Avustralya’dan sonra Paraguay’a yenildik, dönüyoruz..

Dünya dönüyor, memleket yanıyor, huyumuz..

Biliyorsunuz; can çıkar, huy çıkmaz..

Yenersek mutlu, yenilirsek gemileri yakıyoruz..

Şunu mu yapsak?

Fatih Terim TFF Başkanı olsun, Aykut Kocaman milli takıma hoca..

İki dünya kupası sonra Aykut Kocaman 70, Fatih Terim 80 yaşında!.

Sonra; dün dünde kaldı!.

Bizim memleketimiz bu.. Türkiye memleketimiz, Sakaryaspor’da biz bunları yıllardır yaşıyoruz..

Öyle bir öğütüyoruz ki; yılda ortalama 20 oyuncu geliyor, 20 gidiyor..

Bu yıl 31 takviyeyle rekordayız..

4 hoca, 2 başkan!.

Neredeyiz?

Nesine 2. Lig’de!.

Ne kadar borcumuz var, bilmiyoruz..

Kimsenin umrunda da değil zaten, düşünüyorsa Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Yusuf Alemdar düşünüyor..

Kaçıyorsa Yusuf Alemdar’ın uykuları kaçıyor..

Biz rahatız, Yusuf başkanın ifadesine göre; normal bir 3. Lig takımı kadar borcumuz varmış..

Sezon içersinde başkan olarak görev verdiği Muhammet Kıratlı’nın veya Enes Zengin’in de umrunda değildir..

Aldılar, dağıldık.. Eeeeeee.. Sofrayı kuran kaldırsın..

Günün sonunda dağılan kim oldu?

Borcu bini geçen Sakaryaspor!.

Ne oldu şimdi?

31 takviye yaptıktan sonra düşmek kabusumuz oldu, yönetici bulamıyoruz..

Tribünler kaçtı, seyirci bulamıyoruz..

Bilet fiyatları 54 TL’ye kadar düştü, çözüm olmadı..

Sıkıldı tatangalar, tribünden kaçtı..

Enkaz halindeyiz!.

Dağ başını duman basan Sakaryaspor’da kadro mühendisliğini devreye sokarak devre arasında 13 takviye yapan Enes Zengin yönetimi göreve devam etme isteğindeydi ama dün..

Çünkü yanlarında kimse kalmadı, dağ yandı..

Sağına baktı, kimse yok.. Arkasına baktı, kimse yok, inek içti..

Bugün bir baktık, Enes Zengin de yok..

Sakaryaspor’da yok böyle bir sezon!.

Kova Yaşar’lı, Abdülkerim Durmaz’lı yılları saymazsak böyle bir Türk milli takımı da hatırlamıyorum..

Dolayısıyla 2026’da yaşadığımız şu iki neticeyi rüyamızda görsek inanmazdık ama yaşandı..

Sakaryaspor’un düşüşü gibi..

Trendyol 1. Lig’den düşme ihtimalimiz yüzde 10’du, yüzde 90 gerçekleşti..

Aslında bize lazım olan yüzde 90 eriyen tribünler..

Spor kamuoyunun olaya bakış açısı da üç aşağı beş yukarı aynı..

Kerem oynuyor, Barış’ı soruyorlar..

Barış oynuyor, Kenan Yıldız’ı arıyorlar..

Kenan Yıldız oynuyor, oynamasa daha iyi..

Bizde de öyleydi..

Melih Bostan oynuyor, Poyraz Efe nerede?

Poyraz Efe oynuyor, Melih Bostan adammış..

Emre Demir oynuyor, Haydar Karataş’ı neden aldık?

Aslında bize lazım olan oyun şansı, duruş farkı, koşu mesafesi ama nereye?

Bize lazım olan tecrübe..

Bu takım iki dünya kupası daha görsün, çeyrek final belki..

Bu arada Arda Güler, Çalhanoğlu Hakan gider, sistem baki kalmalı..

Türkiye bu.. Vatan millet saldıracak, oldu oldu..

24 yıl önce dünya üçüncüsü oldukta ne oldu?

Tarih yazdı..

Bu kez olmadan uçtuk!.

Uçmalıyız ama Kırantepe’de yamaç paraşütüyle..

“Tencere dibin kara, senin ki benden kara” gibi bir durum söz konusu..

İktidar ortakları “dünya deviyiz” masalları anlatıyor ya..

Yiyoruz..

Tek patlıcan 20 lira..

“Bırak siyaseti” dediğinizi duyar gibiyim..

TFF’ye sallama, PFDK var..

O zaman bir atasözüyle bağlayayım; “El yumruğunu yemeyen kendi yumruğunu balyoz zannedermiş..”

Özetle;

24 yıl sonra gittiğimiz dünya kupasında A millilerde eksik olan tecrübeydi, aşırı motivasyon ters tepti..

“Bizim Çocuklar” reklamlarda daha iyiydi..

Sakaryaspor’da da böyleydi Türkiye’de herkese böyle..

Biz demiyoruz, iki maçta sıfır çeken milli takımın yıldızı Ada Güler diyor, manşete asıyoruz;

“Utanç duyuyoruz”

SANTRA HARİCİ

Yine beraber gülüyoruz

Geçip giden zamana