Tapu işlemlerinde avukat bulunmasının gerekliliği üzerine bir değerlendirme.
Bir imza atarsınız. O gün her şey normal görünür.
Ama o imza bazen yıllarca sürecek bir davanın başlangıcı olur.
Türkiye’de açılan birçok dava incelendiğinde basit ama önemli bir gerçek ortaya çıkar: Birçok hukuki uyuşmazlık aslında daha en başta, tapuda yapılan yanlış işlemlerden doğmaktadır.
Tapu iptal davaları, miras davaları, muvazaa davaları ve ortaklığın giderilmesi davalarının önemli bir kısmı, tarafların hukuki sonuçlarını tam olarak bilmeden yaptığı işlemlerden kaynaklanmaktadır. Bu tür davalar çoğu zaman yıllarca sürebilmekte ve yalnızca taraflar açısından değil, aynı zamanda mahkemelerin iş yükü açısından da ciddi bir yoğunluk oluşturmaktadır.
İşte bu nedenle son dönemde kamuoyunda tartışılan “tapuda avukat bulundurma zorunluluğu” konusu yalnızca avukatları ilgilendiren bir mesele değildir. Bu tartışma aslında doğrudan vatandaşın hukuk güvenliği ile ilgilidir.
Nitekim kamuoyunda tartışılan 12. Yargı Paketi kapsamında tapu işlemlerinde avukat bulunmasına yönelik düzenleme önerileri, yalnızca mesleki bir talep olarak değil; vatandaşın mülkiyet hakkının daha güçlü korunması ve hukuki güvenliğin sağlanması amacıyla gündeme gelmektedir.
Bu kapsamda özellikle yüksek bedelli işlemlerde hukuki güvenliğin artırılması amacıyla, yaklaşık 30 milyon TL ve üzerindeki taşınmaz işlemlerinde avukat bulunmasına yönelik düzenleme önerileri de kamuoyunda tartışılmaktadır.
Çünkü hukuk, çoğu zaman sonradan düzeltilmesi kolay bir alan değildir. Bazen tapuda atılan tek bir imza, yıllarca sürecek davaların başlangıcı olabilir.
Bu noktada avukatın rolü ortaya çıkar.
Toplumda avukatlık mesleği çoğu zaman yalnızca mahkemede konuşan bir meslek olarak görülür. Oysa avukatın en önemli görevi, bir dava ortaya çıktıktan sonra değil; çoğu zaman daha dava doğmadan önce hakları korumaktır.
Bu nedenle birçok ülkede önemli hukuki işlemlerde avukat bulunması zorunludur. Çünkü hukuk, hata kaldırmayan bir alandır.
Avukatın değeri çoğu zaman insanların en zor anlarında daha iyi anlaşılır.
Bir suç isnadıyla karşı karşıya kaldığınızda… Bir anda gözaltına alındığınızda… Ya da herkes sizi suçlu ilan etmeye başladığında… Yanınızda çoğu zaman yalnızca bir kişi vardır: Avukatınız.
Bazen hayatın en zor anlarında insan kendini tamamen yalnız hisseder.
Eşiniz sizi terk ettiğinde… En yakınınız size inanmadığında… Hatta bütün toplum sizi yargılamaya başladığında… Yanınızda çoğu zaman yine bir tek avukatınız vardır.
Çünkü avukatlık mesleği yalnızca hukuki bilgi ile ilgili değildir. Aynı zamanda insanların en zor anlarında haklarını savunabilme sorumluluğudur.
Avukatlık mesleği çoğu zaman alkış almayan bir meslektir. Ancak adalet sisteminin ayakta kalabilmesi için vazgeçilmez bir görev üstlenir.
Bu nedenle avukatlar için kullanılan şu ifade aslında mesleğin özünü anlatır: “Avukatlar aslında adsız kahramanlardır.”
5 Nisan Avukatlar Günü vesilesiyle, savunma hakkının ve avukatlık mesleğinin toplum için taşıdığı değeri bir kez daha hatırlamak gerekir.
Bu vesileyle adaletin gerçekleşmesi için emek veren tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Gününü kutluyorum.
Çünkü güçlü bir savunma olmadan güçlü bir adalet sistemi kurulamaz.
Ve unutulmamalıdır ki; Tapuda avukat bulundurmak bir lüks değil, mülkiyet hakkının sigortasıdır.
Av. Eren Efe GÖKALP