İÇİNDE bulunduğumuz Mayıs ayının kaderi midir acaba? Yıllardan beri Türkiye’de hem gerilime hem duyguya hem de harekete sahne oluyor…

Önce 1 Mayıs’la başladı heyecan… Tüm dünyada kutlanıyordu… Çalışan İşçilerin Bayramı… Sadece senede bir gün…

Bizde ise 1960 askeri darbesinden bu yana sıkıntılı geçiyor… Çünkü darbeciler tarafından yasaklanmıştı… Oysa ki, yıllar sonra iktidara gelen Süleyman Demirel, “Yollar yürümekle aşınmaz” diye demokrasinin olmazsa olmazları arasında olan yürüyüş ve protesto hakkını vurguluyordu.

Taksim Meydanı’nda, ta 1960’dan bu yana zaman zaman güllerin açtı, zaman zaman da büyük gerilimlerin yaşandığı, kanların döküldüğü bir alan oldu.

Aslında bir ara izin verilmişti… Ve olaysız bir şekilde kutlamalar gerçekleşiyordu. Sonra yine yasaklandı ve gerilim de tırmanışa geçti…

Ülkemizin tüm şehirlerinde ve ilçelerinde olaysız bir şekilde kutlandı… Çünkü yasak yoktu, işçiler kadınlı erkekli doyasıya eğlendiler, marşlar söylediler, moral tazelediler…

Bundan kime ne zarar gelir ki?

İSTANBUL’A HİÇ YAKIŞMIYOR!

Fakat gelin görün ki, İstanbul’da 1 Mayıs denince sinirler geriliyor. Valilik, “Sadece sembolik bir şekilde yetkili kişiler Taksim’e gelir, mesajını verir, çelengini bırakır” tarzında bir sınırlama getirdi.

İşçi kesimi ve sendikalar ise “1 Mayıs bizim bayramımızdır… Anayasal bir haktır ve kimse engelleyemez” diye her defasında Taksim’e yürümeyi deniyor…

Valilik yasaklıyor… Orada görev yapan binlerce, on binlerce polis sadece verilen emri uyguluyor… Onlara diyecek hiçbir şey yok… Diyeceğimiz yasaklayıcı zihniyetedir…

Yalnız, Devletimizin polisine koca koca kaldırım taşları atanları da hiçbir zaman hoş karşılayamayız… Zaten bu çirkinlikleri yapanların, Taksim’e çıkma nedenleri de bellidir.

CHP yönetimi ve Genel Başkan Özgür Özel’in, belli bir noktadan sonra yürüyüşü sonlandırması, olası bir çatışmayı ve hengameyi önlemiştir. Bu arada kötü niyetlilere fırsat verilmemiştir… Tebrike şayan bir davranıştır.

1 Mayıs hareketli başladı, dedik ya; tüm çalışan emekçilerimize hayırlı olsun…

BU GÖRÜŞME MİLAT OLSUN!

Geçen haftanın en çok konuşulan bir başka olayı da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in AK Parti Genel Merkezi’ndeki görüşmesi idi.

Özgür Özel’in karşısındaki “boş koltuğun” elbette ki siyasette bir anlamı vardır. Çünkü görüşme, bir ülkenin Cumhurbaşkanı ile Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı arasındadır.

Cumhurbaşkanı’nın bir titri de AK Parti Genel Başkanı olmasıdır. Bir anlamda şu mesaj verilmek istenmiştir;

“Ben, CHP Genel başkanı Özgür Özel ile ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatı ile konuşuyorum. Onun dengi olan ve uhdemdeki Genel Başkanlık koltuğu da boş kalmak durumundadır…”

Zira bir kimse hem Cumhurbaşkanı hem de Genel Başkan olarak iki farklı koltukta oturamaz! Olayın böyle yorumlanmasında fayda vardır.

HAVAYI DEĞİŞTİRMEYE YETTİ

İki saate yakın süren görüşmede neler konuşuldu bilemiyoruz. Çünkü bu konuda iki taraf da ketum davranıyor… Lakin önemli olan bu tarihi buluşmanın iyi başlaması ve iyi sonuçlanması…

Ülkemiz yıllardan beri büyük gerilim yaşıyordu… Muhalefet partileri ile yönetenler arasındaki gerilim atmosferi, yüksek volümlü söylemler milletimizi de germiş, derin çatlaklar oluşturmuştu…

İşte bu görüşme sonrası başta yazılı ve görsel basın olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarda gözle görülür bir yumuşama gözlendi… Gazeteler, daha itidalli ve makul manşetler atıyor… Televizyondaki yorumcular ve haberciler daha dikkatli ve kapsayıcı bir dil kullanıyor. Bu bile Türkiye’de yaşayan gerilim iklimini değiştirdi, insanların yüzünde tebessüm oluşturdu…

İster sağda olsun ister solda olsun ister yönetimde ister de muhalefette; tüm partilerin birbirleriyle iyi ilişkiler içerisinde olması memleketimiz yararına olacaktır…

MAYIS AYININ BEREKETİ BİTMEDİ!

Önümüzde 12 Mayıs Anneler Günü var… Bu da çok önemli… Çünkü dünyayı yöneten liderleri de anneler doğuruyor… Dünyaya yön veren komutanlar, siyasetçiler, bilim insanları, sanatçılar, siyasetçiler bir ana evladıdır…

İngilizlerin gurur abidesi Willims Chörchill, “Her asır bir lider doğurur… 20. Yüz Yılda bu lideri doğurmak bir Türk anasına nasip olmuştur…” diyor Gazi Mustafa Kemal’in eli öpülesi annesi için.

Bizlere Cumhuriyeti kuran ve Türk Gençliğine emanet eden Atamız da bir anne evladıdır… Aslında eli değil, ayağı öpülesi anneleri senenin sadece bir gününde değil, her gününde baş tacı yapmalıyız…

Çünkü anne ağlarsa, dünya ağlar… Yok, anne gülerse, dünyada çiçekler aç ar…

VE MAYIS AYININ HAREKETİ!

Dedik ya, Mayıs bereketi devam ediyor… İki hafta sonra 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı tüm yurtta kutlanacak. Asırların lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan’ı, tüm çocuklara armağan ederken, gençleri de unutmamış.

“Bu ülke gençlerin omuzlarında yükselecek” diye onlara sonsuz güvenini her daim vurgulayan Atamız, “19 Mayıs aynı zamanda benim doğuşumdur” dediği bu özel günü bayram olarak Türk Gençliğine armağan etmiştir.

Aslında bu ayın içinde bir de 27 Mayıs var… Lakin bu tarih her defasında canımızı acıtıyor! 1960 darbesini gerçekleştiren ihtilalciler, bu tarihi, ülkemizde zorunlu olarak “27 Mayıs Devrimi ve Anayasa Bayramı” olarak kutlatıyordu.

Milletimizin kalbi, her yıl dönümünde bir kez daha kanıyordu…

Hey hat… Bu bayramı 1960 darbecileri koydu, 1980 darbecileri kaldırdı ve bayram olmaktan çıkardı…

Belki de Kenan Evren Paşa’nın yatığı en hayırlı iş bu yaralayıcı bayramı kaldırmak olmuştur…

************

ANLAMLI SÖZ

“Kendine seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir gün bile çalışmış olmazsın…”

CONFUCİUS