Şimdi faydası olmaz ne ah’ın nede vah’ın,
Varılacak menzilde utandırma Allah’ım. (h.m.)
Dünyanın diğer canlılar ve varlıklarla birlikte çok küçük parçaları olan bizler, tıpkı diğer canlılar gibi ölümle sonuçlanacak bir hikâyeye sahibizdir. Bu yönümüzle onlardan hiç de farklı değilizdir. Bizi onlardan ayıran en temel özelliğimiz olan düşünme kabiliyetimiz ve onun ürünü “ölümsüzlük fikri” ise biz insanların hikâyemizi onlardan biraz farklı kılar. Kendi türümüzden birinin ölümü diğer canlıların ölümlerinin yanında çok daha derin bir olaydır. Bizim dışımızda canlıların ölümü ise insan hayatının “çok sıradan” bir gerçeğidir. Daha genel ifade ile ölümlerin tamamı doğanın olağan olaylarıdır, kendi türümüzün ölümlerine “derinlik” katan ise bizzat biz olmuşuzdur.
Bunu ölümlerin ardından yapılan ritüellerde, ölü bedenler için inşa edilen yapılarda ve daha birçok şeyde görebiliriz. İnsanoğlunun aklını kullanması vesilesi ile yaptığı gözlem ve deneyler insanın dışında diğer canlı varlıkların da ölüme karşı çeşitli tepkilerinin olduğunu göstermiştir. Ancak bugün insanoğlunun geldiği noktada her ne kadar savaşlar, cinayetler, ölüm cezaları gibi olgular devam etse de “ölüme sebebiyet verme”nin önüne geçilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Dünyada canlıların arasında bu tarz bir irade herhalde hiç olmamıştır, çünkü canlıların yaşaması canlıların ölümlerine bağlıdır. Karşılaştırma yapmak elbette ki doğru olmayacaktır ancak doğayı vahşi kılan da ölümün aynı derin etkilerine rağmen, daha sık, kolay ve sıradan olarak cereyan ediyor olmasıdır. Doğa, insanın ya da başka bir canlı türünün kendisine egemen olamadığını zaman diliminde göstermiştir. Göstermeye de devam etmektedir. Türler bazında teker teker her canlının sonu belli ve açıktır. Evrenin, içinde yaşadığımız gezegenin ve doğasının sonu hakkında fikirlerimiz ve tahminlerimiz olsa da kesin bir bilgimiz henüz yoktur.
Bilinen, evrenin ve gezegenin çok uzun süredir var olduğu ve varlığı geçici olan biz canlılara/ölümlülere ev sahipliği yaptığıdır. Aynı evin sakinleri arasında hayatta kalabilmek adına kıyasıya bir mücadele vardır, türlerin kendi arasında ve türler arasında devam eden … Ölüm ise tıpkı doğum gibi her an gerçekleşen bir olaydır. Ancak gerçekleştiği anlara dek sessizce yakınımızda bir yerlerde bizleri beklemektedir.
Yukarıda yazdıklarımın ışığı altında 2O.06.2023 tarihinde görevi başında vefat eden erenler belediye başkanımız merhum Fevzi Kılıç’ı Rabbim onu Berzahtaki yerine koymuştur. Mekânın cennet, komşun hz. Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz olsun inşallah.
Bizim içinde artık yıllar ay, aylar hafta, haftalar gün, günler saat gibi geçiyor. Doğumumuzdan bu güne kadar geçen günler unutulur ve yaşadığımız günü biliriz. Bu gün yaşıyoruz. Biraz sonrası meçhul. Zira ömür iki nefes arası kadar kısadır. Kendisine haklarınızı meccanen helal etmeniz talebimdir. Mekanı cennet olsun inşaEllah.Amin. Saygılarımla. Bu bağlamda;
’Ölümgüzel şey, budur perde altından haber .
Hiç güzel olmasaydı, ölürmüydü Peygamber’’ ?(N.F.K.)