Kamuoyunda uzun süredir beklenen 12. Yargı Paketi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu. Paketin ismi ve kamuoyunda oluşturduğu beklenti dikkate alındığında birçok kişi kapsamlı değişiklikler bekliyordu. Özellikle infaz sistemi, yargılama süreleri, bilirkişilik uygulamaları ve vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı hukuki sorunlara ilişkin önemli adımlar atılacağı düşünülüyordu.

Ancak teklif incelendiğinde, düzenlemelerin büyük ölçüde usul hukukuna ve yargılamanın teknik işleyişine ilişkin olduğu görülmektedir.

VATANDAŞI DOĞRUDAN İLGİLENDİREN DÜZENLEMELER

Teklifte vatandaş bakımından dikkat çeken bazı düzenlemeler bulunmaktadır. Miras kalan taşınmazların satışında ilk ihalenin yalnızca mirasçılar arasında yapılması öngörülmektedir. Böylece aile taşınmazlarının öncelikle aile içerisinde kalması amaçlanmaktadır.

Belirsiz alacak davası kaldırılmakta, buna karşılık kısmi davalarda talep artırımı imkanı getirilmekte ve artırılan kısım yönünden zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması kabul edilmektedir.

Ayrıca hukuk davalarında duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçemeyeceği düzenlenmektedir. İlk bakışta olumlu görünen bu değişikliğin uygulamada ne ölçüde karşılık bulacağı ise ayrı bir tartışma konusudur.

VATANDAŞ NE BEKLİYORDU?

Paket açıklanmadan önce kamuoyunda çok daha farklı beklentiler oluşmuştu.

Özellikle yeni bir infaz düzenlemesi yapılacağı yönünde yaygın bir beklenti bulunuyordu. Cezaevlerindeki yoğunluk, denetimli serbestlik uygulamaları ve infaz sistemine ilişkin tartışmalar uzun süredir gündemde olmasına rağmen teklifte bu konuda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.

Adalet Bakanı’nın da açıkladığı üzere boşanma davaları nafaka ve tazminat gibi mali sonuçlardan ayrılması boşanma davalarının daha etkin ve hızlı şekilde sonuçlandırılması da pakette beklenen arasında olmasına rağmen düzenlemede yer almamaktadır.

Süresiz nafakanın kaldırılması da gündemde ve beklentilerde yer almakta iken yine teklif içeriğinde bu durumla ilgili de bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yine hobi bahçeleri ve tarım arazileri üzerindeki yapılaşmaya ilişkin sorunlar binlerce vatandaşın gündemindedir. Bu konuda da yeni bir düzenleme öngörülmemiştir.

Tapu işlemlerinde hukuki güvenliği artıracak, uyuşmazlıkları azaltacak ve avukatların süreçlerde daha etkin rol almasını sağlayacak düzenlemeler yönünde beklentiler bulunmasına rağmen teklifte bu konuya da yer verilmemiştir.

Kamuoyunda “sarı serum düzenlemesi” olarak bilinen ve son dönemde çeşitli tartışmalara konu olan uygulamalara ilişkin özel bir düzenleme de pakette bulunmamaktadır.

Vatandaşların sıklıkla şikayet ettiği bilirkişilik sistemi, uzun süren istinaf incelemeleri, yıllarca sürebilen temyiz süreçleri ve tebligat sorunlarına ilişkin köklü çözümler de teklif içerisinde yer almamaktadır.

YARGIYI GERÇEKTEN NE HIZLANDIRIR?

Teklifte duruşmalar arasında üç aydan fazla süre bırakılmaması yönünde bir düzenleme yapılmaktadır. Ancak sorulması gereken asıl soru şudur: Sorun gerçekten kanunlarda süre bulunmaması mıdır?

Bugün basit yargılama usulünde de belirli süreler öngörülmesine rağmen uygulamada dosya yoğunluğu nedeniyle duruşmaların aylar sonrasına bırakıldığı görülmektedir. Sorunun temelinde çoğu zaman kanun eksikliği değil, iş yükü ve sistemsel problemler bulunmaktadır.

Birçok dosyada bilirkişi raporları aylarca beklenmekte, kurumlara yazılan müzekkerelere uzun süre cevap gelmemekte, istinaf incelemeleri yıllarca sürebilmektedir. Vatandaş açısından önemli olan yeni sürelerin kanuna yazılması değil, mevcut sistemin gerçekten işlemesidir.

AVUKATA DAHA FAZLA YETKİ VERİLMELİ

Kanaatimizce yargılamaların uzamasının en önemli nedenlerinden biri bürokratik süreçlerdir.

Bugün birçok bilgi ve belge yalnızca mahkeme müzekkeresiyle temin edilebilmektedir. Bir yazının cevabı için bazen haftalar, bazen aylar beklenmektedir. Dosyaların önemli bir kısmı esastan değil, bürokratik işlemler nedeniyle beklemektedir.

Belirli alanlarda avukatlara daha geniş erişim ve işlem yetkisi tanınması, birçok uyuşmazlığın daha kısa sürede çözülebilmesini sağlayabilir. Tapu kayıtları, kurum yazışmaları ve çeşitli bilgi-belge taleplerinde avukatların daha etkin rol alabilmesi hem mahkemelerin iş yükünü azaltacak hem de vatandaşın adalete daha hızlı ulaşmasına katkı sağlayacaktır.

ÇÖZÜM NEREDE?

Yargının hızlanması için yalnızca yeni kanun maddeleri yazmak yeterli değildir.

Hakim, savcı ve personel sayısının artırılması,

Bilirkişi sisteminin yeniden yapılandırılması,

İstinaf ve temyiz incelemeleri için hedef süreler belirlenmesi,

Kurumlar arası yazışmaların tamamen dijital hale getirilmesi,

UYAP entegrasyonlarının genişletilmesi,

Basit nitelikteki bazı uyuşmazlıkların tarafların talebi halinde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karara bağlanabilmesi,

Ve en önemlisi Avukata daha etkin sorumluluk yükleyerek dosyanın hazır hale getirilmesi gibi yapısal reformlar çok daha etkili sonuçlar doğuracaktır.

Vatandaşın beklentisi yalnızca yeni kanunlar görmek değildir. Vatandaş, açtığı davanın makul sürede sonuçlanmasını, kararın yıllarca kesinleşmeyi beklememesini ve adalete daha hızlı ulaşabilmeyi istemektedir.

SONUÇ

Teklif henüz yasalaşmış değildir. Komisyon ve Genel Kurul görüşmeleri sırasında yeni maddelerin eklenmesi veya mevcut düzenlemelerin değiştirilmesi mümkündür. Bu nedenle nihai değerlendirme yapmak için erken olabilir.

Ancak mevcut haliyle bakıldığında 12. Yargı Paketi'nin toplumda oluşan yüksek beklentiyi tam anlamıyla karşılayamadığı, daha çok teknik ve usule ilişkin düzenlemeler içerdiği görülmektedir.

Belki de asıl mesele budur. Vatandaş yeni usul kurallarından önce daha hızlı işleyen bir yargı sistemi beklemektedir.

Bu nedenle birçok kişinin aklındaki soru hâlâ cevabını beklemektedir:

12. Yargı Paketi beklenen reform mu, yoksa dağ yine fare mi doğurdu?

Belki de bu sorunun cevabını, teklif yasalaşıp nihai şeklini aldığında hep birlikte göreceğiz.