DİYANET İŞLERİ’NDE bayrak değişikliği yaşandı. Geride kalan 8 yıldır bu çok önemli koltuğa yapışan Prof. Dr. Ali Erbaş gitti, yerine İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Sami Arpaguş atandı.
Hayırlı olsun… Her geçen gün toplum ahlâkının bozulduğu, ateist ve deist eğilimlerin yaygınlaştığı günümüzde, umarım, insanları küstüren, dinden soğutan ve bu arada boğazına kadar siyasete batan Diyanet İşleri Başkanlığı, bu ulvi görevinin önemini kavrar ve ona göre kendine çeki düzen verir.
Diyanet İşleri, ülkemizde dini konularda fetva verebilecek tek kuruluştur… İnanç dünyasında ve vatandaşların aydınlatılmasında gerçek kimliğine ve işlevine dönmelidir.
Dönmelidir ki, orta halli bir vatandaş dinini öğretmek, vecibelerini yerine getirmek ve insani ilişkilerini geliştirmek için başka yollara tevessül etmesin!
Aksi halde, geçmişte olduğu gibi çelişkiler yumağına düşen ve insanları dinden uzaklaştıran bir Diyanet hiçbir zaman bu ülkenin yararına olmaz!
Eski Başkan Ali Erbaş’ın, elini vicdanına koyup, “Bu geçen 8 yıl içinde neyi doğru, neyi yanlış yaptım? Hangi konularda siyasi davrandım, hangi konularda riyakârlık yaptım ve insanları dinden, imandan soğuttum diye” ciddi bir muhasebe yapması lazım…
Gerçi bu saatten sonra “Pardon!” dese, “Yaptıklarım doğru değildi. Bunlar politik ortamlarda zorunlu olarak söylendi!” dese ne yazar?
HAKSIZLIKLAR NASIL TELAFİ EDİLECEK?
Vatandaşlara, israf haram diye fetva veriyor, kendisi lüks içinde yaşıyor!
Her Cuma hutbesinde, “Müslüman azla kanaat etmeli!” diyor, kendi varlık içinde yüzüyor!
İfrat ve tefritten bahsediyor… Ortaya koydukları sistem ve anlayış bu anlayışın çok uzağında kalıyor!
Deveye demişler, “Neren eğri?” diye, o da cevap vermiş;
“Nerem doğru ki?”
Bir Diyanet İşleri (Bazı yazarlar “Hıyanet İşleri” diyor) düşünün ki, geride kalan 8 yıl içinde tam 41 ülkede, yüzlerce şehri dolaşmış ve bunun için büyük harcamalar yapmış...
Bir Diyanet İşleri düşün ki, dev bütçesi ile 6 bakanlık bütçesine eş değer bir harcama içine girmiş…
Bir Diyanet İşleri düşün ki, onlarca ülkeyi dolaşmasına rağmen, -bir kez de olsa, Diyanet’in kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal’in yattığı Anıtkabir’e hiç gitmemiş!
KURUCU LİDERİ UNUTTURAN NANKÖR!
Bir Diyanet İşleri düşünün ki, bu 8 yıl içinde en azından 30-40 kez tekrarlanan “milli” bayramlarda, 10 Kasım’da bir kez de olsa Gazi Mustafa Kemal adını kullanmamış…
Bir Diyanet İşleri Başkanı düşünün ki, sadece bir kez Atatürk’ün ismine “dolaylı” olarak vurgu yapmış, onda da, Ayasofya’nın açılışına rast gelen bu konuşmasında, ülkenin kurucusuna beddua etmiş. Hem de Cumhurbaşkanı ve hükümet erkânı önünde…
Heyhat… Kimsecikler ses çıkarmamış…
Bir Diyanet İşleri düşünün ki, yine bu kutsal mekânda ve başka mekânlarda “kılıçlı” gösterilerle, Cumhuriyet öncesi yönetime -sözüm ona- selam çakmış…
Bir Diyanet İşleri Başkanı düşünün ki, 6 korumayla ve kendisine tahsis edilen 30 milyonluk lüks zırhlı araçla seyr-ü sefer eylemiş, fink atmış…
Bir Diyanet İşleri Başkanı düşünün ki, insanlara israftan kaçınmalarını önerirken, sosyetenin de önüne geçerek, kızına çok lüks bir düğün yapmış.
Bir Diyanet İşleri Başkanı düşünün ki, evlendirdiği kızının altına lüks bir araç verip, çakarlı dolaşmasını temin etmiş…
İYİ Kİ EMEKLİ OLDU DA KURTULDUK!
Ali Erbaş’ın bu üstün (!) niteliklerini çok daha uzatabiliriz. Lâkin makamını siyasilerin emellerine tevdi eden bu zatı aziz Türk Milleti hiç unutmayacak!
Cumhurbaşkanı Cuma namazından çıkıyor… Önündeki onlarca mikrofon aracılığı ile rakip siyasetçilere sayıp döküyor;
“Bire ahlaksız, bire namussuz, bire cibilliyetsiz… Siz ne anlarsınız dinden, imandan…”
Ve yanı başında Hıyanet (pardon) Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve şürekâsı başını emme basma tulumba gibi eğip kaldırıyor, Cumhurbaşkanının söylediği sert sözleri ve hakaretleri onaylıyor!
Ve şimdi, geride kalan bu 8 yıl içinde kutsal dinimize, inancımıza, kültürümüze, geleneklerimize ve göreneklerimize etmediğini bırakmayan bu zat, 101 bin lira emekli aylığı alacak!
Bu devlete 30 yıl vergi ödeyen bir kişi olarak, Ali Erbaş’a, bana düşen kısmını helal etmiyorum… Hiç hak etmediğin o emekli aylığını var güle güle kullan!
Senin, bu aziz Cumhuriyetin kurucusuna yaptığın haksızlığı ve içten pazarlıklı yüzünü bu millet hiçbir zaman unutmayacak.
*****************
ANLAMLI SÖZ
“Maske yırtılmasa, hâlâ bize afetti o yüz;
Medeniyet denilen kahpe, hakikat yüzsüz…”
MEHMET AKİF ERSOY