Lafı hiç uzatmadan düm dük söylemek istiyorum; Adapazarı’nda trafikte uygulamaya konulan yeni kavşak düzenlemelerini akıl edinmiş olan ademoğlunu tebrik etmek istiyorum.
Trafikte ‘yan baktın’ diye insanların birbirini vurduğu bir memlekette, bize Finlandiya disiplinini yaşattığı için o arkadaşa çok teşekkür ediyorum!
Sayesinde ne zaman bir kavşağa doğru yaklaşsam kendimi Finlandiya sokaklarında dolaşır gibi hissediyorum. Trafik ışığı yok, trafik var. Yaya geçidine doğru bir Fin edasıyla sokuluyorsun; ama kimse yayaya yol vermiyor. Trafik durmuyor.
Bekle ki geçesin. Bekle ki arabalar kesilsin ancak geçesin.
Sonuç;
Kavşaklar Finlandiya, trafik Türk işi.
Denklem de bu şekilde olunca altı kaval üstü şeşhane bir durum yaşanıyor.
***
Ama ben yine de bu yeni trafik düzenlemesini yapan ekibe çok teşekkür ederim. Çünkü sayelerinde çok yakında otomobil sahibi olacağım. Zira yaya olarak Adapazarı’nda dolaşmak çok zorlaştı.
Yaya olarak galaksi rehberimizi yazacak duruma geldik.
Hayat akıyor, trafik akıyor, siyasi duruşlar değişiyor, görüşler gelişiyor ama siz bi’ tık öteye, yolun karşısına bir türlü geçemiyorsunuz.
Bütün yayaların alışkanlık olarak kullandıkları geçişler bir türlü yaya geçişi haline getirilmez de ısrarla yandan çıkma yapılır. Anlayamıyorum.
Adapazarı’ndan yolu geçmiş olan her Allah’ın kulu hayatında en az bir kez Bulvar’dan Çark Caddesi’ne doğru Pasaj 2000 önünden geçmiştir. Aslında yaya geçişine izin verilmeyen ama bütün yayaların yolu karşıya geçmek için tercih ettikleri bir bölümdür orası.
Elinizi vicdanınıza koyun da cevap verin! Ben o yolu hiç kullanmadım diyebilecek tek bir kişi çıkmaz. Bu şehrin valisi, belediye başkanı, trafik polisleri, memuru, öğrencisi, iş adamı… herkes ama herkes o geçişi kullanır. Ve hepimiz kural ihlali yapıyoruz! Ama ısrarla yeni düzenlemelerde yandan çıkmalı yaya geçişleri yapılıyor, fakat kelimenin tam anlamıyla patika yoluna dönüşmüş olan alanlar vatandaşa yasaklı. Anlamak gerçekten güç.
***
Yeni kavşak düzenlemelerinin yayayı mı, yoksa motorlu araçları mı ön plana alarak hazırlandığını söylemek zor. İlk bakışta bunu çözebilmek oldukça iyi seviyede bir matematik ve fizik bilgisi gerektiriyor. Bundan sebep bunun cevabı kesinlikle bende değil. Ama ilk bakışta kesinlikle şunu söyleyebilirim ki, tüm kavşakların yeni peyzaj uygulamaları oldukça başarılı.
Sanki kavşaklar peyzaj uygulaması için yeniden düzenlenmiş gibi gibi… Otomobiller, yayalar peyzajdan daha az önemsiz gibi gibi…
***
Yeni Cami Kavşağındaki beyaz taşlar ve minimize edilmiş bitkilerle birlikte harmanlanan mevsimine göre değişiklik gösterebilen canlı çiçekler harika bir görüntü sergiliyor. Kavşak uygulamasının bu kısmı oldukça başarılı. Ancak Yeni Cami trafiğine nasıl bir katkısı olduğu tartışılır. Eski uygulamadaki döner kavşak konforu tamamen yok oldu. Şehrin tam göbeğinde bazen başarılı, çoğu zaman başarısız U dönüşleri performansları sergilenmeye başlandı.
Beri yandan senkronize çalışamayan trafik ışıkları yayaları çıldırtmak üzere. Yeşil ışık yanınca karşı kaldırıma geçmeye niyetlenen yayalar orta refüje geldiklerinde duraklıyorlar. Az önce görünen yeşil ışık yolun yarısına kadar geçerli. Daracık refüj alanında sıkış sıkış insanlar ikinci kademe yeşil ışığın yanmasını bekliyor.
Önceki gün bebek arabasıyla bir anne orta refüjde kırmızı ışığa yakalandı. Trafik akmaya devam ederken herkes büyük tedirginlik yaşadı.
***
Geçen gün akşamüzeri bir iki parça alışveriş yaptıktan sonra eski Gima kavşağında yola revan olmaya karar verdim. Elimde torbalar yaya yolu olan ama trafik ışığı bulunmayan yolun kenarında durakladım. Durdum, iş çıkışıymış. Bekledim, arabalar vızır vızır. Ağaç oldum, yayaya yol veren yok. Bir ara kocaman dönemecin ortasında geçiş üstünlüğü için anlaşamayan iki araba trafiği kilitledi de ben de o karmaşadan yararlanıp karşıya geçebildim.
Durmak yok, yürümeye devam. Ama ilerlemek ne mümkün. Batık-çıkık yolun o tarafa geldiğimde kaldırım 13,5 cm daraldı. Elde poşetler karşıdan da bir yaya daha geliyor. Yola çıkamıyoruz trafik vızır vızır. Dar kaldırımda gereksiz bir gerginlik. Poşetlerle birlikte yapıştırıyorum kendimi duvara, yol veriyorum yaya kardeşe.
Tın tın Yeni Cami Bulvarına kadar ulaşıyorum. Burada çözülmesi gereken trafik ışığı matematiği var. Yeşil ışık yanıyor, ama önemdeki ışıklar kırmızı. Yarı yola kadar geçiş iznim var. Hop tekrar kırmızı ışıkta bekliyoruz. Sonra tekrar yeşil ve geçiş.
Eser Okulu Kavşağına ulaştığımda ise şehir trafiğinin absürtlüğünün zirve noktasına ulaşıyoruz. Trafik ışıkları kırmızı yanıp sönüyor. Hem yayaya hem araçlara. Ne demek bu? Finlandiya’da ‘dur, yolu kontrol et, yayaya yol verdikten sonra devam et’ demek. Ama bizde işler pek öyle yürümüyor. Yanıp sönen kırmızı ışık bizde ‘ben geçiyorum, yaya da araba yokken geçsin’ demek.
***
Kavşak kenarında duruyorum. Kırmızı ışık yüzümde yanıp sönüyor. Bir yayaya bu kadar eziyet edilmez. Motorlu taşıtlar sınıfına geçsem mi diyorum.
Teşekkür ederim. Bu şehirde trafiği içinden çıkılmaz bir hale getiren herkese teşekkür ederim. Sayenizde otomobil sahibi olacağım.