ÜLKEMİZİN üzerinden kara bulutlar bir türlü uzaklaşmıyor. Düğmeler yanlış iliklenmiş bir kere; doluya koysan almıyor, boşa koysan dolmuyor... Üç tarafı denizlerle çevrili, toprağı kıymetli madenlerle dolu bir 86 milyonluk dev bir ülke... Şu ana kadar demokraside, ekonomide, sanayine ve insan haklarında büyük yol kat etmesi gereken bu ülke, hâlâ dünyada oluşan rüzgârların önünde kuru bir yaprak misali bir oyana bir buyana savruluyor.

Türkiye’nin, bu coğrafyada ilerlemesini istemeyen karanlık eller bir anda oldubittiye getirerek “tek adam” rejimini hayata geçirdiler. “Başkanlık” dediler, “yarı başkanlık” dediler, sonunda asırlardır biriktirdiğimiz değerleri, demokrasi ve adalet anlayışımızı bir anda geriye doğru sardırdılar...

Bu karanlık eller, önce tek adam rejiminin perdesini araladılar, sonra da siyasetteki yapı taşlarını oynatmaya başladılar...

DEVLET BAHÇELİ’NİN U DÖNÜŞÜ!

BİRDENBİRE ne oldu da, Cumhurbaşkanına ağır hakaretler eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, tüm kuralları ve teamülleri ihlal ederek büyük bir “U dönüşü” yaptı ve hükümete payanda oldu?

Oysaki aynı Devlet Bahçeli, yaptığı hararetli konuşmalarının birinde eline doladığı kalın urganı hükümet erkinin suratına fırlatıp, “Alın bu iple Apo canisini asın. Daha neyi bekliyorsunuz?” diye tafra yapıyordu. Aynı Bahçeli’nin ağzından köpükler saçarak, “Tekeden süt sağılır ama senden Cumhurbaşkanı olmaz!” diye büyük perdeden düşüncelerini seslendiriyordu.

Bir karanlık el geldi ve Bahçeli’ye bu ”U dönüşünü” yaptırdı...

Acaba Cumhurbaşkanına, hangi güç yaklaşık çeyrek asırdır her sıkıştığında önünü açtı?

SİYASETİMİZDE ACABALAR ÇOK!

YÜKSEK Seçim Kurulu’na hangi güç, o mühürsüz oyları meşru saydırdı?

Hangi güç Deniz Baykal’ı tasfiye ederek, o koltuğa Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirdi?

Acaba hangi güç, daha İstiklal Marşını bile doğru okuyamayan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkardı?

Hangi güç, 2018’de Altılı Masa’nın önemli bir figürü olan Meral Akşener’i ikna ederek tekrar masaya döndürdü?

GELİNEN NOKTA İYİ İSE, SÖZÜM YOK!

ŞİMDİ gelinen bu noktada, son çeyrek asırda Türkiye demokrasi bakımından, ekonomi bakımından, iç huzur bakımından, insan hakları ve adalet bakımından çok daha ileriye gitti ise, diyecek hiçbir şeyim olamaz!

Fakat Türkiye rüşvette, liyakatsizlikte, dini siyasete alet etmekte, adalet anlayışında artık güvenilmez, yani karnesi kötü ülkeler arasında en baş sırada yer alıyor!

Ne yazık ki, artık ülkemizde torpilsiz, rüşvetsiz ve mülakatsız hiçbir şey yapılmıyor! Yapılmadığı için de bir türlü iki yakamız bir araya gelmiyor!

Görüldüğü gibi, Türkiye’yi medeniyette, demokraside, insan haklarında, ilimde, irfanda ve mutluluk endeksinde ileri seviyede görmek istemeyen karanlık eller sinsi sinsi çalışmaya devam ediyor.

ŞİMDİ DE 3’LÜ ANLAŞMA!

BİLDİĞİNİZ gibi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 3’lü bir anlaşmaya imza atıldı geçen hafta. Anlaşmaya göre 3 ülkeden birine dışarıdan herhangi bir saldırı olursa, birlikte karşı koyulacak. Anlaşmaya göre, 3 ülke arasında ekonomik, siyasi ve bölge sorunlarıyla ilgili de birlikte davranma, danışma, dayanışma kararı da alındı.

Şimdi, diyelim ki Suudi Arabistan ile İran savaşa tutuştu... Bunu bahane ederek komşumuz İran’a karşı savaş mı açacağız?

Bu anlaşma tamamen ekonomi konusunda ithalat-ihracat üzerine ya da bizde olanı pazarlamak, olmayanı bu ülkelerden temin etmek üzerine olsaydı; bence dört dörtlük olurdu.

BİRBİRİMİZİN EKSİĞİNİ TAMAMLASAK!

MESELÂ ekonomi bakımından Suudi Arabistan iyi durumda... Mesela silah sanayiinde Türkiye büyük atılım içinde... Mesela nükleer çalışmalarda da Pakistan’ın iyi olduğu biliniyor. Bu ve çeşitli tarım ürünlerinin karşılıklı mübadele edilmesi konusunda bir anlaşma olsaydı, belki de ürünü tarlada kalan çiftçimize önemli bir destek sağlanmış olacaktı...

Tarım ve su kaynakları ülke geleceğinin teminatıdır.

NATO’da önemli bir ağırlığı olan Türkiye’nin böyle bir anlaşmaya ihtiyacı yoktur. Daha önce F-35 Projesinde olmamıza rağmen Rusya’nın S-400’lerini büyük bedeller ödeyerek ülkemize getirmemiz gibi... Olayın getirisi, götürüsü detaylı bir şekilde hesaplanmadan yapılan icraatın elimizde patladığı aşikâr...

Bakalım bu üçlü anlaşma Türkiye’ye ne getirecek, ne götürecek?

**************

ANLAMLI SÖZ

“Pırlantadan alınmayan vergi, kitaptan alınıyordu... Çünkü pırlanta alandan değil, kitap okuyanlardan korkuluyordu...

ELİME ZOLA