Sevgili okurlar,
Bu yılda, “tatil için Türkiye’ye gelenlerin, anlatımları, dünde kalanlardan”, pek farklı değil..
Çeşitli Avrupa ülkelerinde gelenlerin haberleri, sosyal medya yansımaları, “hasret buluşmalarından öte, ülke gerçeklerini de” içeriyor..
Hangi birini, anlatayım ki?
Ülkemin en güzel yörelerinden Sakarya’dayım..
Gelir gelmez, arkadaşlarımın haberleri ile “irkilmedim” değil..
Önce, sevgili yazar, gazeteci kardeşim, hemşerim Akyazılı Hüsamettin Acar’ın, “bir beyin operasyon geçirdiğini” öğrendim..
Üzülmek para etmez ya, hemen kendisini aradım..
Telefona, kader, hayat arkadaşı çıktı..
“Hüsamettin gayet iyi, Allaha şükür, başarılı bir operasyon geçirdi. Şimdi iyileşme döneminde, Allah razı olsun, kendine geldiğinde mesajınızı iletirim” diyerek, durumu izah etti..
Başka, ne diyebilirdim ki?
“Büyük geçmiş olsun, Allah şifalar versin” diyerek, Acar’ın durumunu öğrenmiş oldum..
Öyle ya, “hayat devam ediyor” değil mi?
Belçika’dan yeni gelmişiz, “evimizin temizliği, mutfağın ihtiyaçları, konu- komşu ziyaretleri, sıla-i rahim” günlerimiz..
Ve arkamızdan,” Türkiye’ye gelecek olan evlatlarımızın, telaşı, yolculuğu, beklenti, korkular, endişeler” bizi bekler?..
Sormayın gitsin!

EROL AFŞAR USTAMIZ
Derken, Bizim Sakarya Gazetesi mutfağının duayeni, gazetecilerin ağabeyi, ustası, bir gönül adamı Mansur Yılmaz telefonda..
“Hocam duydun mu, sevgili yazarımız Erol Afşar, Kayseri’de rahatsızlanmış!”
Yine, bir telefon trafiği, sevgili muhterem Hocamız Erol Afşar’ın son yazısı “Kudüs” üzerineydi..
Allah şifalar versin, “yarın ne olacağımızı”, bilen var mı?
O şarkıda olduğu gibi, “bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete ya”, Allah sonumuzu hayır etsin!
Çok şükür, Erol Afşar Hocamızdan da,” iyi haberler” alıyoruz..
İnşallah, “o da, Hüsamettin Acar gibi, yazıları ile bizleri aydınlatmaya” başlar..
Hayat, bu ya?

AH BE TUNCER
Sevgili dostum, spor yazarı arkadaşım Nazım Aktürk, Sakarya’nın yetiştirdiği ender kişiliklerden biri olan ve Bizim Sakarya Gazetesi’nde uzun yıllar Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Tuncer Kalaycı’nın, hastaneye kaldırıldığını söyledi..
Genç yaşında, muhterem eşi emekli öğretmen Ayşe Kalaycı’yı kaybetmenin derin acısı içinde, “sevgisini, acılarını, yalnızlığını kızı ve sevimli kedisi ile paylaşan Tuncer Kalaycı’yı”, maalesef genç yaşta kaybettik!
Cenazesine katılmak, “ona güle, güle dostum, arkadaşım, yiğit kardeşim derken, hüzünlenmedim” değil..
Ah be, Tuncer!
Cenaze vesilesi ile birçok dost, arkadaş, tanıdık bir araya geldik..
Hasta olmasına rağmen, bir başka gazeteci dostum, birlikte haberlere, yazılara, fotoğraflara imza attığımız kardeşim Cevdet Güngör, oğlu ve kızı eşliğinde cami avlusuna geldi..
Hasta olmasına, rağmen?
Ya, olması gerekenler?
Değmez!

