Sevgili okurlar,
Zaman, zaman köşemde dost yazar arkadaşlarımı misafir ederim.
Bugün, "Brüksel'de birlikte Radyo Anatolia bünyesinde Türkçe yayınlar yaptığımız, Egenin yiğit evlatlarından, sevgili dostum Ramazan Kurt'un bir yazısına" yer veriyorum..
Konu, sıcak ve güncel..
"Avrupalı Türkler" ile ilgili, çok yazılar yazıldı.
Çok konuşuldu..
"Kimi, gurbetçi, kimi Almancı, kimi gavurcu" dedi?.
Neler yaşamadılar, neler görmediler, neler?

Gelin, Sevgili Ramazan Kurt'un yazısına birlikte göz atalım:

ERDOĞAN'IN ÇAĞRISI?
"AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yurt dışında yaşayan Türklere yönelik yaptığı “birikimlerinizi Türkiye’ye getirin” çağrısı dikkatimi çekti.
Aslında bu çağrı, Türkiye siyasi tarihini bilenler için tamamen yeni değil.
Çünkü, Türkiye, "ne zaman döviz sıkıntısı yaşasa, ne zaman ekonomik zorluklarla karşılaşsa, gözler bir şekilde Avrupa’da yaşayan Türklere" çevrilmiştir.

1960’larda, Avrupa’ya çalışmaya giden işçilerimizin gönderdiği dövizler, "Türkiye ekonomisinin can damarlarından" biri oldu.

FARKLI HÜKÜMETLER?
Sonraki yıllarda, "farklı hükümetler, çeşitli teşvikler, özel hesaplar, tahviller ve kampanyalarla yurtdışındaki Türklerin tasarruflarını, Türkiye’ye yönlendirmeye" çalıştı.
Bu açıdan bakıldığında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı, "tarihte ilk" değildir.
Ancak, dikkat çekici olan, "bu çağrının bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılmış" olmasıdır.
Çünkü bu çağrı, "Avrupa Türklerinin ekonomik gücünün ve Türkiye açısından taşıdığı önemin", açık bir kabulüdür.

NELER SÖYLENMEDİ Kİ?
Yıllardır, "Avrupa Türkleri hakkında" çok şey söylendi.
Kimi zaman, “Almancı” denilerek, küçümsendiler!.
Kimi zaman, "Türkiye’nin gerçeklerinden uzak olmakla" suçlandılar!.
Kimi zaman, "seçim dönemlerinde hatırlandılar, seçimler bittikten sonra" unutuldular!.
Fakat, "iş Türkiye’nin ekonomik ihtiyaçlarına geldiğinde, yine aynı insanların kapısı" çalındı.
Bu da, bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Demek ki, "Avrupa Türkleri, sadece seçim dönemlerinde oy veren insanlar" değilmiş.
Demek ki, "Avrupa Türkleri, sadece yaz tatilinde memlekete gelen gurbetçiler" değilmiş.

ÖNEMLİ BİR GÜÇ!
Demek ki, "Avrupa Türkleri, Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğunda, güven duyduğu" önemli bir güçmüş.
Ben, "1963 yılında çocuk yaşta, Avrupa’ya gelen kuşağın mensuplarından" biriyim.
Bizler, "Avrupa’nın fabrikalarında çalışan babaların, annelerin" çocuklarıyız.
Bizler, "hem Avrupa’nın kalkınmasına katkı sunduk, hem de Türkiye ile bağlarımızı", hiç koparmadık.
-Ev yaptık, Türkiye’de.
-Arsa aldık.
-Yatırım yaptık.
-Ailelerimize destek olduk.
Türkiye’nin zor zamanlarında, "elimizi taşın altına" koyduk.
Buna rağmen, zaman, zaman "önyargılarla da" karşılaştık.

TÜRKİYE SEVGİLERİ?
Sanki, "Türkiye’den kopmuşuz" gibi davranıldı.
Sanki, "bu ülkeye aidiyetimiz azalmış" gibi konuşuldu.
Oysa, gerçek tam tersiydi!.
Aradan geçen altmış yılı aşkın sürede, "Avrupa Türklerinin Türkiye sevgisi", hiç eksilmedi.
Bugün, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı çağrı, "belki de farkında olmadan bir gerçeği daha", ortaya koyuyor:
Avrupa Türkleri, artık sadece “gurbetçi” değildir!.
Onlar, "Türkiye’nin Avrupa’daki ekonomik, sosyal ve kültürel" gücüdür.
Ve bu güç, "yalnızca ekonomik sıkıntı yaşandığında değil, her zaman hak ettiği değeri" görmelidir."

BİZİ HİÇ İLGİLENDİRMİYOR?
İşte Ramazan Kurt'un duygu ve düşünceleri bunlar..
Ne düşünüyorsunuz bilemem ama," Avrupalı Türklere gereken ihtimamın gösterildiğini" söyleyemem?
Neden mi?
Bir taraftan "gelin" diyorsunuz?
Bir taraftan ise, "gelirken, 460 Euro'yu geçen ürünlerinizi vergilendireceğiz" diyorsunuz?
Yani "çikolata, hediyelik eşya, çay, kahve..v.s az getirin, ama bolca döviz getiriniz" ha?
Olmadı ya?
Ama, biz yine bu yıl da, yani izin mevsimi, Türkiye yolundayız..
Sizin için değil ama, "vatanımız Türkiye, sevdiklerimiz, milletimiz, bayrağımız için" yollardayız!
Siyasetiniz mi?
Bizi, hiç ilgilendirmiyor!
Yusuf Cinal yazıyor, 13 2026