Akılsız siyasilerin yıllarca işe adam değil de, adama iş mantığı ile yandaşlarını doldurmalarını sonunda top atma noktasına gelen TZDK, çareyi Başak Traktör Fabrikası tesislerine rücu etmekte buldu. Nasıl zamanın akılsız siyasileri ‘oy’ için bu kurumu batma noktasına getirdilerse, bu gününün fabrika yöneticileri de TZDK’dan kalan 280 bin metrekare araziyi parselleyip satarak fabrikaya işletme sermayesi kazandırmaya çalışıyor. Yanlışa yanlışla giderek…
**
Fabrika yöneticileri, eski fabrikanın 280 dönümlük arazisinin imar durumunun 15 ayrı parsele bölerek, Adapazarı Belediye Meclisi’ne sunmuşlar. Şimdi karar bekliyorlar. TZDK’nın faturasını bu millete ödetemezsiniz. Fabrikanıza işletme sermayesi lazımsa, şehrin merkezini beton yığını haline getirmenize bu millet asla izin vermez, vermeyecektir de…
**
İşletmeci sizsiniz. Bu işin okullarını bitirdiniz. Tecrübe tünellerinden geçtiniz. Bütün bunlardan sonra, ‘Ben yaparım, çözüm bende’ anlayışı ile o kurumun başına oturdunuz. Bu mu sizin işletmeciliğiniz? Bu mu sizin tecrübeniz? Bu mu sizin kurum kurtarma anlayışınız? O araziyi satıp, fabrikaya işletme sermayesi kazandırmak için ne okul okumaya gerek var, ne de tecrübe tünellerinden geçmeye…
**
Bir ilkokul mezunu bile bu arazileri satıp para kazanmayı düşünmez. Ama siz, o engin tecrübeleriniz(!) ile başka çıkar yol bulamıyorsunuz. Peki, bu kurumun böyle bir arazisi olmasaydı ne yapacaktınız? Çözüm için ne düşündürdünüz? O halde şimdi onu yapın, onu düşünün…
**
Siz başarılı bir yönetici olacaksınız diye, bu şehrin insanları, nefes almak için belki de son şanslarını olan bu alanı betonlaşmasına izin vermeyeceklerdir. Sizin kurumunuza işletme sermayesi kazandırılacak diye o arazinin betonlarla doldurulmasına bu kentin insanlarının sesiz kalacağını hiç ama hiç düşünmeyin. Hatta aklınızdan bile geçirmeyin...
**
O arazinin de, o kurumun da milletin malıdır. O kurumun milletin vergileri ile kurulmuş, o araziler milletin vergileri ile satın alınmıştır. Bu nedenle milletin malını siz istediğinizin gibi kullanamazsınız, üstelik te o millete zarar verecek şekilde…
**
O arazi Adapazarılı’nın akciğerdir, geleceğidir, velhasıl her şeyidir. Kurumunuz işletme sermayesi kazanacak diye, sizler başarılı yönetici olacaksınız diye, bu millet geleceğini sizlerin eline terk etmeyecektir. Bu 280 bin metrekare alan sadece ve sadece kültür park olarak değerlendirilmelidir. Bunun haricindeki hiçbir çözüm, bu insanlara fayda sağlamaz, aksine zarar getirir. O arazi ya kültür park olacak, ya da kültür park olacak…
**
Bu nedenle kendinizi, satıp işletme sermayesi kazanma düşüncesinden kurtarın. Bunda ısrar ederseniz bu şehir karşınıza dikilir. Hem de tek bilek olarak. Bu arada, TZDK Müessese müdürü Mehmet Ali Bolu bana, ‘15 parsele bölerek imar durumunu çıkarıp Adapazarı Belediyesi Meclisi’ne sunduk. Karar bekliyoruz’ dedi.
**
Şimdi asıl görev Adapazarı Belediye Meclisi’nde. Eğer, o arazi imara açılırsa, bu kararın altında imzaları bulunan insanları bu millet kıyamete kadar asla ve asla affetmez. Hatta o imza sahipleri bu vicdanı sorumluluktan asla ve asla kurtulamaz.
**
Arazinin 50-60 dönümünü kazanmak için Belediye Meclisi’nden böyle bir karar çıkacağını zannetmiyorum. Çünkü o karar imza atacak meclis üyeleri, bu milletin geleceğinden sorumlu olduklarını mutlaka biliyorlardır…
Bu yazı 16 Haziran 1997 tarihinde yayınlandı
Yazarın notu:
Yirmi yıl önceki bu yazıya konu olan yer, bugünkü Kentpark olarak bildiğimiz arazidir. Neredeyse betonlaştırılacaktı ancak, akıl galip geldi…