On sekizinci yüzyıldan itibaren sanayileşmenin etkisiyle insanoğlu çevre sorunları da yaşamaya başladı. Kentleşme de yeni çevre sorunlarına neden oldu.
Bu durum, artan çevre kirliliği bazı kesimlerce sanayileşme ve kentleşmenin doğal sonucu olarak kabul edildi.
Ancak bir yer var ki, ne sanayileşebilmiş ne de kentleşebilmiş.... Ama ortada bir sürü  çevre sorunu var.
Türkiye'nin batısında sanayileşmemiş, kentleşmemiş Kaynarca'da çevre sorunlarının olması komik. Dahası trajikomik. Ne dersen de...
Kaynarca yüzde 80'i köylerde oturan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan ilçe merkezi 5 bin toplamı 24 bin nüfuslu binlerce yıllık tarihi olan yerleşim yeri.
Yani kentleşme hak getire...
Sanayileşme de öyle. Bir tavuk fabrikası, bir yumurta tesisi, orta ve küçük ölçekli iki yem fabrikası, rendering tesisi bir de en son haberlerle gündeme gelen Kocadere'nin köpürmesinin sorumlusu olarak görülen deterjan sabun hammaddesi üreten fabrika.
Bu üç beş fabrikanın çevreye verdiği zarar önlenemiyorsa. Varın düşünün 2 organize sanayi bölgesinin tamamlanıp yüzlerce irili ufaklı fabrikanın çevreye vereceği zararı!
Kaynarca'nın güneyinde Kızılcaali Köyü ile Küçükkışla Köyleri arasından geçen Kocadere  köpürdü. İlk köpürüşü de değil. 10 Gün önce de köpürmüştü.  Yetkililerden hiç bir açıklama yapılmadı. Dut yemiş bülbüller.
Dere kaynağı üzerinde deterjan hammaddesi üreten bir fabrikanın atıklarının bırakıldığı iddiaları akla yakın geliyor(!) Değilse neyin sonucudur bizler de bilelim. Çevre Müdürlüğü niye açıklamıyor.
Kaynarca ve Karasu arasında bulunan Acarlar Longozu'nu kirleten atıklar, Roçkan Deresi'nde balık ölümlerine neden olan atıklara karşı da önlem alınmıyor.  İlçe merkezindeki dereye evsel atıklarla, kanalizazyonlar kontrolsüz boca ediliyor.
Koku ve hava kirliliğine neden olan sorunlar tüm şikayetlere karşın ortada duruyor.
Kaynarca'yı sanayisi olmadığı halde çevre sorunu olan bir ilçe olarak tek geçiyorum.
Memlekette ne var ne yok?
Ne var?
Memleketin gündeminde Özgecan, kadına şiddet, vahşet var. Haziran seçimleri var. Göstermelik milletvekili aday adaylıkları var.  Ekonomide merkez bankasının faiz artırımları, doların değer kazanışı, petrol varil fiyatlarının seyri var.
Malum propogandanın ana kuralı bir düşman yaratmak; paralel yapıyla mücadele var(!) Açılım adı altında fıncancı katırlarını ürkütmeden PKK'lı terörüne teslimiyet var.
İç güvenlik paketi adı altında otoriterleşmek var.
Ne yok?
Özgecan'a vah vah var ama kadına şiddeti ortadan kaldıracak eşitlikçi kültürel, ekonomik zihniyeti egemen kılmak yok.
Sözde Haziran seçimi var ama adayların parti içi demokrasi yerine liderlerin ve merkezdeki azınlık tarafından belirlendiği çarpık bir yapı var. Gerçek seçim, gerçek demokrasi yok.
Üretimin ve  emekçilerin hakettiği yeri aldığı  bir ekonomik yapı yok.
Medya sahiplerinin suni gündemleri aşılıp hayatın gerçekleri gündeme gelemediği için işsizliğe ve yoksulluğa ilişkin siyasal çözümler de ortada yok.