Sakarya’da maçtan önce SATSO seçimleri vardı, 45-43 kazanan tecrübeli başkan Akgün Aktuğ neredeyse yazı turaya kalacaktı, şok..

Bir şokta maçta yaşadık, Ümit’lerimiz kırıldı..

Mecazi anlamda elbet!.

Tam “geçen seneki takımdan kurtulduk” diye düşünüyorduk, hortladı, gözlerim faltaşı..

“Acaba hoca bu takıma idman vermeyi bıraktı da geçen seneki takımın maçlarını mı izletti?” diye düşünüyordum korktuğum başıma geldi..

Aslında herşey ne de güzel başlamıştı..

Nesine 2. Lig Kırmızı Grup’ta ilk hafta Trabzon deplasmanından 3 puanla döndüğümüzden bu yana “Biz iki ayda kurulan bir takımız. Her geçen hafta daha iyi olacağız” dediğin için soruyorum hocam; “Bu ne lahana turşusu?”

Beş atarız diye düşünüyorduk, beş yemediysek yatıp kalkıp kaleci Göktuğ ile stoperimiz Evren’e dua edelim, ayakta öldüler..

Kaptan Yalçın her ileri çıktığında geriye dönmek için taksi bulamayınca Evren tek başına 5 Erzincanlıya yem oldu, yemezler..

Sen Ümit Bozkurt.. Nesine 2. Lig Kırmızı Grup’ta 8. Hafta tavan yaptın, yönetim ne düşünüyor bilmiyorum ama seninle yollarımı burada ayırıyorum..

Bu kararımın altını ise anlattığın masallarla dolduruyorum, buraya kadar hocam..

Bu bir iş kazası değil..

Güç zehirlenmesi yaşıyorsun..

Sakarya’da 1-3 kaybettiğimiz Erzincan maçına bakınca, 5 yemediğimize şükrediyorum..

Maç 90’da değil, 25’te yediğimiz golle bitti!.

Namağlup Erzincanspor Sakarya’da maça golle (dakika 3) başladı, akabinde Hakkı’nın (dakika 11) bireysel becerisiyle beraberliği yakaladık, 25’te solbek Muhammet Ömer Çakı cepheden gelen topu arkasına düşürünce 3 puana giden yolda bize sevdanın kıllı kolları kaldı..

Sallasana sallasana mendilini veya daha doğru bir ifadeyle makyajımız aktı..

Maç 1-2’den sonra öyle bir ters aktı ki takımda düz taban oyuncu ne kadar da çokmuş, ortaya saçıldı..

Oğlumla dönüyoruz, avucu saç dolu, ben bıyıklarımı yemişim..

Neden?

İlk yarıda takımda eli ayağı düzgün tek adam 17 forma nolu sağbekimiz Salih Sarıkaya idi, 60’ta Ümit Bozkurt gitti, sağbeki çıkardı..

Dökülen solbekti hocam..

Gözüne perde inmiş olmalı..

İlhan Depe’yi bu haliyle olgunlarda oynatmam!. O kadar orta yaptın, bi kere topu kaldır be adam..

Ve.. Berk İsmail..

“Bu ligin forveti, en iyisi” masalları Erzincanspor’da Atabey Çiçek’i görene kadarmış..

Atabey daha iyi, daha tecrübeli.. Atabey daha seri, daha güçlü..

Berk İsmail rüzgarsız havada bile devriliyor, yarın rüzgar çıkınca ne yapacağız?

Yetiş Uğur Can..

Berk İsmail yalnız kalalı beri kafasına göre takılıyor ama biz bu kafaları biliyoruz, bize yaramaz..

Hasan Bilal’e ne oldu, Kerim böyle ise işimiz var, bir var, iki yok..

Elimizde bir Barış kaldı, iki Hakkı..

Sağdan say karnımız tok, soldan say Allah yardımcımız olsun..

Solbeke genç Ekrem Dağlı ısındırılmalı, Gökhan Akkan artık kulübede olmaz..

Sonrası mücadele, hırs, özveri ve forma sorumluluğu gerektiriyor, nehrin çocukları ağlamamalı..

Tabii ki gerektiği kadar toplarız ama Erzincan’ı görünce gözüm korktu, daha Beyoğlu Yeni Çarşı’yı 5-4 yenen Ordu var, bizim yenemediğimiz İskenderunspor’u 7-0 yenen Ankara Demirspor var, tribünden tanıştığımız Ankaragücü var..

En önemlisi VAR yok, sizin becerinize, hakemlerin insafına kalıyoruz..

Mesela Erzincan maçının hakemi Feridun Daldaş hakem gibi değil, psikolog gibiydi, 90 dakikalık maçın nerdeyse 3’te 1’inde anlattı da anlattı, sanki maça değil konferansa gelmişti..

Neyse ki bu hafta yenilmeyeceğiz, bay bay..

Yönetim hocayla devam ediyormuş, hay hay..

SANTRA HARİCİ

Önemli olan varmak değil

Yolda olmak

Çünkü yolun kendisi güzel