Sevgili okurlar,
Türkiye, nihayet "İBB Davası" ile tanıştı..
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile arkadaşları ve çeşitli CHP'li belediye başkanları, bürokratlar için sürdürülen operasyonlar sonrası hazırlanan iddianame ile açılan dava, Silivri'de oluşturulan mahkemede başladı.
"İBB Davası" ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na, hazırlanan iddianame ile çeşitli suçlar isnat ediliyor..
Bu suçlamalardan maada, dava öncesi ve sonrası ile ilgili gelişmelere bir göz atarak, sizleri bilgilendirmek isterim..
Türkiye'de en çok sözü edilen ve yüksek sesle dillendirilen husus," adalet bir gün, herkese lazım olacaktır" klişe deyimidir..
GEÇİKMİŞ ADALET?
Bunu takip eden slogan ise, " susma, sustukça, sıra size gelecek" olarak tekrarlanır..
Bir başka ifade ile " geç kalmış adalet, adalet değildir(*)" lafzı da çok kullanılır..
Zamanın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisine yönelik adaletsizlikler karşısında, Ankara'dan, İstanbul'a "adalet yürüyüşü" başlattığını unutmayalım..
Bu yürüyüşte öne çıkan hakim slogan, "hak, hukuk, adalet" vurgusu olarak, hala kalabalıklar tarafından en çok kullanılan haykırıştır..
BU KAVGANIN, TARİHİ GEÇMİŞİ VAR!
Maalesef Türkiye'de, Cumhuriyet ile birlikte, "siyaset ve muhalefet" arasındaki kavga, bir türlü bitmiyor!
Bizim kuşak, "yani yaşları 70'e varmışların bu siyasi didişme, kavga ve hesaplaşmaları iyi bildiğini ve unutmadığını" söyleyebilirim..
Zira, o yıllarda merhum babam Hakkı Cinal(Çavuş), Demokrat Parti(DP) Ocakbaşı başkanı ve üyesiydi.. Parti kartını hala saklarız..
Bakınız, Sakarya'nın unutulmaz eğitimci ve gazetecilerinden Abdullah Çelik Hocam'ın anıları arasında yer alan " Yassıada Yargılamaları" ile ilgili benimle paylaştığı bilgileri hatırlamamak, ne mümkün!..
YASSIADA YARGILAMALARI?
1960 Darbesi sonrası, zamanın başbakanı Adnan Menderes ve bakanlar ile bazı milletvekilleri gözaltına alınıp, tutuklandılar ve yargılandılar..
Bu yargılanmalar, Marmara denizi ortasındaki Yassıadada(İmralı) gerçekleştirildi.
Cumhuriyet tarihinin, önemli siyasi yargılamalarındandır..
"Bu yargılamaları, bizzat takip eden gazeteciler arasında yer aln Abdullah Çelik Hoca, demokrasi aşığı bir kişi ve üstelik İsmet İnönü(Paşa) yanlısı olmasına rağmen, davayı takip eden gazeteciler arasında", yer almayı başardı. (Mahkeme giriş kartı ailesindedir)
Adapazarı'ndan, yassıada yargılamalarına ya?
Bizim yeni yetme gazetecilere, ithaf olunur!
DAVAYI TAKİP ETTİ
Abdullah Çelik Hoca, "davaları takip etmekle kalmadı, aynı zamanda, Sakarya Milletvekili Baha Hun'a(1957 Dönemi), o zamanın parası ile 15 Lira yardımda bulunduğunu, belgeli olarak", bana anlattı.
Elden değil, PTT kanalı ile bu parayı göndermiş..
Sorumluluğa ve anlayışa bakınız?..
CHP Yanlısı bir gazeteci, Demokrat Partili bir vekile para gönderiyor..
Ah, şu rezil yandaşlık?
Şimdi, gel de," İBB Davasını", Sakarya'dan bir gazeteci meslektaşımız takip etsin bakalım?
Mümkün mü?
Hele, birde para yardımı?
Büyük suçlamaların odağında olan Başkan Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklulara yardım edin hele?
Gazeteciler ile irtibat kurulmasın diye, meslektaşlarımız en kuytu köşeye itilmişler?
Bu da, adalet işte!
Bugünün anlayışı ile mahallede söylenenler?
"Anında, hakkınızda dava açılır, Silivri'yi boylarsınız" diyenlerin sesini, duyar gibiyim!
Ya da, bu dava ile tutuklu olanlardan birine para gönderin hele?
Bir düne bakın, bir de bugüne?
Nereden, nereye değil mi?
Dünden bugüne, "anlayışlar kadar, siyasi duruşlar, yaptırımlar, husumet, kin ve öfke", ne kadar da değişim gösteriyor!..
Ah,şu koltuk,iktidar sevdası!
BU DAVANIN TARAFLARI?
Bütün bunları anlamamız için," kahin olmaya", gerek varmıdır?
Başlayan dava sürecinde, göz çarpan ayrıntılara bir bakalım:
"Bu işin, bir iktidar ayağı var..
Yargı ayağı ortada..
Medya ayağı, yandaşların mecrası..
Muhalifler, siyasi partiler ve bazı medya kuruluşlarını ihtiva ediyor..
Etliye, sütlüye karışmayanlar..
Nemelazımcılar.."
Gelin, basına yansıyan ve İBB Davası ile ilgili açıklamalara bir göz atalım?
(Devamı Haftaya)
Yusuf Cinal yazıyor, 14 Mart 2026
(*)"Geciken adalet, adalet değildir" sözü, adaletin zamanında tecelli etmediğinde hak kaybına, telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere ve toplumsal vicdanda yaralara yol açtığını ifade eder.
Yargılamanın hantal işlemesi, adalete olan güveni sarsar; isabetli bir hüküm bile geç gelirse zulme dönüşebilir. Adalet, vaktinde uygulandığında anlamlıdır.