Sevgili okurlar,
"İstiklal Mücadelesi'nin, Adapazarı, Hendek ve Geyve için önemini", mutlaka gelecek nesillere anlatmak mecburiyetimiz var..
Osmanlı'nın çöküş günlerinde, "Adapazarı ve çevresinde" durum neydi?
O Yıllar, "Geyve, Hendek ilçelerinin rolünü" nasıl ortaya koymalıyız?
Adapazarı, "o yıllar Ankara hükümeti ile İstanbul arasında mı" kaldı?
Halkın bir bölümü,"Hilafet'ten(Padişahlık), bir bölümü vatanın düşman işgalinden kurtarılması için Kuvayı Milliye" tarafındamıydı?
"İstiklal Mücadelesi" sırasında şehit edilen, "24. Tümen Komutanı ve aynı zamanda kurmay subay olan Yarbay Mahmut Nedim'i" kimler, neden ve nasıl pusuya düşürdüler?
(İstanbul Hükümeti ve hilafet yanlılarının kışkırtmasıyla, çıkan Düzce isyanlarını bastırmakla görevlendirilen Mahmut Bey, 21 Nisan 1920'de Hendek yakınlarında bir pusuda şehit edilmiştir!)
Demem o ki, "Geyve cephesinde, Adapazarı merkezde, Kaynarca ve Karasu'da, Sapanca'da", durum neydi?
Bütün bu bölgede çıkan isyanları bastırmak üzere görevlendirilen Çerkez Ethem'in, "isyancıları bastırmadaki rolü" neydi?
"Çerkez Ethem gerçeğinde", bilmemiz gerekenler nelerdir?
İSYANCILARI KİM DURDURDU?
"Manyaslı İbrahim'in peşine düşüp, Adapazarı üzerinden Ankara'ya yürümek için yola çıkan Hilafet yanlısı isyancıları, Alifuatpaşa'da durduran Kahraman Ali Fuat Cebesoy'un, rolünü", kim,nasıl anlatacak?
Neymiş ya?
Aslında, sorular çok!..
Aşağıdaki bilgiler, "gerek Türk Silahlı Kuvvetler arşivi ve gerekse Sakaryalı değerimiz Prof. Dr. Sebahattin Öncel, gazeteci büyüğümüz merhum Zekai Erdal ve İrfan Nişancık ile diğerlerinin bilgileri derlemeleri" ile ortaya kondu..
Aslında, bu bilgilere Sakarya Gazetesi'ni çıkardığımız dönemde," Sakarya Köylerde" inceleme ve araştırma yazılarına konu olan, "o dönemleri hatırlayan, yaşayan, o yıllara tanıklık eden, İstiklal Madalyalı vatandaşlarımız ile köylülerimizin anlatımları da" değerlidir..
KOCAELİ SANCAĞI?
Bu bilgiler, yine Prof. Dr. Sebahattin Öncel Hocamız tarafından " İstiklal Mücadelesi'nde Kocaeli Sancağı" adlı kitapta toplandı..
Bütün bu konuları başlı başına incelemek, irdelek, araştırmak ve ortaya koymak gerekir..
"Kaynarca'da Molla Ahmet, Karasu'da İpsiz Recep, Adapazarı merkezde Kazım Kaptan, Gavur Ali, Akyazı'da Ahmet Aytaç Hoca ve adlarını bilmediğimiz adsız kahramanların, İstiklal Mücadelesi'ndeki rolü" inkar edilemez..
Ya dağlardaki eşkiyalar, yol kesip, yoksul insanlarımızı soyup soğana çevirenler, hapishane basanlar,asker kaçakları?..
Bunları yazmak ortaya çıkarmak, gelecek nesiller ile paylaşmak boynumuzun borcudur!..
BÜYÜK TAARUZ ÖNCESİ?
"Adapazarı'nın Düşman İşgali'nden kurtarılmasının ardından, büyük taaruza giden yolda, "olup bitenler, gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanına giden yolda", çok önemlidir..
