Sevgili Okurlar,
Bu yılda,” huşu içinde bir Ramazan ayını”, idrak ettik, ediyoruz..
Müslüman dünyasının, “İsrail-ABD tarafından İran’a saldırısı içinde geçen Ramazan ayı, bu bakımdan bir ilklere de sahne” oluyor..
“Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir” anlayışının egemen olduğu İslam dünyasında, “savaşları”, nereye koyacağız?
Ya, “din kardeşliği” konusunda, ne düşünüyorsunuz?
Böyle bir kavram var mı, “yoksa bir kesim işine geldiği gibi mi, bu din kardeşliği yakıştırmalarında bulunuyor” dersiniz?
Konuya,” dini açıdan bakarsanız, İsrail ile ABD’nin inanç temelinde farklılığı” ortada..
Tarihte, bu “din kardeşliği, ya da, birlikteliği bağlamında savaşları” unutmayalım?
Aklımıza hemen “haçla ittifakı ve savaşları” gelmez mi?
“Hıristiyanları, Müslümanlara karşı savaşa sürükleyen Keşiş Piyer Lermit ve Haçlı orduları komutanları Godfrey de Bouillon ile üçüncü haçlı orduları komutanı, Arslan Yürekli Richard olarak bilinen Richard the Lionheart’ın Müslüman dünyasına yürüyüşleri”, iyi okunmalı ve incelenmelidir..

ÇIKAR SAVAŞLARI?
Bugün ise, “savaşlar din aidiyeti temelinde değil, çıkarlar öne çıkarılarak” yapılıyor..
Bakınız, “Ukrayna ile Rusya Federasyonu arasında çıkarılan savaşı”, nereye koyacağız?
“İki kadim kardeş halk ve aynı inanç temelinde görüş ve düşünceler, bir kenara bırakılarak”, nasıl savaşa tutuşturuldu?
Yine, “Irak ile İran savaşı” hatırlanmalı?
Şurada,” yıllardır İsrail ile Filistin arasındaki savaşın boyutu ise din temelinden, barbarlığa dönüşerek”, her şeyi altüst etmedi mi?
Peki, şimdi ne oluyor?
Şimdi ise,” hedefler, stratejiler gelecek” odaklı..
Yakın tarihte,” Amerika stratejileri ile Venezüella, Afganistan, Irak ve Suriye ile Libya’da olup bitenleri kim, nasıl”, izah edecek?
Kısacası “savaş” kelimesi, bizi daha gerilere götürmelidir..

DÜNYA SAVAŞLARI?
“Dünya savaşları” neden çıktı ki?
Dünya egemenliğini elinde bulunduran güçler, “Almanya’yı, Japonya’yı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni”, niye hedeflerine koydu ki?
Evet, “ülkelerin çıkarları tehlikeye düştüğü anlarda, yükselişte olan ülkelerin önü”, bir şekilde kesiliyor..
Bu arada, “yükselişte olan ülkenin de Çin olduğunu” hemen teslim edelim..
İsrail ile Amerika, “bir şekilde, nükleer silaha ulaşmak için çalışmalar yapan ve büyük petrol geliri olan İran’ı cezalandırırken, bir yandan da Çin’in yükselişinin önüne”, geçmek istiyor..
Bu yeni savaşta, maalesef İran yalnızdır!

HERKES İRAN’A KARŞI?
Avrupa Birliği(AB) içinde yer alan güçlü ülkeler;” Fransa, Almanya ve Amerika’nın yanında yer alan İngiltere ile Rusya Federasyonu ve Çin, Hindistan ve Pakistan ile Türkiye’nin tavırları”, basına yansıyor..
Bu ülkeler içinde,” en belirgin tavrı ise bir AB ve NATO ülkesi olan İspanya’nın koyması” enteresandır..
Kaldı ki, “İran’a karşı din aidiyetli Suudi Arabistan, Dubai, Bahreyn ve diğer Müslüman ülkelerin İsrail-Amerika ile işbirliği” düşündürücüdür?
Demek ki,” bu din kardeşliği” sözdedir..
“Çıkarların, gelecek kaygılarının, savaş nedeni olduğu günümüzde, ülkelerin işbirlikleri de bu bağlamda” değerlendirilmelidir..
Öyle ya, neden herkes İran’a karşı?
İran’da, bunu iyi düşünmelidir!
Tek başına, nereye kadar?

TERÖR BELASI?
Türkiye, NATO(Kuzey Atlantik Asamblesi) İttifakı içinde yer alan bir ülkedir..
Avrupa Birliği kapısında bekletilen Türkiye, yıllarca “ terör örgütleri” ile meşgul edildi..
Hala, “bu terör belasından kurtulmuş” değiliz!
Bugünkü ortamda,” bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek” ne kadar doğrudur?
Şurada, “Türkiye’nin terör zararı ve insan kaybına kimler, hangi sebeplerle”, neden oldular ki?
Bu arada, Türkiye’ye dayatılan “terörsüz Türkiye” projesinin, neler getirip, neler götüreceği iyi biliniyor mu?
“Barış” diyenlerin,” çok iyimser olduğunu” düşünmüyorum?
Afganistan, Irak ve Suriye olayları ve yaşanılanlar ortada!?
“İran’da tezgâhlanan ayak oyunlarının” farkında mısınız?

ALLAH KORUSUN!
Kaldı ki, “Türkiye’de iktidar ile muhalefetin savaşlar” konusunda da, ayrı fikirlere sahip olduğu, yapılan açıklamalardan anlaşılıyor..
“Büyük bir ekonomik kriz ve kutuplaşmanın içinde olan Türkiye’nin savaşlardan, çatışmalardan ve tarafgirliklerden uzak durması” gerekir..
Her ülke kendi çıkarlarını düşünürken, “Türkiye’nin kendi çıkarlarını kulak arkası etmesi” mümkün değildir..
“Emeklisine bayram hediyesi verme konusunda imtina eden Türkiye’nin, savaş konusunda bin düşünüp bir adım atması” evladır..
Allah korusun, bu kazanımlarımız da, yerle bir olur!
Sava, ölümüdür, yıkımdır, acıdır, gözyaşıdır!..
Savaşlara harcanacak emek ve çabalar, barış için harcanmalıdır..
Bu nedenle, savaşlar karşısında, “Sağduyu vi itidalle hareket etme mecburiyetimizi” herkes bilmelidir!
“Gelecek”, savaş etmekte mi, “barışı”, hâkim kılmakta mı?
Yusuf Cinal yazıyor/7 Mart 2026