeki bu ölü toprağı ne zaman kalkacak?

Türk Milleti acaba ne zaman uyanacak bu derin uykudan?

Önce Kuzey Afrika ülkeleri Fas, Cezayir ve Tunus’tan başladı bu acımasız kuşatma… Sonrasında Libya, Mısır, Arabistan, Filistin toprakları, Suriye, Irak ve İran olarak devam etti.

Kuşatma faaliyetlerine bazen atlayarak devam ettiler. Önce İki İslam ülkesi olan İran ile Irak’ı kapıştırdılar… 8 yıl süren bu savaş sonrasında petrol zengini iki ülkeye bolca silah sattılar.

Hemen sonrasında önce Irak’ın ipini çektiler. Türkiye kadar bir yüz ölçüme sahip olan Irak’ta şimdi farklı devletler teşekkül ediyor!

Ortadoğu yanıyor… Filistin toprakları işgal altında, Gazze Cehennem yeri, güney komşumuz Suriye ise param parça…

Ama hayır! Sadece 57 İslam ülkesi değil, Türk siyaseti de derin uykuda! Uykuda değil…

Düşman adım adım ülke topraklarına yaklaşırken, ülkeyi yöneten iktidarıyla, muhalefetiyle bir güruh, birbirlerini yeme telaşında. Tehlikenin farkında değil misiniz? Acaba ne zaman kendinize geleceksiniz?

İSRAİL’E KOMŞU OLURSAK, ŞAŞMAYIN!

Tüm Yahudi ve Hıristiyan dünyasını arkasına alan katil İsrail, “vadedilmiş topraklar” adı altında, Davut Koridoru diye nitelendirilen Dicle ile Fırat arasındaki bu coğrafyaya adım adım yaklaşıyor.

Durum bu kadar açık iken, bizim politikacılarımız hala birbirlerinin nefeslerini kesme peşinde…

Oysa üzerine bastığımız bu topraklar, yani vatandan daha önemli bir değer yoktur bir millet için! Her şeyin üzerinde olduğu gibi, partilerin de üzerindedir vatan kavramı… Özgür bir vatan toprağın yoksa, üzerindeki iktidar çabaların da beyhudedir aslında!

Dışarıda manzara bu iken, içeride tam anlamıyla bir kayıkçı kavgası bütün acımasızlığı ile devam ediyor!

BU GERİLİM NE GETİRECEK?

İşte son yılda yaşananlar ortada…

Dış güçlere karşı milletçe güç birliği yapmamız gerekirken, ülke tam anlamıyla bir yangın yerine dönmüş durumda… İktidara adım adım yaklaşan CHP kuşatma altında bu kez… Ve CHP’li belediyelere karşı başlatılan operasyonlar… CHP İstanbul İl Başkanlığı, CHP Genel Seçimleri hakkındaki mahkemeler, kayyımlar ve “mutlak butlan” davaları ortada!

Ve bugün, yani 15 Eylül Pazartesi bu kuşatmalar için çok önemli bir gün… Gerilimden ve kutuplaşmadan medet uman iktidar erki, adalet ve emniyet sopasıyla acaba bu insanları daha ne kadar baskı altında tutacak?

Zaten 100 yıldır kuşatma altındaki bu aziz millete, bu topraklara, bu insanlara, bu insan haklarına, bu demokrasiye yazık değil mi?

****************

ANLAMLI SÖZ

“Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün bir millete yönelmiş bir tehdittir…”

MONTESQUİEU