Sevgili okurlar,
Hayat akışı içinde, şahit olduklarımızın ötesinde, yakın çevremizde de olup bitenlerden, "sizleri haberdar etmeye, bilgilendirmeye" devam ediyoruz..
Brüksel'deki ailemiz içinde, "Liseli torunum Lena'nın 18. Yaşına adım atmasını" sevinçle karşıladık.
Annesi Gülseher Cinal-Denizsever ve babası Hakan Denizsever ile kardeşi Okan Denizsever'in heyecanlarına ve coşkularına, bizlerde eşlik ettik..
Dile kolay, "1985 Yılında karar verip, Belçika'da yerleşmemden iki yıl sonra, kızlarım Gülseher ile Selda'yı muhterem eşim Fatma ile birlikte Belçika'ya" götürdüm..
Bu bizim için, "yeni bir ülke, yeni bir yaşam" demekti..
Brüksel doğumlu kızım Ebru, onun kızı Elif ve diğer torunlarım Ayla, Ozan Marduç babaları Engin Marduç ile birlikteliğimiz, mutluluğumuz görülmeye değerdi..
Pastamızdaki mumları, "Lena bir üflemede" söndürdü..
"Salonu süsleyen 18 Yaş rakamları ", bana çok şey hatırlattı..
Çok şey!
Nereden, nereye ya?
Müzik eşliğinde " İyi ki doğdun" sesleri, Brüksel semalarında yankılandı..
Sonra, yaş günü pastası kesildi ve hediyeleşme başladı..
Lena. artık 18 Yaşında genç bir kız!..
"Bahtı ve geleceği", güzel olsun!
Evlatlarımızı, "en iyi şekilde yetiştirmek, geleceğe hazırlamak", büyükler olarak görevimiz..

BABALAR GÜNÜ
Sonra," babalar Günü" dolayısıyla, evlatlarım, beni de unutmamışlar..
Avrupalı Türklerin, "ilk yıllar çok rağbet ettiği bir Gramafon ve yanında Zeki Müren albümünü" hediye olarak almak, ne güzel..
Brüksel'de, Gençlik yıllarımızın Zeki Müren şarkılarını, yıllar sonra dinlemekte varmış!..
Hatırlamışlar ya?
İyi ki, varlar!...

VALLAHİ SIKTI?
Uzatmayalım, "hep siyaset, hep ülke gündemi", vallahi sıktı!..
Al Erdoğan, ver Özel, git Kılıçdaroğlu!..
Siyasetin bonusu, Devlet Bahçeli!
Bıktık vallahi!
Televizyonlarda hergün, "etki ajanları, maşallah bülbül gibi" ötüyorlar!
"Yalanı da, doğruya karıştırarak, bir güzel algı yapıyorlar ki" sormayınız?..
Ne halleri varsa görsünler, kiminle hesaplaşacaklarsa umurumda bile değil!?..
Ama, "ülkem, insanım, Cumhuriyet, Atatürk Türkiyesi, bayrak, millet, vatan sevgisi..." ağır basıyor..
Kayıtsız, kalamıyoruz işte!

HÜSAMETTİN ACAR?
Bizim Sakarya Gazetesi okurları için, "gündemi, yaşanmışlıkları, geçmişi, kaleme alan yazar arkadaşlarımdan, Akyazılı hemşerim Hüsamettin Acar'ın operasyon" haberi geldi..
Üç, dört gün doktor ve hemşirelerin misafiri olup, taburcu etmişler Hüsamettin Acar'ı..
Sağlık durumu iyi, iyileşiyor..
Hüsamettin Acar, İstanbul medyasının duayenlerinden ve makaleleri yanında, kitapları ile bilinen yazarlarımızdandır..
"Geçmiş olsun dileklerimizi", bir daha buradan iletiyoruz..

BÜYÜK GEÇMİŞ OLSUN!
Sonra, sevgili meslektaşımız Mansur Yılmaz telefon etti..
"Cumartesi günleri izinlidir ya", merak etmedim değil?
Yine, "Sakarya'nın sevilen simalarından meslektaşımız, duayen yazar Erol Afşar, Kayseri ziyaretinde rahatsızlanmış..
"Hastaneye kaldırılan Erol Afşar ustamız öğrendiğimiz kadarı ile kontrol altında" tutuluyor..
Allah, şifa ve güzellikler nasip etsin!..
Her iki arkadaşımızın iyileşmesi ve aramıza katılması, tek dileğimiz..
Dualarımız onlarla!..

AKYAZI'NIN GÖNÜL'Ü İDİ?
Akyazı'dan gelen, "iki acı haberi de paylaşmadan" geçemeyeceğim..
Önce, köylüm, baba dostumuz Üstün Ailesinin büyükleri Gönül Üstün, Brüksel dönüşü Akyazı'da rahatsızlanmış..
Tedavi için, "Akyazı, Adapazarı derken", ölüm haberi geldi..
Şok olduk!
Bir, iki defa Akyazı Devlet Hasatanesi'ne gidip, gelmişler, ama teşhis konamamış?..
Akyazı'mızın sağlık duayeni Dr. Yaşar Yılmaz kardeşim, "derhal Sakarya'ya sevk edilmesini" önermiş..
Ölüm bu ya, "kimi nerede, nasıl yakalayacağı" belli değil?..
Maalesef, Aile dostumuz, köylümüz, Gönül Ablamızın ölüm haberi ile yıkıldık!

KARA HABER TEZ YAYILIR!
Ardından, okul ve Akyazı Gençlikspor'dan arkadaşım, (o da bir gurbetçi) Remzi,Şemsi,Ali Nehir'in kardeşi Nadir Nehir'in ölüm haberi geldi!..
Hani derler ya, "kara haber tez gelir" diye!
Nadir Nehir kardeşimi, anlatmaya kelimeler yetmez!..
Bir Ormancı Ailesinin, "ağaç, yeşil, orman, dağ, dere, tepe, insan, böcek, çiçek, dere, çay sevgisi ile büyütülmüş", evlatlarından biriydi Nadir Nehir kardeşim..
Güzel, estetik futbolu, topa dokunuşları kadar hayat içindeki yeri de, bir başkaydı..

"İnsan sevdiklerinin kıymetini, onları kaybedince" daha iyi anlıyor!..
Sevgili Nazım Aktürk kardeşimin söylediği gibi, bir, bir eksiliyoruz!
Allah, sağlık ve afiyetler versin de?
Sevdiklerimizin, "mekanları cennet" olsun!
Ailesi ve sevenlerinin başı sağolsun!
Yaşamın, bir de bu yüzü var, unutulmasın!?
Yusuf Cinal ayzıyor/15 Haziran 2026