Sevgili okurlar,
Artık, yaz moduna girdik!..
Sıcaklardan bunalanların, “köşe bucak, sahillere, göl ve ırmak kenarlarına, hatta yaylalara akın ettiğini söylememize”, gerek var mı?
Sakaryalıların olmazsa, olmaz tatil beldeleri arasında, “Kaynarca, Karasu, Kocaali sahil şeridi yanında, özellikle, Kerpe, Kumcağız, Kefken, Kovanağzı ve Cebeci sahillerini de tercih edenlerin sayısı”, bir hayli kabarık..
“Deniz, güneş, kum!..
Anne ben geliyorum, gözlerini yum!”
Bu işin de, bir kültürü var!
Ne deniz bedava, ne güneş, ne de kumsal!..
İyi bir tatil yapayım derken, “güneşte kavrulmak ta” var!
Aman, Allah korusun?
Hele de güneş yanığı, “hemen şıppadak” diye geçmez!
HIRCIN DALGALAR?
Öyleyse, “özellikle sahil şeridinde olanların çok dikkatli olmaları” gerekiyor..
Bazen, “güneş yağı” sürseniz bile fayda etmez!..
“Denizin içinde veya şemsiye altında bulunsanız da Karadeniz bu, insanı kavurur, yakar!”
“Bilhassa beyaz, ince tenliler çok dikkatli” olmalılar..
Gerekirse, “denize tişört ile girilmeli ve güneşe de öyle” çıkılmalıdır..
Diğer bir husus ise, “Karadeniz’in hırçın dalgaları ve akıntılarıdır”, aldanmayınız!..
“Kıyı platformlarında, derin çukurlara dikkat etmek, bilhassa yüzme bilmeyenlerin de, kıyıdan uzaklaşmamaları, hele dalgalı havalarda denize girmemelerini” öneririz!..
Deniz bu, şakası olmaz!
İYİ Kİ VARLAR?
İşte, “sahil şeridinden haberler” gelmeye başladı..
İşbaşı yapan cankurtaranlar, “daha ilk günden itibaren 44 vatandaşımızı boğulmaktan” çekip almışlar..
İyi ki, varlar!
Karadeniz’in tuzluluk derecesi, diğer denizlerimize göre azdır. Bu nedenle, “suyun kaldırma gücü”, çok değildir..
Su yüzeyinde kalmak için,” ellerimizi, ayaklarımızı kullanmayı bilmeli, ağzımıza, kulağımıza su kaçmasını önleyecek tedbirler” almalıyız!..
Çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği, “Kefken, Kumcağız, Kovanağzı ve Cebeci sahillerini, çok iyi bilirim..
SAZLI, SÖZLÜ YAZ GECELERİ?
Rahmetli Akçabeyli Divanı Muhtarı Dayım Ahmet Yağcı döneminde, “tatilcilere büyük hizmetlerimiz” olurdu..
Bilhassa, “Akyazılı, Adapazarlı, Kocaelili hemşerilerimiz ile Kefken Erim Tepesi’nde, her yaz buluşmalarımız”, unutulur mu?
Ne anılar, ne?
Deniz ile ilk defa tanışan arkadaşlarımızın heyecanı, görülmeye değerdi..
“Dayı oğulları, Merhum Ali, Halit Cengiz, Murat, Mehmet, Osman Yağcı ve diğer köyden gençler ile denizin keyfini çıkarmak”, ne hoştu..
MO KAMPI GÜZELLERİ?
Kefken Kayabaşından deniz balıklama atlamak, herkesin harcı değildi ya?
“Fok Balığı gibi yüzen”, Bahattin kardeşim!?
“Yaz geceleri, yakılan ateşin başında buluşmalar, sazlı, sözlü, klarnetli gecelerin tadı, tuzu”, nerede şimdi?..
Sevgili, duayen Saner Reklam kurucu ve sahibi Semih Saner ile Kumcağız Mo Kampında”, bir güzellik yarışması sırasında tanışmakta varmış?
Daha sonra Semih Saner ile yollarımız,” Sakarya adlı gazetede” kesişti..
Ne günler, ne?
Anlat, anlat bitmez!
KARADENİZ’DE GÜN BATIMLARI?
“Masmavi bir deniz,
Köpük, köpük dalgalar,
Kefken sahillerinde
Seni bekler martılar?”
Tatile çıkma imkanınız var mı bilmiyorum, ama yine de siz, siz olun, “günübirlikte olsa, sahillerimiz ile” tanışınız..
Denizin, kumun, güneşin keyfini yaşayınız!
“Gün batımlarında”, bizi hatırlayanlara selamlar olsun!
Yusuf Cinal yazıyor, 4 Temmuz 2026