24 Kasım öğretmenler gününüz kutlu olsun, başarılar hocam..

Sakaryaspor’un hocası Serhat Sütlü ise kazanmak istedikçe kaybediyor veya kazanmaya yaklaştıkça peyniri tilki yiyor..

Olmuyor, top sevmiyor..

Futbol bu..

Bunca yıllık profesörüm, şu futbolun matematiğini çözemedim, gitti..

Son 3 maçta yediğimiz gol sayısı 9, attığımız gol sayısı 7, kazandığımız puan 1, kaybettiğimiz puan 8..

Nereye koşuyoruz?

Cevap arayan başka soru..

Konumuz Esenyurt Necmi Kadıoğlu Stadı’nda 3-3 biten İstanbulspor maçı..

Saat 15.00 gibi şehirden çıktık, istiklal marşı okunuyordu, anca stada varabildik..

Avrasya tüneline neden girdik, Yeşilköy’e uçak inmemesine rağmen bir saat etrafında neden turladık, başka matematik..

O ara kadrolar telefonumuza düştü..

Sistem 4-4-2 gibi..

Düşündüm ki; eksiğimiz çok, yine de kazanmak için oynayacağız..

Sisteme göre diziliş şöyleydi; Szumski – Serkan Yavuz, Salih Dursun, Batuhan, Caner – Eren, Burak Altıparmak, Mirza Çetin, Burak Çoban – Kakuta, Ben Yedder..

Arkadaşlar skor tahmini istedi, “4-2 yeniliriz” dedim..

Açmamı istediler..

Çift forvet gol demek ancak gol yememek adına defans sallanıyor, defansın önünde Vukovic yok, Burak Altıparmak ile Mirza Çetin 4’lü orta sahanın ortasında risk..

Mirza’yı sahada göremedik ama Burak Altıparmak beni yanıttı, uzun süre sonra ilk 11’de şans bulmasına rağmen sırıtmadı, oyunun iki yönünü de iyi oynadı..

Sağ önde Eren, sol önde Burak Çoban yadelleri oynayınca kanatlar çalışmadı, buradan sallandık..

Aslında iyi de başlamıştık, 32’de Ben Yedder’in kafası direğe takıldı, 5 dakika sonra korner atarken gol yedik..

Gafil avlanmak böyle bir şey, iki pasla ipimizi çektiler..

Bu merkezde Burak Çoban’ın yedekler kulübesine çekilme zamanı geldi, 10 haftadır bu arkadaş şapkadan tavşan çıkaracak diye bekliyoruz ama boşuna bekliyoruz, olmayacak..

Biraz dinlenirse sanki daha iyi olacak..

Forvette Ben Yedder daha olacak ama zamanla.. Kakuta ise zamanla düştü veya rakipler uyandı, nefes aldırmıyorlar..

Lig’in en “L” takımıyla oynadık..

Skorla işleri yok, taraftarı yok, amacı yok..

Bizim gibi her hafta final oynamıyorlar, baskı yok..

Skor 2-2 iken, 75’te Serhat Sütlü neşteri vurdu, Burak Çoban’la Kakuta’yı oyundan alarak Umechi ile Lukash’ı oyuna saldı, patron çıldırdı..

Çok cesurca bir hamleydi, kazanma isteği dolu..

Ancak takım beraberliğe razı pozlarda..

Bu matematikte de bir arıza vardı!.

Hoca kazanmak istiyor, takım puan peşinde..

Kaybedince topun ağzına hoca ile yönetim geliyor, Esenyurt’ta olduğu gibi..

Taraftara göre futbolcular sütten çıkmış ak kaşık!.

90+4’te gol attık, 3-2 öne geçtik, 3 puanı saçlarından yakaladık, daha sevinmemiz bitmemişti, topu ağlarımızda gördük, skor 3-3’e geldi, yönetim istifa..

Yapmayın arkadaşlar..

O ara kalan 30 saniyeyi eritmek oyuncuların işi, aynı topa gerekirse 3 kişi basmalı, rakibi kapatmalıydı..

Vur topu dağlara taşlara, yasak mı?

Yapmayın tatangalar..

90+5’te yediğimiz bu şok golle sadece siz mi yıkıldınız?

Başkan Muhammet Kıratlı ve yönetimi üzülmedi mi?

Serhat Sütü saçını başını yırtmadı mı?

Olmuyor arkadaşlar..

Zaten çözemediğimiz bir matematik var, hiç olmazsa siz yapmayın, tatangalar gibi davranın..

Takım yener yenilir ama devrilen çamlar bardak olur, kimseye yaramaz..

Lütfen..

Kırmadan, dökmeden..

Hani diyonuz ya.. İyi günde kötü günde taraftarın hep senle..

Hani yazıyonuz ya.. Biz bu şehri tribünden sevdim..

Yani demem o ki..

Sloganlarınız sadece pankartlarda kalmasın..

SANTRA HARİCİ

Hayatın sonu varken

Sabrın sonu olmaz mı?