NE GÜZELLİK BU
Siyasiler, iş insanları, gazeteciler yanında dostları, arkadaşları, yakınları Tuncer Kalaycı’yı uğurladık..
Ama, en vefalı grup, şüphesiz TİP’li(Türkiye İşçi Partisi) arkadaşları idi..
Sevgili Tuncer Kalaycı’yı,” son yolculuğunda, mezara kadar” uğurladılar..
Mezarına sular döküp, güllerle bezediler..
Ardından, güzel sözler sarf edip, “yaşanmışlıkları, mücadeleleri, geçen bir ömre dair güzellikleri” paylaştılar..
Ne güzel vefa bu!

MUTLAK BUTLAN KARARI
Sevgili Bizim Sakarya Gazetesi Onursal Başkanı Adnan Y. Yüksel, Sevgili emektar futbolcu dostum Hasan Kılıç(Hicran), bu üzüntülere ortak olduk..
Hayat devam ediyor ya?
Neyini anlatayım, memleketin?
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi CHP’de(Cumhuriyet Halk Partisi) döndürülen dolapları, rezillikleri mi?..
İktidarın tensipleri ile hayatımıza giren “Mutlak Butlan Kararını mı” dersiniz?

EMEKLİ ÖĞRETMEN ALİ HIZAL
Sevgili hemşerim, futbolcu dostum, emekli öğretmen, CHP’nin Kurultay Delegesi, Akyazı İlçe Başkanı ve çeşitli görevlerde bulunmuş Ali Hızal telefon etti..
Bir çay içimi Harmanlıkspor Kulübü terasında buluştuk..
Ali Hızal bu, dolu, doluydu..
Hem de, “siyasetten” yana!
Erenler İlçesi sınırları içinde, emeklilik günlerini geçiren Ali Hızal,” CHP içindeki rezilliklere” dikkat çekerek, Partinin başında uzun yıllar, genel başkan olarak seçim kaybetmiş, insanları kandırmış ve tekrar bir mahkeme kararı ile partinin başına oturtulmuş Kemal Kılıçdaroğlu’na sözü getirdi..
”Hocam Kemal Kılıçdaroğlu son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in rolünü oynuyor! Vahdettin ülkeyi batırdı, çökertti.. Kemal Kılıçdaroğlu’da CHP’yi!”
Son derece, üzgün idi..

KAHREDEN DURUM
Yıllarca gönül verdiği, militanlığını yaptığı, fikirlerini savunduğu CHP’nin, içler acısı durumu, onu ve arkadaşlarını kahrediyordu..
Ali Hızal, “Hocam, bu zihniyet, Adapazarı Sait Faik Abasıyanık Kültür Merkezi ile Akyazı Lisesini yıkan, ülkenin fabrikalarını satan, limanlarını elden çıkartan, zenginliklerini talan eden zihniyetten başka bir şey değil!” diyerek, sustu!..
Acı, acı baktı, göz göze geldik..
Çaylarımızı, yudumlayamadık!..
Ülkenin içinde bulunduğu durum, anlatılır gibi değildi!..
Avrupa’dan gelenlerimizin, en büyük şaşkınlığı ise, “burada yaşayanların, ömür çürütenlerin, bütün bunlara, nasıl tahammül ettiği ve göğüs gerdiği” idi..

BU TOPRAKLARIN HASRETİ
Kızlarım, torunlarım, damatlarım, eşim ve ben..
“Bu ülkeyi, topraklarını, insanlarını, ağaçlarını, böceklerini, güneşini, yanık türkülerini, kemençesini, tulum havasını, mızıkasını, sazını, sözünü, halayını, horonunu, çiftetellisini…” çok seviyoruz..
Küçük torunlarım, Ayla, Ozan ve Elif mi?
Anıtkabir ziyaretinde, “Büyük ATA’ya saygı ve sevgilerini gösterdiği Al Yıldızlı Bayrakları alıp, evlerinde, Belçika’da dalgalandırmak” üzere gittiler..
Gidişlerinin ardından, “baka kalmak, bir damla hasret gözyaşı dökmek te” varmış!
Bu toprakların hasreti, yakar ya?
Allah, “daha beterlerinden korusun” bizleri!
Yusuf Cinal yazıyor,8 Ağustos 2026



Whatsapp Image 2026 08 07 At 14.48.22