Her geçen gün artan şiddet olayları, sapkın davranışlar aslinda bilinenden çok daha fazla.Cinsel problemlerle ilgili 2 yıldır vaka aliyorum.İnanin bu problemlerin çoğunun altında çocuklukta yaşanan tacizler, ensest ilişkiler yatmakta.Bu durumlar kiz çocukları tarafından ya aileleriyle paylaşılamiyor yada anneleri tarafından korkutularak susturuluyor.Bu ayıplarin üstu kapandıkca bu olayların bitmeyeceğide ortada...
Biz mütaasıp bir toplumuz fakat; ayıp nedir bilmiyoruz aslinda...insanlar gizli kalan şeylerin ayıp olmadığını, açığa çıkınca ayıp olacağını düşünüyor.Bizzat dinliyorum onlar geçti,onu bilmiyorlar diyor.Minibüs şöförü neden yakıyor? Kimse bilmesin ögrenmesin, ortaya çıkmasın diye...
Sen biliyorsun ya! Rabbin biliyor ya...
Vicdan herşeyden önemlidir.Bu tarz duygular çocuklukta ailenin, çocuğa uygun ortam sağlamasıyla kazanılir.Sağlıklı Cinsel yaşantıların temeli 4_6  yaşta cinsiyetin taninmasi ve sağlıklı ergenlik dònemi geçirilmesi ile kazanılır.
Cinsiyete dayanan, kadını inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarla sonuçlanma olasılığı bulunan, aile dışında ya da aile içinde ona baskı uygulanması ve özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış şiddettir.
Kadına yönelik şiddet nedenleri, biyolojik bakıldığında şizofreni, paranoid şizofreni gibi bazı akıl hastalıkları ile antisosyal kişilik bozukluğu gibi bazı ruhsal bozukluklar olabilir.
Sosyal açıdan bakıldığında ise şiddet uygulama, öğrenilebilen bir davranıştır. En önemli öğrenme kaynağı ise, şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesidir. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde, aile içi şiddetin uygulandığı bir ortamda yetişenlerin, şiddet gösterme eğilimine sahip oldukları gösterilmiştir. Ayrıca şiddetin, toplum tarafından paylaşılan bir değer yargısı olarak kabul edilmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılarak bazı kültürlerce desteklenmesi de sosyal bir neden olarak kabul edilmektedir.
Medyada ‘kadına şiddete hayır’ konulu bir eğitici program 5 dakikalık bir görüntü ile geçiştirilirken, kadın programlarında, dizilerde ve filmlerde kadına uygulanan şiddet görüntüleri gün boyu yayınlanarak şiddetin normal bir durummuş gibi algılanmasına yol açmaktadır.
Kız ve erkek çocukların, sosyal ve kültürel örüntü, önyargı ve basmakalıp cinsiyet rollerinden kaçınan ve özgüvenlerinin geliştirilmesine yönelik temel eğitim almaları sağlanmalıdır. Kız çocukları, erkek kardeşleri ya da ağabeyleri tarafından yönetilmemeli veya onlara hizmet etmesi zorunlu bireyler olarak düşünülmemelidir.
Erkek çocukları ise, kız kardeşleri ve ya ablalarından farklı bir konumda olmadıkları ve onları yönetmemeleri konusunda bilinçlendirilmelidir.
Kadınlarla birlikte, erkekler de bilinçlendirilmeli ve erkeklerin eylemlerinden sorumlu olmaları gerektiği vurgulanmalıdır.
İnsanlar anlaşmazlıklarını konuşarak çözme yeteneğinden yoksun oldukları için şiddete ýöneliyorlar.Kişilerin, insanlar arası ilişkiler, etkin iletişim becerileri, kızgınlık kontrolü ile kızgınlığın etkin ifadesi ve çatışma çözme becerileri konusunda eğitilmesi kadına şiddetin önlenmesine katkıda bulunabilir.
“Geçtiğimiz gün bir kentimizde meydana gelen hunharca ve haince saldırı sonucu hayatını kaybeden kızımız Özgecan Aslan’ın katledilmesi bütün milletimizi olduğu gibi bizi de derin üzüntüye boğmuştur. Beklentimiz bu cani ya da canilerin bir an evvel yakalanıp hak ettikleri cezaya çarptırılmasıdır. Bu elim ve hunharca olayı şiddetle, lanetle ve nefretle kınıyoruz. Kesinlikle bu tür canilerin insanlıkla bir alakası olduğunu da düşünmüyoruz. Kızımız Özgecan’a Yüce Allah’tan rahmet dilerken, başta ailesi olmak üzere, Tüm milletimize başsağlığı diliyoruz.”