Sevgili okurlar,
Tekirdağ’da gerçekleştirilen “ 67.TGF Konsey Toplantısı” ve kent ile ilçelerine dair izlenimlerimi, sizlerle paylaşmaya büyük özen gösterdim..
“Vatan ve Hürriyet şairi Namık Kemal’in yetiştiği, sesini yükselttiği topraklardan”, bu defa bir başka yöreye adım attık..
Sakaryalı iş insanı, turizm organizatörü EGT’nin sahibi Erden Gökhan ve ekibi ile “Gap Gezisi” için yola çıktık..
Adapazarı Demokrasi Meydanı önünde otobüs durdu..
“Gap Gezisi” için kayıt yaptıranlar, tek, tek belirtilen saatte geldiler..
Onları karşılayanlar arasında EGT Tur organizasyonu ekibinden Levent Soner, ve oğul Burak Gökhan ve ikinci şoförleri vardı.
Gelenlerin kayıtları gözden geçirildi, bakajları kontrol edilerek bir kenara yığıldı..
Adapazarı ve diğer ilçelerden gelenlerin yerleri gösterildi, bakajları yerine yerleştirildi ve hareket için düğmeye basıldı..
AKYAZI VE HENDEK YOLCULARI?
Otobüsümüz E 5 Karayolu üzerinden Akyazı Ormanköy sapağına kadar geldi..Burada da Akyazı’dan kayıt yaptıran yolcular, otobüse alındı..
Kadro tamam idi..
Eşim Fatma Cinal ile birlikte bizde, yıllardır planladığımız “Gap Turu” için bu otobüsteydik..
Kısacası, EGT Tur organazisyonunun “ 4 Gece 5 Gün Rüya gibi Tur” sloganı ile planladığı 6-11 Eylül 2022 Tarihleri arasındaki gezi için kararlıydık..
Hem firma sahibi,hem de bu tur için kaptan şoför olarak tura katılan Erden Gökhan, organizasyon direktörü Levent Soner,
ve diğer ekip elmemanları ile birlikte neşeli bir yolculuk için hazırdı..
Ormanköy’den sonra Hendek’ten de yolcularımızı alarak, yeni otobana çıktık.. Gayet neşeli müzikler eşliğinde Düzce ve Bolu’ya doğru, yol almaya başladık..
İlk molayı Bolu’yu geçince verdik..
Yeni yola çıktığımız için, bir ihtiyaç molası neteliği taşıyan bu duraklamada, çay tercih edilen içecek oldu..
Bir küçük bardak çayın 5 TL olduğunu öğrenen yolcular, biraz değil, fiyata tepkiliydiler..
ÇAY FİYATLARI?
Çay dağıtan gençler,” asla doğalgaza ve elektriğe zam geldi, haberiniz yokmu” diyerek, çay fiyat artışını savundu..
Uzatmayalım, ülkede bunca usülsüzlükler dizboyu ve gündemi teşkil ederken, biz “çay ve ekmek fiyatlarını” konuşuyorsak,” geçmiş olsun” diyeceğim..
Çay diyerek geçmeyin..
Fakirin gündelik içkisi ve alışkanlığı!..
Adapazarı’nda da çoğu yerde, 4 TL ve yukarı fiyatta artık çay satılıyor..
Gölbaşında ise bir bardak çaya 7 TL ödedik..
Kafilede yer alanlar, birbirlerini tanımaya, anlamaya, ısınma turlarına başladılar..
Öyle ya, kim, kim?
Söylediğimiz bir söz, başımıza iş açar mı?
İnanın, herkesin kaygısı bu!
Mola saati bitti, tekrar otobüste yerimizi aldık, Adapazarı’ndan uzaklaştıkça, herkes heybesinden çıkardıklarını atıştırmaya başladı..
Kimi de ihtiyaçlarını, yoldaki satış noktalarından temin etmeye özen gösteriyordu..
Bu şekilde Ankara Gölbaşı’na kadar geldik..
Otobüsümüz bir benzin istasyonuna girdi..
ARIZA, BU YA BİZİ YOLDA YAKALADI?
Bu sefer telaş, otobüsün verdiği “arıza” sinyaliydi?
Kaptan ve firma sahibi Erden Gökhan ve arkadaşları hummalı bir çalışma içine girerek, arızayı gidermeye çalıştılar..
25 Dakikalık mola, epey sarkmıştı..
Ankara bozkırlarının soğuk rüzgarları, yüzümüzde patlıyordu!..
Bir kesim otobüs içinde, bir kesim tesislerde arıza giderilmesini bekledi..
Evet, arıza küçük gibi görünse de, marş basmıyordu!..
Marş basmasa, otobüs çalıştırılıp hareket ettirelebilinir mi?
Elbette değil!..
Allah, kazadan, beladan korusun!
Olmadı, bir usta çağrıldı..
Usta, Ankara’dan yola çıktı..
Saatlerde akıp geçiyordu..
Nihayet, saat 23,30 gibi arıza giderildi..
Aslında, arızayı bilgisayarda bulamadı ama, usta tecrübeli olunca, bir çözüm üretti ve marşı çalıştırdı..
Dikkat ettim, “insanımız sabırlı ve toleranslı bir şekilde, EGT Tur elemanlarına” sahip çıktı..
