Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da depremzedelere yönelik “Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkmakta zorlanan şehrimiz. Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay'a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı” sözlerini seçmene şantaj olarak değerlendiren muhalif seslerden bir tanesi de İBB Başkanı İmamoğlu’ydu.

İktidarın ‘topal ördek’ konumuna düşürmek için elinden geleni ardına koymadığı İmamoğlu…

Dedi ki;

“Bu hafta sonu Cumhurbaşkanı'nın Hatay'daki sözlerini dinlediniz mi? Sevgili vatandaşlarımız, gerçekten analize muhtaç ifadelerdir" diyen İmamoğlu, "Vicdanen analize muhtaçtır, hukuken analize muhtaçtır, psikolojik olarak analize muhtaçtır. İnsana dair böyle bir duygu olmaz, olamaz. Kendisini ve partisini tercih etmediği için, hem de depremzedelerin önünde, deprem bölgesinde 10 binlerce canın öldüğü ortamda yardım etmediğinin ifadesi bu. Başka bir ifade değil.

Ne için? Seçime 1 ay kaldı diye, 1,5 ay kaldı diye sözüm ona insanları korkutarak siyaset yapacak ve itiraf ettiği bu durumdan ötürü insanların oyuna talip olacak" diyen İmamoğlu, "Bu tür davranışlar bence siyasetin konusu değil, toplumun vicdanına emanettir.

Ne olacak yani; Hataylı senden korkacak, koşa koşa sana oy mu verecek!

Tıbbın konusudur bu. Psikolojik olarak incelenmelidir. Bu ifadeler hafife alınacak ifadeler değildir,

İhmalidir.

Bir ülkenin başına gelen bir insan, hepimiz ondan şunu bekleriz; toplumun her kesimine adalet dağıtan, toplumun her kesimine iyilikle konuşan, bir insanın dilinde kötülük olur mu?

Bu nasıl bir anlayış ya! Efendi, hükmeden, hakim! Milletin efendi olduğunu öğrenecek bunlar 31 Mart'ta... Siz efendi değilsiniz.

Dün yapılan konuşma görevin ihmalidir. Binlerce insanı çadır hayatına mahkum etmek, gerekli desteği vermemek bunun bu şekilde ifade biçimidir. Ne için? Oy için... Bu tehdidin karşılığını bu millet öyle bir verir ki... Bu milleti tehdidiniz karşılığı milyonlar olacak göreceksiniz. Milletimiz demokrasi şamarı gibi yanıt verecek.”

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da depremlerin yıldönümü dolayısıyla Hatay’da yaptığı basın açıklamasında öncelikle bu konuya değindi;

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ak Parti Genel Başkanı sıfatıyla 'Merkezi ve yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir şey gelmez’ diyerek Hatay’a neden hizmet gelmediğini, yıkılan bu kadim şehrin neden ayağa kaldırılmadığını, devletin elini niçin Hatay’a uzatmadığını yerel seçimler için gözdağı vererek itiraf etmiştir.

Demokratik hukuk devletlerinde kamu hizmeti verilirken ayrım yapılamaz. Çünkü vatandaşların devlet hizmetlerinden eşit yararlanması Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bu tavır her zaman olduğu gibi ancak kutuplaşma ve kavga yaratır.

Depremde yakınlarını, yuvalarını, işlerini kaybeden vatandaşlarımızın devletin kucaklayan ve iyileştiren yüzüne ihtiyacı varken; mahallî idareler seçimleri öncesi depremden etkilenen şehirlere karşı bu söylem, siyasi rekabeti bir dayatma ve zorlamaya dönüştüren apaçık bir vicdan sorunudur.”

Bir de yazar tepkisi aktarayım…

Korkusuz’dan Can Ataklı herkesin anlayabileceği dilden anlatmış;

“Elbette bir yerel yönetici iktidar partisine bağlı ise muhalif olan bir belediyeden daha rahat olur, en azından merkezi otorite ile ilişkilerini muhalefete göre daha avantajlı kullanır.

Ancak bu yerel yönetimlerin daha iyi çalışabilmek için ille de merkezi otoriteye bağlı olmalarını gerektirmez.

Bu bilinen olgu Erdoğan’ın Hatay konuşması ile bambaşka bir boyuta taşındı.

Erdoğan hem kendisinin hem de başka liderlerin aksine ilk kez çok acı çekmiş bir kentin yönetiminin muhalefette olmasının yarattığı trajediyi itiraf etti.

Bu, bir iktidar sahibinin bugüne kadar yaptığı en önemli, en korkunç, en vicdandan yoksun açıklamaydı.

Bir kent düşünün, binlerce yıllık tarihi ve kültürü var.

Üç ‘kitaplı dinin’ de hayat bulduğu nadir yerlerden biri.

Bir milyonun üzerinde insan yaşıyor burada.

Ülke yönetiminin bir numaralı ismi “Eğer Hatay bizde olsaydı böyle garip, böyle mahsun kalmazdı” diyor, diyebiliyor.

Akıl ve mantık dışı bir durum bu.

İstanbul’da “Bizi seçmezseniz hizmet alamazsınız” demek başkadır, bunu Hatay’da söylemek başkadır.

Tam bir yıldır bölgeden çığlıklar yükseliyor, duyarlı vatandaşlar çaresizlik içinde çabalıyor, Hatay’a yardım gelmediğini, insanların kaderine terk edildiğini söylüyor.

İktidar ise her seferinde bunun siyasi propaganda amacıyla kullanıldığını, çıkar gruplarının ve terörle işbirliği yapan muhalefetin uydurması olduğunu savunuyordu.

Ama gerçek bizzat Erdoğan’ın ağzından çıktı.

“Hatay’a yardım geldi mi?” diye sordu ve nedenini açıkladı.

Hatay’dan İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e, Adana’ya, Antalya’ya, Eskişehir’e “Bizi seçmezseniz sonunuz Hatay gibi olur” demek istedi.

Aptallara havuç gösterdi. Akıllılara ise gözdağı verdi.”