Gelin, şu bilgileri, genç kuşaklar ile paylaşalım:
"Milli Mücadele’nin en kritik günlerinde, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, Adapazarı’na yaptığı, o ikinci ziyaret, tarihin sadece askerî değil, insani tarafını da hatırlatan özel bir duraktır.
Büyük Taarruz’un ayak sesleri duyulurken Paşa, 14 Haziran 1922’de Geyve üzerinden Adapazarı’na geldi.
DOĞANÇAY TREN İSTASYONU
Doğançay İstasyonu’nda onu karşılayan kalabalık, o günün ruhunu anlatmaya yetiyordu: Yorgun ama kararlı bir halk, liderine kavuşmanın heyecanıyla sokaklara dökülmüştü. Paşa, izdiham nedeniyle otomobilden inip, yürümek zorunda kaldı; bu bile halkın ona duyduğu güvenin sessiz bir göstergesiydi.
Adapazarı’nda kaldığı ev, bugün müze olarak korunan Binbaşı Baha Bey’in konutuydu.
Fakat bu ziyaretin en unutulmaz anı, hiç kuşkusuz, iki yıldır görmediği annesi Zübeyde Hanım ile buluşmasıydı.
Millî Mücadele’nin bütün ağırlığını omuzlarında taşıyan bir komutanın, bir evlat olarak annesine kavuştuğu o an, tarihin soğuk sayfalarına sığmayacak kadar sıcak bir sahnedir.
Paşa ertesi gün çarşıyı, pazarı dolaştı.
Esnafla konuşurken sorduğu sorular, aslında bir ülkenin geleceğine dair ipuçları taşıyordu; ekonomik bağımsızlığın, siyasî bağımsızlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu, o günkü sohbetlerinde bile hissettirmişti.
ORHAN CAMİİ'NDE CUMA NAMAZI
16 Haziran’da Orhan Camii’nde Cuma namazını kıldı; ardından Çark’ta düzenlenen müsamerede “Kurtuluş Günlerine Doğru” adlı piyes sahnelendi.
Sahra hastanesini anlatan sahnede duygulandığı aktarılır.
O akşam Hendek Numune Okulu öğrencilerinin gece vakti gelip bir hürmet kıtası oluşturması ise, Adapazarı’nın Paşa’ya duyduğu sevginin en içten ifadesiydi.
Bu ziyaret, sadece askerî bir inceleme gezisi değildi; halkın moralini yükselten, Millî Mücadele’nin haklılığını pekiştiren, bir liderin annesiyle buluştuğu, o insani anı tarihe kazıyan bir yolculuktu.
Bugün Adapazarı’ndaki o mütevazı ev, hem bir komutanın hem bir evladın hikâyesini aynı çatı altında saklamaya devam ediyor."
ATATÜRK'ÜN AYAK İZLERİ?
Burada, şunu açık ve net ifade etmekte, benim görevimdir..
"Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde Adapazarı ziyareti", aşağı yukarı bellidir..
"Gelişi, karşılanması, Annesi ile buluşması, okul ziyareti(Sabiha Hanım İlkokulu), uzun çarşı esnafı ile buluşması, Orhan Camii'nde Cuma namazı, Çark Mesire'de müsamere izlemesi, Hendek'ten gelen öğrencileri kabulü..
İzmit'te Fransız gazeteciye röportaj vermesi, birlikleri denetlemesi.." açık ve nettir..
Bize düşen görev ise, "Büyük ATA'nın bu ayak izlerini" takıptir. "Yaşamak, yaşatmak ve o günün şartlarını, heyecanlarını, birlikteliklerini", ortaya koymaktır..
Bizim Sakarya Gazetesi olarak, üzerimize düşeni fazlası ile yapıyoruz..
Her kesim ve kurumlardan da, bu meyanda beklentimiz büyüktür..
Bilmem, anlatabildim mi?
Yusuf Cinal yazıyor/ 22 Haziran 2026