Öyle ya, beterin beteri vardı!..
Biz de, ”az uçak tehirlerinde, zamanın geçmesini” beklememiş miydik?
Üstelik bu bir aile gezisiydi..
GEÇMİŞ OLSUN!
“Geçmiş olsun”dilek ve temennileri arısında, herkes yerine oturdu ve tekrar yola çıktık..
Hedef elbette Diyarbakır..
Öğleye yakın kahvaltı..
Kent gezisi, tarihi doku ve tarihi camiler, çarşı ziyareti..
Oradan Mardin, Urfa, Gaziantep ve Adana üzerinden inşallah Sakarya’ya döneceğiz..
Otobüsümüze Mersin Erdemli’de ikamet eden rehber Yasemin Koçyiğit’de, yolda dahil oldu..
Yılların rehberi Yasemin Koçyiğit, işini iyi biliyor..
Hemen otobüse bindi, mikrofonu ele aldı, yapılacak gezi hakkında Levent Soner’den sonra, detaylı bir bilgi verdi..
Diyarbakır’a doğru, yol almaya devam ettik..
Öğle saatlerinde Diyarbakır’da olduk..
DİYARBAKIR’DA, SABAH MI, ÖĞLE KAHVALTISI MI?
Zindiye Han’da güzel bir Diyarbakır kahvaltısı bizi bekliyordu..
Yolda Levent Soner ile rehber Yasemin Koçyiğit’in, “kebaplar, baharatlar hakkındaki bilgileri”, kulağımıza küpe idi..
Sulu yemekleri az olan Diyarbakır’ın, kendine has lezzetlerinden söz edildi..
Ciğer nerede yenilir, beyran çorbası nerede içilir, kahve nereden satın alınır, tatlı ve diğer lezzetler için adresler tek, tek sıralandı..
Kahvaltı sonrası, uzun ve yorucu bir kent gezisi bizi bekliyordu..
Geziye, camilerden, han ve çarşılardan başladık..
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Kolordu Komutanıyken geldiği Diyarbakır’da kaldığı köşk, hala korunuyordu..
Bir de “Atatürk müzesinin” oluşturulması, bizi ziyadesiyle memnun etti..
AH BE SAKARYA?
Ah Sakarya be?
O İstiklal Mücadelesi’nin büyük komutanı, askeri dehası 21 Haziran 1922 tarihinde Adapazarı’na geliyor..
Ve Annesi Zübeyde Hanım ile buluşuyor..
Kentte, bir tarihi iz bile yok!
Bu “Atatürk düşmanlığı” değil de nedir?
Üzülmemek elde değil!
Şu Diyarbakır, Diyarbakırlılar kadar olamamak, bana vallahi koydu!
Yetkililerimizin gafleti mi, bu?
Biz bu kadar niye duyarsız kaldık ki?
Diyarbakır, eski günlerinin aksine hareketli..
Ama insanların yüzü gülmüyor..
Bir dokunsan, ağlayacak halleri var..
SAKARYALI GAFFAR OKAN’IN İZLERİ?
Nihayet “dört ayak minareli camiye” geldiğimizde, resim çektirenlerin durumu, dikkatimden kaçmadı..
Oradaki esnaflardan birine sordum..
“Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi” dedi..
“İşte burada kurşunlandı” diyerek devam etti!
“O yüzden insanlar, buraya gelip kurşun izlerine bakıp resim çektirip gidiyorlar “diyerek durumu özetledi..
Ben de, “biz de buraya Diyarbakır için, vatan için, bayrak için, insanımız için, hizmet aykı için, canını feda eden Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın memleketi Sakarya’dan geliyoruz” dediğimizde, inanın insanlar daha suskunlaşıyorlar!
Size, daha hoşgörülü, sevecan bakabiliyorlar..
Cinayetler, cinayletler?..
Neden, ne diye?
Anlayan, bilen var mı?
Sonra rehberimiz Yasemin Koçyiğit, o günleri, Diyabakır’daki “hendek terör eylemlerini” anlattı, binaları gösterdi..
DİYARBAKIR VE KURŞUN İZLERİ?
İnsan üzülmeden edemiyor!..
Neden, ne diye?
Diyarbakır ve kurşun izleri!..
Ya, yürek yaraları?
Yıllardır çok merak ettiğim Diyarbakır’dayım..
Ziya Gökalp’in, Ahmet Arif’in, Cahit Sıtkı Tarancı ve daha birçok yetişmiş şair, siyasetçi büyüklerimizin memleketi Diyarbakır’da gün akşam olmak üzere..
Dicle kenarında soluklanıyoruz..
Hava sıcak, Sakarya’daki gibi nem yok, rahatız!
O da ne, gökyüzünden bir helikopter sesi geliyor..
“Pat, pat, pat” diye?
Başımızı kaldırıp bakıyoruz, görünürde bir şey yok..
Bu halimizi görenler, durumu biliyor ama sessizliklerini koruyorlar?
Diyarbakır bir başka sessiz!..
Bakalım seçimlerde, nasıl bir tavır sergilenecek?
Yarın, ver elini Mardin?
Bakalım, Mardin kapısından atlayabilecek miyiz?
Yusuf Cinal yazıyor, 9 Eylül 2022 Diyarbakır..