Aslında yazımın başlığını, ‘Vali Hüseyin Avni Coş’a açık mektup’ olarak atacaktım ama daha samimi ve sıkıntının çözüme odaklı olabilmesi için böyle bir başlık kullandım. Sayın Valim bilmelidir ki, bu yazacaklarım bir şikayet değil, bir durum tespitidir. Konuyu kendisinin de bilmesini sağlamak içindir. Kişisel görüşüm de, ortada onlarca, yüzlerce örneğinin mağdur olmadığı bir meselede, mağdur olan genç bir kızın durumudur.

**

Bu şehirde yaşayan figürümüzü şöyle çizmek istiyorum… Daha ilkokuldan beri, gerçek gazeteci, gerçek televizyoncu, gerçek haberci olmak için yola çıkmış bir genç kız. Ortaokulu bitirirken girdiği sınavlar sonunda da hayaline ulaşmış ve Sakarya’da bir lisenin radyo-televizyon bölümünü kazanarak kayıt yaptırmış..

**

Bu okul, O’nun, gerçek gazeteci, gerçek televizyoncu, gerçek haberci olabilmesi için ilk ve en önemli kapı olmuş. Daha sonraki hedefi, sınavlarla aynı branşın üniversitelerdeki dört yıllığında devam etmek. Dört yıllığa ulaşamazsa da, ulaşana kadar olan zaman içinde sınavsız gireceği Sakarya MYO’nun Radyo-Televizyon bölümünde eğitim almak.

**

Bu hedefle lisedeki eğitimini sürdürdü. Okuldaki ilk yılı çok iyi… İkinci yılı daha da iyi… Üçüncü yılı ilk iki yıl gibi. Son yani 12 sınıfta daha azimli. Bu arada, 12 sınıfa geldiğinde de, mesleğinin temellerini okullu-alaylı harçlarıyla birleştirip daha sağlamlaştırmak için bir yerel gazeteye stajyer olarak girip çalışmaya başladı..

**

Okulda da başarılı, çalıştığı yerel gazetede de başarılı. Böylece dönem sonu gelir ve 84.5 ortalamayla mezun olduğu açıklanır. Bunun neticesinde de, okulun düzenlediği mezuniyet balosuna kendisi gibi mezun olan arkadaşlarıyla birlikte katılır. Hedefinin ilk basamağını çıktığı için arkadaşları gibi O’da sevinçten kep fırlatır, sevinç fotoğrafları çektirir…

**

Birkaç gün sonra da okula, mezuniyet belgesini almaya gider. Gider ama asıl sorun burada başlar. Her öğrenciye hak tanınan mazeretli-mazeretsiz gün süresinin, ‘Mazerete dahil edilmeyen 3 gün haricinde’ okul müdürü tarafından kendisine ve ailesine mazeretli ve mazeretsiz okula gelmemeyi bir gün aştığı için sınıfta kaldığı bildirilir…

**

Bir gün Sayın Valim, sadece bir gün... O bir günün de, annesinin Ümre’ye gittiği 20 gün içinde, evdeki küçük kardeşine bakmak için okula gidemediği günlerden biri olduğunu da söyleyememiş. Yasal mazeretli-mazeretsiz günlerinin haricinde sadece bir gün için, ‘mezun oldun’ denilen, mezuniyet balosuna katılan, sevinçten kep fırlatan bu genç kızın hayalleri bir gün için böyle yıkılmış…

**

Bu bir gün için, okul müdürü sınıfta kaldığını ve yeni dönemde yine 12. sınıfta okuyacağını söylemiş. Sayın Valim, okullarımız yani Milli Eğitim bağımsız tamam. Ancak sizin bu meseleye mantıkla yaklaşacağınıza eminim. Ve bu mağduriyetle ilgileneceğinize inanıyorum. Eğer siz de, ‘Yapacak bir şey yok. Bir gün devamsızlık için, not ortalaması 84.5 olan kızımız bir yıl daha okula gitmelidir’ derseniz, gerçekten yapacak bir şey yok… Değil bir gün, devamsızlıkları on günleri aşıp, mezun olan öğrencilere rağmen…

27 Haziran 2016