TÜRKİYE’YE son 40 yıl içerisinde büyük kayıplar yaşatan dünyanın en gaddar ve kinci terör örgütü PKK’nın, fesih kararından sonra yaptığı açıklama her şeyi gölgede bıraktı.

Bu 40 sene içinde yaptıkları yetmiyormuş gibi, bir de Cumhuriyetimizin tapusu Lozan Antlaşması’nı eleştiriyorlar, bu tarihten sonra Kürtlere soykırım ve asimilasyon uygulandığını dile getiriyorlar.

Muhalefet partileri bu açıklamayı eleştirirken, hükümet kanadı uzun süre sessiz kaldı. Sonunca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Cumhuriyetin temel değerlerine, Devletin üniter yapısına kimseyi laf ettirmeyiz” mealinde bir demeç vererek içimize su serpse de, karşı tarafın daha yolun başında, “fırsat bu fırsat” anlayışı ile içlerindeki kini kusmaya başlaması kafaları karıştırdı!

Sözde bir barış sürecine girildi… Örgüt kendini fesih ettiğini açıkladı.

Pekiyi o, on binlerce masum insanın canına kıydığımız kanlı silahlar ne olacak?

Düne kadar bizim arananlar listesinin baş sırasında bulunan şahıslar, hangi ülkelere gidecek?

Kalan teröristler nerede, hangi ülkelerin toprağında yaşayacak?

Türkiye’ye dönecekse, adli bir süreçten geçecek mi?

Daha bunun gibi onlarca soru varken, kendini Kürtlerin temsilcisi olarak gören PKK’nın yöneticileri başladılar öz tarihimize, Lozan’ımıza saldırmaya!

Kuzey doğu komşumuz Ermenistan da, kendi yaptıklarını unutup, Osmanlıyı ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni “soykırım”la suçluyordu.

Türk tarafı, özellikle Türk Dil ve Tarih Kurumu eski Başkanı Prof.Dr. Yusuf Hallaçoğlu ile, “Gelin, iki tarafta tarihi belgeleri ortaya koysun. Uluslararası bir düzeyde tartışalım!” diye teklif ediyor fakat karşılığını alamıyordu…

Ama -sözde- soykırım olarak ilan ettikleri o malum tarihte dostumuz sandığımız Amerika’da, Fransa’da, Yunanistan’da ve tabii ki Ermenistan’da çeşitli etkinlikler düzenleyerek Cumhuriyetimize göndermede bulunmaktan vaz geçmiyorlar.

HELE SİZ BİR HESAP VERİN!

Daha bu ikinci barış sürecinin en başında yaptığınız 4 sayfalık açıklama ile, kendi yaptıklarınızı görmeyip, karşı tarafı suçlamaya, bir hak arayışı içerisine girerseniz, bunun soru barış olmaz, bilesiniz!

Hele siz Anadolu’nun kırsalında, Suriye’de, Irak’ta, Kandil’de masum vatandaşlarımıza, askerlerimize kurduğunuz kalleşçe pusuların hesabını bir verin, gerisini ondan sonra konuşalım.

33 silahsız ve sivil kıyafetli askerimizin bir otobüste kıstırılacak kahpece şehit edilmesini unutmadık.

Onlarca ve yüzlerce askerimizin sizin sinsice kazdığınız tünellerde, hendeklerde şehit verdiğimizi unutmadık.

Durduk yerde karakol baskınlarınızı…

Durduk yerde askeri üslerimizi saldırmalarınızı…

Doğuya ışık götürmek isteyen yüzlerce öğretmenimizi katletmenizi…

Dağa kaçırdığınız askerlerimize yaptığınız insanlık dışı muameleleri unutmadık…

Şimdi gelmiş, “Yok efendim Lozan Antlaşması Kürtlerin elinden devlet kurma hakkını almış… Kürtlere soykırım ve asimilasyon yapılmış” hikâyelerini anlatarak, -sözüm ona- tereyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorsunuz!

Yemezler…

Bu düşüncelerle geliyorsanız, bu düşüncelerle ülkede barışın sağlanacağını sanıyorsanız; aldanıyorsunuz…

********************

ANLAMLI SÖZ

“Barışın hiçbir maliyeti yoktur. Buna ek olarak tüm masrafıyla elde edilen bir zaferden son derece daha avantajlıdır…”

THOMAS PAİNE

*******************